Ünite 5: Çalışma Yaşamının Merkezi ve Yerel Yönetim Kuruluşlarınca Denetimi

Giriş

“Sosyal devlet” anlayışı, çalışma yaşamının denetimindeki devlet yetkisinin en önemli dayanağını oluşturur. Sosyal devlet, çalışma yaşamına hem koyduğu yasalarla düzenleyici olarak, hem de koyduğu yasalara uyulup uyulmadığını kontrol amaçlı denetleyici olarak müdahale ettiği gibi, çalışma yaşamında karşılaşılan uyuşmazlıkların çözümünde de aktif olarak rol üstlenmektedir.

Anayasa’ya uygun olarak, 4857 sayılı iş Kanunu’nun 91. Maddesinde, açık bir şekilde devlete iş denetim yetkisi ve görevi verilmiştir. Bu madde hükmüne göre, devletin çalışma yaşamının denetimi konusundaki yetkisi, “çalışma hayatıyla ilgili mevzuatın uygulanmasını devlet izler, denetler ve teftiş eder” şeklinde ifade edilmiştir.

İş Kanunu’nda, çalışma yaşamının denetimi konusunda esas olarak Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı yetkili kılınmıştır. Ayrıca, çalışma yaşamının özellikle iş sağlığı ve güvenliği yönünden, devletin başka birimleri tarafından da denetlenebileceğini öngören düzenlemeler bulunmaktadır. Söz konusu düzenlemeler dikkate alındığında, çalışma yaşamını iş sağlığı ve güvenliği yönünden denetleyebilecek devlet birimleri şu şekilde sıralanabilir:

  • Milli Eğitim Bakanlığı,
  • Milli Savunma Bakanlığı,
  • Sağlık Bakanlığı,
  • Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı
  • Belediye
  • Mülki idare amirlikleri
  • İl özel idareleri.

Çalışma yaşamı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı ve yukarıda sıraladığımız devlet birimlerinin yanı sıra dışarıdan sendikalar tarafından da denetlenmektedir.

Çalışma Yaşamının Merkezî Yönetim Kuruluşları Tarafından Denetimi

Merkezî yönetim, kamu hizmetlerinin merkezde toplanması ve bu hizmetlerin merkez ve merkez hiyerarşisi içinde yer alan kuruluşlarca yürütülmesi anlamına gelir. Kuruluş amaçları çalışma yaşamını denetlemek olmamakla birlikte, yukarıda bahsi geçen merkezî yönetim kuruluşlarından bazı bakanlıkların ayrıca çalışma yaşamının denetimi ile ilgili görevler üstlendikleri görülmektedir. Bu bakanlıklar; Milli Savunma Bakanlığı, Sağlık Bakanlığı, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Milli Eğitim Bakanlığı, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı ve Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’dır.

Milli Savunma Bakanlığı Tarafından Yapılan Denetim

Milli Savunma Bakanlığı, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı dışında özel olarak kanunla belirlendiği üzere sadece bazı işyerlerini denetlemek yetkisine sahip kamu kuruluşlarından biridir. 4857 sayılı iş Kanunu’nun 91. maddesinin 3. fıkrasına göre “Askerî işyerleriyle yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen işyerlerinin denetim ve teftişi konusu ve sonuçlarına ait işlemler, Milli Savunma Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca birlikte hazırlanacak yönetmeliğe göre yürütülür.” Bu Yönetmelik, 2004 tarihinde 25540 sayılı Resmî Gazete’ de yayımlanarak yürürlüğe giren, “Askerî İşyerleriyle Yurt Güvenliği İçin Gerekli Maddeler Üretilen İşyerlerinin Denetim ve Teftişi Hakkında Yönetmelik’tir.

Bu yönetmeliğin kapsamına; “askerî işyerleri” ile “yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen işyerleri” ve “diğer askerî işyerleri” girmektedir.

Yönetmeli ile yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen işyerleri ve diğer askerî işyerlerinin denetim ve teftişinin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş müfettişlerince yapılacağı, askerî işyerlerinin çalışma yaşamına ilişkin denetim ve teftişinin ise, askerî iş müfettişleri tarafından yapılacağı hüküm altına alınmıştır.

