Ünite 3: Çalışma Yaşamının Denetimine İlişkin Resmî İş Hukuku Kaynakları

Giriş

Çalışma yaşamının denetlenmesi ve koruyucu standartların uygulama hayatına aktarılması sosyal politikaların vazgeçilmez sonucu olarak değerlendirilmelidir. Bu sosyal politikaları destekleyen hukukî düzenlemeler sayesinde çalışma yaşamının daha da insanileştiği ifade edilebilir. Çalışma yaşamının insanileşmesine ve sosyalleşmesine yol açan hukuki düzenlemelerin de ulusal ve uluslararası düzeyde gerçekleştirildiği, her iki tarz düzenlemenin de birbirini tamamlayıcı etkilerinin olduğu kabul edilmelidir.

T.C. Anayasası’na ilaveten çalışma yaşamının denetimine ilişkin resmî iç hukuk kaynaklarını, doğrudan çalışma yaşamının denetimine yönelik hükümler ihtiva eden İş Kanunları İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Alanında Bazı Mali Hükümler Hakkında Kanun ve Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi (Kararname Numarası: 1) ile dolaylı bir şekilde çalışma yaşamının denetimine yönelik hükümler ihtiva eden Türk Borçlar Kanunu, Umumi Hıfzısıhha Kanunu ve Türk Ceza Kanunu şeklinde sıralamak mümkündür.

T.C. Anayasası

1982 tarihli Türk Anayasası getirmiş olduğu düzenlemeler ile sosyal dengeyi sağlamayı, zayıf durumda olanların korunmasını gerektirici düzenlemelerin yapılmasını da amaçlamaktadır. Koruyucu devletin, zayıfların güçlüler karşısında ezilmesini ve sömürülmesini engellemeye çalışan devletin sosyal devlet olduğu kabul edilir.

Anayasa’nın dolaylı/doğrudan sayılabilecek çalışma yaşamının denetlenmesini sağlayan hükmü olarak “Kişi dokunulmazlığı, maddi ve manevi varlığı” başlıklı 17. maddesidir. Anayasa’nın 17. maddesi genel ilke olarak kişiyi, yaşama hakkını, maddi ve manevi varlığını koruma ve geliştirme hakkını esas almaktadır. Bunlara karşı herhangi bir müdahale, bu hakların kullanımının engellenmesi, bu haklara zarar verici eylem ve işlemler Anayasa’nın koruması altına alınmış olan haklara saldırı kabul edilmelidir.

Çalışma yaşamının denetimi ile ilgili sayılabilecek bir başka madde Anayasa’nın 18. maddesi ile düzenlenmiş olan “Zorla çalıştırma yasağı”dır. Öte yandan çalışma yaşamının denetlenmesinde kişisel verilerin korunmasına yönelik getirilen düzenlemelerin de önemi büyüktür. Bu yönüyle Anayasa’nın 20. maddesinin özel hayat ile ilgili olarak bir düzenleme getirdiği görülür. İşyerlerinin denetiminde, işyerlerine verilmiş şahsi bilgi ve belgelerin işverenlerin kontrolünde iken bunların çok iyi korunmasını, bu bilgi ve belgelerin içeriklerinin dışarıya sızmamasını, işyerlerinin bu yönüyle de kontrol altında tutulmalarının gerekliliğini Anayasal bir zaruret olarak kabul etmek gerekir.

Anayasa’nın çalışma yaşamının denetimine ilişkin sayılabilecek bir başka hükmü de 49. maddesidir. İlgili madde “Çalışma hakkı ve ödevi” başlığını taşımakla birlikte bu hak ve ödevin yerine getirilmesinde Devlete yüklenen görevleri belirlemektedir. Anayasa, Devlete çalışma yaşamının insanileştirilmesi ve geliştirilmesi, işsizliğe karşı tedbirler alınması ve çalışma barışının sağlanmasına yönelik düzenlemeler yapılması gibi ödevler yüklemektedir.

İş Kanunları ve İlgili Mevzuat

İş Kanunu’nda çalışma yaşamının denetimi ile ilgili hükümler kanunun yedinci bölümünde “Çalışma Hayatının Denetimi ve Teftişi” başlığı altında, 91-97. maddelerde yer almaktadır. Öte yandan, 854 sayılı Deniz İş Kanunu’nun 49. maddesi ile 5953 sayılı Basın İş Kanunu’nun 24. maddesi, İş Kanunu’nun çalışma yaşamının denetimi ile ilgili hükümlerine atıfta bulunmaktadır. İş Kanunlarına ilaveten çalışma yaşamının denetimine ilişkin hükümler ihtiva eden ve ilgili mevzuat kategorisinde değerlendirilebilecek olan bir diğer düzenleme ise Çalışma ve Sosyal Güvenlik Alanında Mali Hükümler Hakkında Kanun ile Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 no’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi’dir.

