Ünite 7: Çağdaş Türkçede Eğilimler I: Yabancı Dillerin Etkisi

Giriş

Türkçenin diğer dillerle etkileşimi sonucunda her alanda olduğu gibi ses bilgisi alanında da pek çok gelişmeler ortaya çıkmıştır. Bunların bir kısmı yazı diline yansırken bir kısmı da yalnızca söyleyişle sınırlı kalmıştır. Örneğin, sözcükler alıntılanırken bunlarla birlikte Türkçeye geçen /j/ sesi kendine alfabede harf olarak bir karşılık bulurken, /g/, /k/, /l/ seslerinin ön ve art biçimleri kaynak dillerde sesbirim olmalarına rağmen alfabede ayrı harfler olarak yer almamışlardır.

Harflerin Okunuşu

Yazım Kılavuzu ’na göre Türkçe alfabedeki bütün ünsüzler kendilerinden sonra gelen /e/ ünlüsü ile seslendirilmelidirler: TDK te-de-ke, SGK se-ge-ke gibi. Ancak /h/ ve /k/ ünsüzlerinin zaman zaman /a/ ünlüsüyle sesletildiği durumlar da görülmektedir: TDK te-de-ka, CHP ce-ha-pe gibi.

Harflerin okunuşunda ortaya çıkan bir diğer farklılık da İngilizcenin etkisiyle İngilizce söyleyiş biçiminde olmuştur: NTV en-ti-vi, CNN si-en-en, HTML eyç-ti-em- el, DVD di-vi-di, CD ci-di, IMF ay-em-ef, FM ef-em gibi. Kısaltmalardaki harflerin okunuşu sözcüklerin okunuşunda da kendini göstermektedir; örneğin /c/ gibi tek bir harfin Türkçe okunuşuyla birlikte /c/, /s/, /k/ gibi üç farklı biçimi ortaya çıkabilmektedir: can, center, campus gibi.

Standart Alfabede Bulunmayan Harfler ve Ses Değerleri

Türk alfabesinde olmayan /x/, /q/, /w/, /sh/ harfleri ve bunların hem yazılışı hem de ses değerleri, yaygınlıkla kullanılan ve orijinal yazımı korunan www, taxi, show, ex, fax, show, off shore gibi alıntıların okunması bakımından önemlidir. Alıntı sözcükler , yabancı sözcüklerden farklı olarak, dilin söz varlığında bulunan ve onun yapısal kurallarına bağlı olan sözcüklerdir. Dilin kendi sözcüklerinde görülen her türlü gelişme alıntı sözcükler için de geçerlidir (s: 130, Tablo 7.1). Bu sözcükler dile ne kadar erken girerlerse ses sistemine uyarlanmaları da o oranda ileri olur. Bu uyarlanma sürecinde şunlar olur:

  • kaynak dilde olup da alıntılayan dilde olmayan sesler kaynak dildekine en yakın olan bir sesle değiştirilir.
  • önemli olan ses özellikleri eklenir.
  • önemli olmayan ses özellikleri çıkarılır.
  • uyarlamaların bir kısmı yazıya yansır:
    cameşuy › çamaşır,
    dossier › dosya,
    function › fonksiyon,
    station › istasyon gibi.
  • uyarlamaların bir kısmı söyleyişte kalabilir; konuşma dilinde standart söyleyişin yanında Türkçeye uyarlanmış söyleyişler de görülebilir:
    gendarme › jandarma / candarma,
    Gilette › jilet / cilet,
    jury › jüri / cüri gibi.
  • standart söyleyiş orijinale yakın olsa da çoğunlukla orijinalin bire bir aynısı olmayabilir.

Yabancı sözcükler ise dilin söz varlığında bulunmayan ve sadece belli bir bağlamda kullanılan sözcüklerdir. Bu sözcüklerin yazılışlarında aşağıdaki noktalar dikkate alınır:

  • Latin alfabesiyle yazılmayan bir dilden geliyorlarsa okunduğu gibi yazmak, Latin harfli biçimini kullanmak veya transkripsiyonunu yapmak,
  • Ayni alfabeyi kullanan dillerde ise özel adları aslına göre yazmak:
    New York / niv york /,
    Van Gogh /
    van gog /,
    Picasso /
    pikasso / gibi.