Askerî iş müfettişlerinin yetki ve sorumlulukları, Aile Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş müfettişleriyle aynıdır ve askerî iş müfettişlerinde, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı iş müfettişlerinde aranılan niteliklerin bulunması gerekmektedir.

Sağlık Bakanlığı Tarafından Yapılan Denetim

Çalışma yaşamının denetimi konusunda görev üstlenen merkezî yönetim kurumlarından biri de, Sağlık Bakanlığı’dır. Sağlık Bakanlığı herkesin bedeni, zihni ve sosyal bakımdan tam bir iyilik hali içinde yaşamını sürdürmesi görevini üstlenmiştir. 1593 sayılı Umumi Hıfzıssıhha Kanunu’nun 173-180. maddeleri ve 268-275. maddeleri ile 1948 tarihli “İş Kanunu Şümulü İçinde Tasnif Edilmemiş Olan Küçük İşyerlerinin Teftiş ve Murakabesi Hakkında Yönetmelik “in 1/7. maddesi, Sağlık Bakanlığı’na işyerlerini denetleyebilme yetkisini vermektedir. “Gayri Sıhhi Müesseseler Yönetmeliği’nin 21. maddesine göre, “gayrisıhhi müesseseler çevre ve toplum sağlığı açısından sağlık teşkilatının denetimi altındadır.” Söz konusu madde hükmünden de anlaşılabileceği üzere, doğrudan olmamakla birlikte, çevre sağlığıyla ilişkilendirilerek, sınırlı ve dolaylı bir şekilde iş güvenliği denetimi konusunda, Sağlık Bakanlığı’na yetki tanınmıştır.

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı Tarafından Yapılan Denetim

Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, Milli Savunma Bakanlığı ile Sağlık Bakanlığı gibi Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı dışında özel olarak kanunla düzenlendiği üzere, sadece bazı işyerlerini denetlemek yetkisine sahip kamu kuruluşlarından biri olarak karşımıza çıkmaktadır.

3213 sayılı Maden Kanunu’nun 11. maddesi gereğince, Enerji ve Tabii Kaynaklar Bakanlığı, “maden hakları ile ilgili bütün faaliyetlerin yürütülmesini ve vecibelerin yerine getirilmesini kontrol ve denetimini yapmak ve yönlendirmek için, teknik ve mali konuları yerinde incelemek maksadıyla ihtisaslaşmış diğer Devlet kuruluşlarından da yararlanarak, inceleme raporu hazırlatır.” Denetimlerin nasıl yapılacağı ise “Maden Kanunu Yönetmeliği’nin 18-22. Maddelerinde hükme bağlanmıştır. Maden Kanunu Yönetmeliği “Madencilik Faaliyetleri Uygulama Yönetmeliği’dir.

Milli Eğitim Bakanlığı Tarafından Yapılan Denetim

3308 sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu’nun 41. maddesine göre; Milli Eğitim Bakanlığı’na bağlı eğitim kurumlarının dışında, kamu ve özel kurum ve kuruluşlarda yapılan; aday çırak, çırak ve kalfaların eğitimi ile işletmelerde yapılan; mesleki eğitim, öğrencilerin bu eğitiminden sorumlu işletmelerin bağlı olduğu oda veya birliklerin temsilcilerinin katılımı ile Milli Eğitim Bakanlığınca; iş ortamı, sosyal güvenlik, iş güvenliği ve sağlık şartları bakımından ise, Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca denetlenir. Ceza uygulanması gerektiğinde verilecek cezalar, mahallin mülki amirince uygulanır.

Eğitim ve öğretimin denetimi, Milli Eğitim Bakanlığı tarafından yapılan teorik eğitim denetimi ve Milli Eğitim Bakanlığı ve Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılan pratik eğitim şeklinde ikiye ayrılır.

Milli Eğitim Bakanlığı müfettişlerince yapılan teorik eğitimin denetimi esnasında, eğitimle ilgili aşağıdaki hususların yapılıp yapılmadığına dikkat edilir.