4857 Sayılı İş Kanunu

Belirli çeşitlerde yapılabilen, süresi ve çalışma şartları taraflarca belirlenebilen, sözleşme hürriyeti prensibi çerçevesinde yapılmakla birlikte iş sözleşmesinin devamı esnasında tarafların karşılıklı hak ve borçlarının yanı sıra kamusal otorite de zaman zaman iş sözleşmesine müdahale etmektedir.

Bu bağlamda doğrudan çalışma yaşamının denetimine ilişkin hükümler ihtiva eden 4857 sayılı İş Kanunu’nun “Çalışma Hayatının Denetimi ve Teftişi” başlığını taşıyan 91. maddesi dikkat çekicidir. Söz konusu madde hükmüne göre devlet, çalışma hayatı ile ilgili mevzuatın uygulanmasını izler, denetler ve teftiş eder. Bu ödev Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığına bağlı ihtiyaca yetecek sayı ve özellikte teftiş ve denetlemeye yetkili iş müfettişlerince yapılır.

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu

İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu çıkarılması yönündeki çalışmalar, Haziran 2012 tarihinde sonuçlanmış (R.G., T.30.06.2012, S.28339) ve TBMM tarafından kademeli bir geçiş dönemi öngören, 20.06.2012 tarihli 6331 sayılı “İş Sağlığı ve Güvenliği Kanunu” (İSGK) kabul edilmiştir.

6331 sayılı Kanuna göre, işverenlerin işyerlerinde risklere karşı her türlü tedbiri alma sorumlulukları vardır. İşçilerin de alınan bu tedbirlere kesin olarak uyma sorumluluklarının olduğunu kanun koyucu kabul etmiştir. İşçilerin işverence alınan tedbirlere uymamaları söz konusu olduğunda nihayetinde işverenlerin iş sözleşmesini feshe kadar giden yetkilerinin olduğu kabul edilmektedir. İşyerlerinde işverenlerce alınacak tedbirlere uyulup uyulmadığının denetimi, işçilerin karşılaşabilecekleri mesleki riskler ve bunlar için alınması gerekli tedbirler, kanuni haklar ve sorumluluklar ile ilgili sağlık ve güvenlik eğitiminin de işverenlerce verilmesi gerekmektedir.

6331 sayılı Kanunun çalışma yaşamının denetimi açısından önemli hükümlerinden birisi de “işin durdurulmasını” düzenleyen 25. maddesidir. Söz konusu madde hükmüne göre, işyerindeki bina ve eklentilerde, çalışma yöntem ve şekillerinde veya iş ekipmanlarında çalışanlar için hayati tehlike oluşturan bir husus tespit edildiğinde; bu tehlike giderilinceye kadar, hayati tehlikenin niteliği ve bu tehlikeden doğabilecek riskin etkileyebileceği alan ile çalışanlar dikkate alınarak, işyerinin bir bölümünde veya tamamında iş durdurulur.

İş sağlığı ve güvenliği bakımından teftişe yetkili üç iş müfettişinden oluşan heyet, iş sağlığı ve güvenliği bakımından teftişe yetkili iş müfettişinin tespiti üzerine gerekli incelemeleri yaparak, tespit tarihinden itibaren iki gün içerisinde işin durdurulmasına karar verebilir. Ancak tespit edilen hususun acil müdahaleyi gerektirmesi hâlinde; tespiti yapan iş müfettişi, heyet tarafından karar alınıncaya kadar geçerli olmak kaydıyla işi durdurur.