  • İl genelinde, çıraklık eğitimi uygulama kapsamında bulunan meslek dallarında ve bu mesleklerde faaliyet gösteren işletmelerin şehir alanındaki yerleşim durumları dikkate alınarak, Mesleki Eğitim Merkezleri arasında bir planlamanın yapılıp yapılmadığı, yapıldı ise bu planlamaya uyulup uyulmadığı
  • Aday çırak ve çıraklarla işyeri sahipleri arasında imzalanan sözleşmeler ile ilgili işlemlerin tamamlanıp tamamlanmadığı ve merkez müdürlüğünce sözleşmelerin onaylanıp onaylanmadığı,
  • Sınıfların usulüne uygun olarak teşekkül ettirilip ettirilmediği,
  • Yıllık ve günlük programların eğitim programlarına uygun olarak yapılıp yapılmadığı ve planların hazırlanmasında zamanlamaya uyulup uyulmadığı.

Pratik eğitim, Milli Eğitim Bakanlığı’nca gerekli görülmesi hâlinde aşağıdakiler tarafından denetlenir:

  • Milli Eğitim Bakanlığı müfettişleri,
  • Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı müfettişleri,
  • Sosyal Sigortalar Kurumu (yeni adıyla Sosyal Güvenlik Kurumu) müfettişleri,
  • Çıraklık Eğitimi İnceleme ve Denetleme İhtisas Komisyonları.

Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği hükümlerine göre, işletmelerdeki mesleki eğitimin denetimi için, il istihdam ve mesleki eğitim kurulunca, her yıl aşağıdaki temsilcilerden oluşan bir komisyon kurulur.

  • İşletmenin bağlı olduğu ilgili meslek odasından bir temsilci,
  • Kurum müdürlüğünden bir yönetici/alan öğretmeni, İŞKUR il müdürlüğünden en az şube müdürü düzeyinde bir temsilci
  • Eğitimin yapıldığı meslek alan/dalında uzmanlaşmış en az iki temsilci.

İlde ihtiyaç duyulduğunda aynı meslek dalında birden fazla komisyon oluşturulabilir. Bu komisyon denetim komisyonları ve denetim birimleri ile gerektiğinde iş birliğine gider.

Mesleki ve Teknik Eğitim Yönetmeliği’nin 289. maddesine göre, denetim komisyonu ;

  • Fiziki koşullar ve donanım bakımından, işletmenin mesleki eğitime uygun olup olmadığını,
  • Mesleki eğitimden sorumlu olanların, istenilen nitelikleri taşıyıp taşımadıklarını,
  • Mesleki eğitimin, öğretim programlarına uygun olarak yapılıp yapılmadığını,
  • Kanun ve diğer mevzuat hükümlerine uyulup uyulmadığını,
  • Önceki denetimde belirlenen aksaklıkların giderilip giderilmediğini,
  • İş yerinde çalışanların, mesleki eğitim belgesinin olup olmadığını denetler.

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı Tarafından Yapılan Denetim

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na iş sağlığı ve güvenliği konusunda denetim yetkisi “Tehlikeli Maddelerin Karayolu ile Taşınması Hakkında Yönetmelik” vermiştir. Yönetmeliğin “Denetim” başlığını taşıyan yedinci bölümünde, yönetmelik kapsamında yer alan faaliyetlerin, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’nca denetleneceği hükme bağlanmıştır. Bakanlık, görev ve yetkileri kapsamında, trafikte seyreden taşıtların kontrolleri için, karayolları kenarlarında tesis edilen sabit veya mobil denetim istasyonlarında, tehlikeli madde taşıyan taşıtların denetimini gerçekleştirir.

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Tarafından Yapılan Denetim

Çevre ve Şehircilik Bakanlığı Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun’da, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı’nın denetime ilişkin görevleri şu şekilde düzenlenmiştir:

  • Çevrenin korunması ve kirliliğinin önlenmesi için, çevre standartları ve ekolojik kriterler esas olmak üzere, her türlü analizi, ölçüm ve kontrolleri gerçekleştirmek amacıyla laboratuvar kurmak, kurdurmak ve denetimleri yapmak ve mevcut kamu kurum ve kuruluşlarının laboratuvarlarından yararlanmak,
  • Sürdürülebilir kalkınma ilkesi çerçevesinde, çevreye olumsuz etki yapabilecek her türlü plân, program ve projenin, fayda ve maliyetleriyle çevresel olguların ortak bir çerçeve içinde değerlendirilmesini gerçekleştirecek çevresel etki değerlendirmesi ve stratejik çevresel değerlendirme çalışmasının yapılmasını sağlamak, bu çalışmaları denetlemek ve izlemek ve çevreye olumsuz etkileri olan her türlü faaliyeti ülke bütününde izlemek ve denetlemek.

Mülki İdare Amirlikleri Tarafından Yapılan Denetim

Merkezî yönetimin taşra örgütü il, ilçe, bucak ve bölgesel kuruluşlardan oluşur ve merkezî örgüte hiyerarşik olarak bağlıdır.

İl, ilçe ve bucak kendi aralarında mülkî idare bölümlerini oluşturur. Her mülkî idare bölümünün başında, bir mülkî idare amiri vardır. Mülkî amirliklerinin, iş denetimi alanında da destek ve yardım sağlama görevleri bulunmaktadır. 4857 sayılı iş Kanunu’na göre, “bu Kanun hükümlerinin tam ve gerektiği gibi uygulanabilmesi için, işyerlerini teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerinin gerekli görmeleri ve istemeleri hâlinde, zabıta kuvvetleri, bu iş müfettişlerinin görevlerini iyi bir şekilde yapabilmelerini sağlamak üzere, her türlü yardımda bulunmakla yükümlüdürler.” (mad. 97). Mülkî idare amirliklerinin kendilerine yetki veren diğer mevzuatlardaki hükümler değerlendirildiğinde, bu konudaki görevlerinin büyüklüğü ve önemi ortaya çıkmaktadır.

Çalışma Yaşamının Yerel Yönetim Kuruluşları Tarafından Denetimi

Uygulamada, kamu hizmetlerinin tamamının merkezî yönetim tarafından görülmesi pek mümkün olmadığı gibi, birçok açıdan da sakınca yaratmaktadır. Bu nedenle, bazı kamu hizmetlerinin, merkezî yönetimin hiyerarşisi dışında örgütlenmiş kuruluşlar tarafından görülmesi, genel kabul görmüştür. Yerinden yönetim ilkesi, topluma sunulacak bazı kamu hizmetlerinin merkezî yönetim örgütü içinde yer almayan ve devlet tüzel kişiliği dışında kendi kamu tüzel kişiliği olan kuruluşlar tarafından yürütülmesidir. Yerinden yönetim ilkesi “âdemi merkeziyet” olarak da adlandırılmaktadır.

Yerel yönetimler;

  • İl özel idareleri,
  • Belediyeler ve
  • Köylerden meydana gelir.

Bununla birlikte, büyükşehir belediyeleri ve mahalli idare birlikleri de yerel yönetimler kapsamında değerlendirilmektedir. Kuruluş amaçları çalışma yaşamını denetlemek olmamakla birlikte, yerel yönetim kuruluşlarından bazıları çalışma yaşamının denetimi ile ilgili görevler üstlenirler. Söz konusu yerel yönetim kuruluşları; belediyeler ve il özel idareleridir.

Belediyeler Tarafından Yapılan Denetim

Belediyeler, iş sağlığı ve güvenliği açısından işyerlerini ruhsatlandırmak ve yetkilendirmek yetkisine sahiptir.

İl Özel idareleri Tarafından Yapılan Denetim

Belediyeler gibi il özel idareleri de, bir yerel yönetim birimi olarak, iş sağlığı ve güvenliği konusunda denetim yapmakla görevlidir. Nitekim 5393 sayılı Belediye Kanunu’nun 15. Maddesi ile bu görev hüküm altına alınmıştır.