Çalışma yaşamının denetimi çok farklı şekillerde olmaktadır. Bunlardan birisi de işyerlerinde iş sağlığı ve güvenliği kurulları oluşturmaktır. Elli ve daha fazla çalışanın bulunduğu ve altı aydan fazla süren sürekli işlerin yapıldığı işyerlerinde işveren, iş sağlığı ve güvenliği ile ilgili çalışmalarda bulunmak üzere kurul oluşturur. İşveren, iş sağlığı ve güvenliği mevzuatına uygun kurul kararlarını uygular. Altı aydan fazla süren asıl işveren-alt işveren ilişkisinin bulunduğu hallerde;

  • Asıl işveren ve alt işveren tarafından ayrı ayrı kurul oluşturulmuş ise, faaliyetlerin yürütülmesi ve kararların uygulanması konusunda iş birliği ve koordinasyon asıl işverence sağlanır.
  • Asıl işveren tarafından kurul oluşturulmuş ise, kurul oluşturması gerekmeyen alt işveren, koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atar.
  • İşyerinde kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren, alt işverenin oluşturduğu kurula iş birliği ve koordinasyonu sağlamak üzere vekâleten yetkili bir temsilci atar.
  • Kurul oluşturması gerekmeyen asıl işveren ve alt işverenin toplam çalışan sayısı elliden fazla ise, koordinasyonu asıl işverence yapılmak kaydıyla, asıl işveren ve alt işveren tarafından birlikte bir kurul oluşturulur.

İşyerlerinde çalışma yaşamının denetlenmesi ile ilgili olarak 6331 sayılı Kanunda öngörülen bir başka düzenleme de işyerlerinde içki ve uyuşturucu madde kullanma yasağıdır (mad.28). İşyerlerinde içki içenler ile işyerine içki ve uyuşturucu almış olarak gelenler iş güvenliğini tehlikeye sokacaktır. Buna göre işçiler işyerlerine sarhoş veya uyuşturucu madde almış olarak gelemezler ve işyerinde alkollü içki veya uyuşturucu madde kullanamazlar. Ancak işi gereği alkol kullanması gerekenler ile alkol üretilen yerlerde test amaçlı alkol içenler bu kapsamda değerlendirilemezler.

Basın İş Kanunu

Basın İş Kanunu’nun 24. maddesi, iş teftişi konusunda İş Kanunu’nun ilgili hükümlerine atıfta bulunmaktadır. Söz konusu madde hükmüne göre, Basın İş Kanunu’nda öngörülen hükümlerin düzen altında yürümesini sağlamak üzere yapılması gerekli görülecek takip, murakabe ve teftişlerin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yürütüleceği ve bu konuda İş Kanunu’nun çalışma yaşamının denetim ve teftişine ilişkin hükümleri ile bu hükümlerle ilgili ceza maddelerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Deniz İş Kanunu

Basın İş Kanunu’nda olduğu gibi, Deniz İş Kanunu’nda da 49. madde ile iş teftişi konusunda İş Kanunu’nun ilgili hükümlerine atıfta bulunulduğu görülmektedir. Söz konusu madde hükmüne göre, Deniz İş Kanunu’nda öngörülen hükümlerin gereği gibi yürütülmesini sağlamak üzere yapılması gereken takip, denetim ve teftişlerin Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı tarafından yapılacağı ve bu konuda İş Kanunu’nun çalışma yaşamının denetim ve teftişine ilişkin hükümleri ile bu hükümlerle ilgili ceza maddelerinin uygulanacağı hüküm altına alınmıştır.

Çalışma ve Sosyal Güvenlik Alanında Bazı Mali Hükümler Hakkında Kanun ile Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi

Çalışma yaşamını denetleme görevinin, İş Teftiş Kurulu Başkanlığı tarafından 703 sayılı Kanun Hükmünde Kararnamenin 4. maddesi ile 9/1/1985 tarihli ve 3146 sayılı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanunun adı Çalışma ve Sosyal Güvenlik Alanında Bazı Mali Hükümler Hakkında Kanun şeklinde değiştirilmiştir.

Daha önce Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının görevleri ve teşkilat yapısı, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığının Teşkilatı ve Görevleri Hakkında Kanun ile düzenleme konusu yapılmaktayken, yeni yapılan düzenleme ile Cumhurbaşkanlığı Teşkilatı Hakkında 1 no’lu Cumhurbaşkanlığı Kararnamesi ile yapılmıştır. Yapılan bu düzenlemede de Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı döneminde olduğu gibi, çalışma hayatını denetlemek Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığının görev ve yetki alanında olduğu belirtilmiştir.