Çalışma Yaşamının Sendikal Kuruluşlar Tarafından Denetimi

Çalışma yaşamının en önemli taraflarından biri olan sendikalar, çalışma yaşamının denetimi konusunda hem denetleyen hem de denetlenendir.

Bu nedenle, çalışma yaşamının sendikal kuruluşlar tarafından denetimi iki yönlü olarak ele alınıp incelenecektir. Bunlardan birincisi, işçilerin hem ekonomik hem de iş sağlığı ve güvenliği yönünden, daha yaşanabilir bir çalışma ortamına kavuşmasını sağlamak amacıyla, sendikaların iş mevzuatının uygulanması konusunda üstlendikleri denetleyici role ilişkindir. İkincisi ise, çalışma yaşamının önemli bir aktörü olarak, bizzat sendikaların kendilerinin üstlendikleri rollerin yasalara uygun bir şekilde yerine getirilip getirilmediğinin denetimi, başka bir deyişle sendikal denetim ile ilgilidir.

Sendikaların İş Mevzuatının Uygulanması Konusunda Üstlendikleri Denetleyici Rol

İşçi sendikaları, iş mevzuatının oluşturulması aşamasında iki şekilde işçi lehine hükümlerin yer almasını sağlamışlardır;

  • İlgili kurullarla birebir görüşmelerde isteklerini iletmek,
  • Kamuoyu vasıtasıyla baskı oluşturmak.

Ayrıca, iş mevzuatı hükümlerine aykırı hareket eden işverenlere karşı, sendika olarak idari ve yasal girişimlerde bulunmak suretiyle, iş mevzuatının uygulanması konusunda denetleyici bir görev de üstlenmişlerdir. İşçi sendikaları, işyeri sendika temsilcileri vasıtasıyla çalışma yaşamının denetimi konusunda söz sahibi olabilmektedir.

Sendikalar ve Toplu iş Sözleşmesi Kanunu’na göre, işyeri sendika temsilcilerinin işyerindeki çalışma disiplinini bozmayacak biçimde ve işleri aksatmadan, yerine getirmeleri gereken görevler şunlardır:

  • İşçilerin dileklerini dinlemek ve şikâyetlerini çözümlemek, İşçi ve işveren arasındaki işbirliğini, çalışma barışını ve uyumunu sağlamak,
  • İşçilerin hak ve çıkarlarını gözetmek,
  • İş kanunları ve toplu iş sözleşmelerinde öngörülen çalışma şartlarının uygulanmasına yardımcı olmak.

Kanun’un ilgili hükmünden de anlaşılabileceği gibi, işyeri sendika temsilcileri çalışma yaşamının denetimi konusunda da görevler üstlenmektedirler.

Ayrıca işyeri sendika temsilcileri, İş Kanunu’nda öngörülen ve çalışma yaşamının denetimi ile ilgili çeşitli kurullarda da görev almaktadırlar. Bu kurullar; “İşyerinde İşin Durdurulması ve İşyerinin Kapatılması Konusunda Yetkili Kurul, İş Sağlığı ve Güvenliği Kurulu ve İzin Kurullarıdır.

İşçi sendikaları toplu iş sözleşmesine, sözleşmenin uygulanması ve denetimini düzenleyen hükümler konulmasını sağlayarak da, işçilerin çıkarlarını savunabilirler.

Sendikal Denetim

Sendikal kuruluşların denetimi, sendikal yapıyı sağlıklı tutmak amacıyla, işçilerin ve işverenlerin, ortak ekonomik ve sosyal menfaatlerini korumak ve geliştirmek için kurulan sendikaların amaçları doğrultusunda hareket etmelerini, Kanuna ve tüzüğe uygun işleyebilmelerini sağlamak üzere öngörülen bir işlevdir. Sendikal kuruluşların denetimi, genel olarak “İç Denetim” ve “Dış Denetim” olmak üzere iki şekilde gerçekleştirilir.

İç Denetim

İç denetim , “sendikal kuruluşların niteliği gereği demokratik bir kuruluş olmasından kaynaklanan, öncelikle kendi üyeleri veya organları aracılığı ile denetlenmesidir. Sendikalar ve Toplu iş Sözleşmesi Kanunu’na göre, sendika ve konfederasyonlarda denetleme yetkisi, genel kurula aittir.