Askerî İşyerleriyle Yurt Güvenliği İçin Gerekli Maddeler Üretilen İşyerlerinin Denetim ve Teftişi Hakkında Yönetmelik

Askerî işyerleri ile yurt güvenliği için gerekli maddeler üretilen işyerlerinin çalışma yaşamına ilişkin denetim ve teftişi ile sonuçlarına dair usul ve esaslar, Askerî İşyerleriyle Yurt Güvenliği İçin Gerekli Maddeler Üretilen İşyerlerinin Denetim ve Teftişi Hakkında Yönetmelik ile düzenlenmiştir. Söz konusu askerî işyerlerinin denetim ve teftiş yetkisi Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı iş müfettişlerine verilmiştir.

İş Kanunları Dışındaki Diğer Kanunlar

İş Kanunları dışında çalışma yaşamının denetimine ilişkin hükümler ihtiva eden kanunlar; Borçlar Kanunu, Umumi Hıfzısıhha Kanunu ve Türk Ceza Kanunu’dur.

Türk Borçlar Kanunu

TBK’nın 417. maddesine göre işveren, hizmet ilişkisinde işçinin kişiliğini korumak ve saygı göstermek ve işyerinde dürüstlük ilkelerine uygun bir düzeni sağlamakla, özellikle işçilerin psikolojik ve cinsel tacize uğramamaları ve bu tür tacizlere uğramış olanların daha fazla zarar görmemeleri için gerekli önlemleri almakla yükümlüdür. İşveren, işyerinde iş sağlığı ve güvenliğinin sağlanması için gerekli her türlü önlemi almak, araç ve gereçleri noksansız bulundurmak; işçiler de iş sağlığı ve güvenliği konusunda alınan her türlü önleme uymakla yükümlüdür.

Türk Borçlar Kanunu’nun 418. maddesi de işçinin işverenle birlikte yaşaması hâlinde, işverenin beslenme ve uygun bir barınak sağlama yükümlülüğünün olduğunu belirtmektedir. Ayrıca işçi, kusuru olmaksızın hastalık veya kaza gibi sebeplerle iş görme edimini yerine getiremezse işveren, sosyal sigortalar yardımlarından yararlanamayan, bir yıla kadar çalışmış işçinin bakımını ve tedavisini, iki hafta süreyle sağlamak zorundadır.

Umumi Hıfzıssıhha Kanunu

Umumi Hıfzısıhha Kanunu’nda işyerlerinde ve bunların müştemilatında (eklentilerinde) bulunması gereken sıhhi şartların sağlanması, işyerlerinde kullanılan araçlardan, makinelerden ve hammaddelerden kaynaklanacak iş kazaları ve meslek hastalıklarına karşı tedbirlerin alınması gerektiği ifade edilmektedir.

En az elli işçi çalıştıran işyerlerinde hekim bulundurulması ve işçilerin tedavilerinin yapılması zorunlu tutulmuştur. Büyük işyerlerinde ve iş kazası riski yüksek olan yerlerde işyeri hekimleri sürekli olarak bulundurulmalıdırlar.

Türk Ceza Kanunu

Türk Ceza Kanunu da çalışma yaşamının denetimi ile ilgili bazı düzenlemeler getirmektedir. Bu düzenlemeler çalışma hürriyetini ihlal amaçlı yapılacak teşebbüslere karşı getirilmiştir. Kabul edilen cezai yaptırımlar yoluyla çalışma yaşamının denetlenmesi ve kötü niyetli tasarruflara karşı işçilerin korunması amaçlanmaktadır. Buna göre cebir veya tehdit kullanarak ya da hukuka aykırı başka bir davranışla, çalışma hürriyetini ihlal eden kişiye, mağdurun şikâyeti hâlinde, altı aydan iki yıla kadar hapis veya adlî para cezası verilir.

Mesleki Eğitim Kanunu

3308 sayılı Çıraklık ve Mesleki Eğitim Kanunu’nun 41. maddesinde; Milli Eğitim Bakanlığına bağlı eğitim kurumlarının dışında kamu ve özel kurum ve kuruluşlarda yapılan çırak ve kalfaların eğitimi ile işletmelerde yapılan mesleki eğitimin Milli Eğitim Bakanlığı ile Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığınca denetleneceği öngörülmüştür (mad.41).

3308 sayılı Kanun hükümlerine göre Bakanlığa bağlı eğitim kurumlarının dışında kamu ve özel kurum ve kuruluşlarında yapılan aday çırak, çırak ve kalfaların eğitimi ile işletmelerde yapılan mesleki eğitim, öğrencilerin bu eğitiminden sorumlu işletmelerin bağlı olduğu oda veya birliklerin temsilcilerinin katılımı ile Milli Eğitim Bakanlığınca yapılır.