Dış Denetim

Dış denetim, “sendika ve konfederasyonların, kendilerine tamamen yabancı olan, sendika organları ile hiçbir ilişkisi bulunmayan, yetkililer aracılığı ile denetlenmesidir.

Sendikalar ve Toplu iş Sözleşmesi Kanunu’na göre, sendika ve konfederasyonların “faaliyet raporu, dış denetim raporu ve denetleme kurulu raporu ile genel kurul kararlarını”, uygun araçlarla derhal yayınlamaları da bir zorunluluktur.

Çalışma Yaşamının Kamuoyu Tarafından Denetimi

Kamuoyu üç ana başlık altında sınıflandırılabilir. Bunlar;

  • Yerel kamuoyu,
  • Bölgesel kamuoyu ve
  • Uluslararası kamuoyudur.

Yerel kamuoyu , ülke vatandaşlarının oluşturduğu kamuoyudur. Bölgesel kamuoyu ise, ülkenin bir bölümünde veya ülkeler arası teşekkül eden kamuoyudur.

Uluslararası kamuoyu ise, Dünyadaki insanların oluşturduğu kamuoyudur”.

Kamuoyu Denetimi , iç denetimin dışında, dış denetim kategorisinde değerlendirilebilecek bir denetim türüdür.

“Örgütlenmiş halk tarafından, yönetimin icraatının takip edilmesi, haksız eylem ve işlemlerine karşı gerekli tepkisini, eğilimini ve isteklerini ortaya koyması” olarak tanımlanan kamuoyu denetimi , halkın ortak çıkarlar etrafında, yönetimin karar ve uygulama sonuçlarını geçmişe ve geleceğe dönük olarak etkileme gücünü ifade eder.

Günümüzde kamuoyu, çalışma yaşamının denetlenmesinde etkin rol oynamaktadır. Çalışma yaşamının farklı kurumlar tarafından denetlenmesinde, istenen sonuçlara ulaşması açısından kamuoyunun denetim işlevine katılımı çok önemlidir. Bu bağlamda, AB ülkelerindeki kamuoyunun denetim işlevine katılımının yüksek olduğu görülmektedir. Nitekim AB ülkelerinde, üretimle ilgili büyük tehlikelerin kamuoyunun ilgisini çok arttırdığı görülmektedir. Endüstriyel tehlikelerden kaynaklanan tehditlere ilginin hızla artması, iş müfettişlerin sadece işyerindeki değil, bir bütün olarak halk karşısındaki sorumluluklarının, kitle haberleşme araçlarında çok daha fazla irdelenmesine yol açmıştır. Halkın bu konulardaki uyanıklığını, taleplerini, korku ve beklentilerini tam olarak anlamak ve tatmin etmek olgusu, iş teftişi konusuna yeni bir boyut getirmiştir. İş müfettişi, halkla yüz yüze geldiğinde takınması gereken tavrı belirlemek, hangi ölçüde ilişki kuracağını tayin etmek zorunda kalacaktır.

Çalışma Yaşamının Yargı Yoluyla Denetimi

Yönetimin denetim yollarından birisi de, yargı yoluyla denetimidir. Çalışma yaşamının yargı yoluyla denetimi, hukuki dayanağını Anayasa’nın 125. maddesindeki “idarenin her türlü eylem ve işlemlerine karşı yargı yolu açıktır” hükmünden alır. Bu hükmün amacı, çalışma yaşamının taraflarının çalışma mevzuatına uygun hareket etmelerini sağlamaktır.

Ülkemizde yargı denetimi görevi; idare mahkemeleri ve iş mahkemeleri tarafından yerine getirilmektedir. İş ilişkilerinden doğan uyuşmazlıklar, iş mahkemeleri tarafından çözüme kavuşturulur.

İşverenlerle idare organları arasındaki uyuşmazlıkların çözümünde, İş Kanunu’ndan doğmuş olmalarına bakılmaksızın, iş yargısına değil, idari yargıya başvurmak gerekir.