Yazım Kılavuzu ’nun teşviklerine rağmen her alıntı sözcük söyleyişe göre yazılmamaktadır. Özellikle kaynak dile alışık olan kullanıcıların, aynı alfabeyi kullanan dillerden gelen by-pass, center, check-up, fuel-oil, pizza gibi sözcükleri, bunlar özel ad olmadıkları halde, aslına göre yazma eğiliminde oldukları gözlenmektedir. Bu durum Türkçenin tarihi dönemlerinde de gerçeklik kazanmıştır. Örneğin, Osmalıcada başka alfabeleri kullanan dillerden alınan sözcükler söylendiği gibi yazılırken, aynı alfabeyi kullanan Arapça ve Farsça sözcükler aslına göre yazılmaktaydı.

Türkçe Sözcüklerde Bulunmayan Sesbirimler

Bunların bir listesi ve yazım ve söyleyişine ilişkin sorunlar şöyle sıralanabilir:

  • Arapça, Farsça ve Batı dillerinden gelen sözcüklerdeki art ünlüyle kullanılan ince /k/, /g/, /l/ sesleri,
  • /k/ ve /g/ ünsüzleri sol “nota” – sol “sağın zıddı”, kar “kar” – kar “kazanç” gibi alıntı sözcüklerde anlam ayırıcı sesbirim olmalarına rağmen, Türk alfabesinde bunlara karşılık gelen harflerin olmaması,
  • /k/ ve /g/ seslerinin bu ön-art söylenişlerindeki farkı yansıtmak için yanlarındaki ünlünün üzerine şapka işareti konması: evlât, ahlâk, hikâye, dükkân, tezgâh, yadigâr gibi. Ancak bu işaretin birden fazla işlevinin olması, düzenli gösterilmemesi, ünsüze özgü bir özelliği göstermek için ünlüde kullanılıyor olması,
  • İnce /l/ ünsüzünün kendisinden sonra bir ünlü bulunmadığından şapka ile gösterilemesinin bir tutarsızlık yaratması: gol, rol, sol vb.

Düzeltme işaretinin bugünkü Yazım Kılavuzu ’na göre kullanım alanları:

  • Eşyazılışlı olan sözcüklerde anlam ayırıcı olarak: âdem “insan” – adem “yokluk”, âlem “dünya” – alem “bayrak” gibi.
  • Nispet i ’ sinin gösterimi için: sinî, fikrî gibi.
  • Ön damak ünsüzleri /k/, /g/, art damak ünlüleriyle hece oluşturduğunda: kâğıt, sükût, ordugâh gibi.

Ancak sükût, felâket, ilâve örneklerinde olduğu gibi ünlü uzunluğu ve ünsüz inceliği özelliklerinin örtüştüğü durumlarda, ikisi arasındaki farkın öğretimi güçleşmekte, şapka işareti çoğunlukla uzunluğun belirleyicisi olarak algılanabilmektedir.

Ünlü Uzunluğunun Anlam Farkı Yarattığı Durumlar

Alıntı sözcüklerdeki ünlü uzunluklarının özellikle söyleyişte yanlış kullanılması önemli bir söyleyiş kusuru olarak görülür (s: 134, Tablo 7. 6). Bu durum, bazen anlamı da etkileyerek küçük sözcük çiftleri ortaya çıkarır (s: 133, Tablo 7.5). Bu kusurlar aşağıdaki sebeplerden kaynaklıdır:

  • asli biçimi koruma
  • benzer yapıdaki sözcükleri örnekseyerek kısa bir ünlüyü uzatma
  • standarttan daha ileri bir Türkçeleşme eğilimi

Ayın ve Hemze

Ayın ve hemze gırtlak ünsüzleridir ve söz içinde bulundukları yere göre farklı davranırlar. Bunların kullanım alanları şöyle sıralanabilir:

  • söz başında iz bırakmadan kaybolurlar:
    ‘aşk › aşk, ‘ilim › ilim, ‘avf › af gibi.
  • tek heceli sözcüklerde söz içinde bulunduklarında bunların yerinde ikiz ünlüden kaçınma kuralı zedelenerek bir ünlü türer: şi’ir › şiir, fi’l › fiil gibi. Yazı dilindeki bu iki ünlü, konuşma dilinde ya bir uzun ünlü olarak veya iki hece olarak söylenir: fil / fi’ il, şir / şi’ ir gibi.
  • Söz içinde hece başındaysalar, Kur’an dışında, yazıda gösterilmezler. Söyleyişte ise ya düşerler ya da korunurlar: meşale / meş’ ale, suni / sun’ i, vaka / vak’ a gibi. Korunma, eğitimli ve özellikle de Arapçaya aşina olan konuşucuların dilinde görülür. Gırtlak sesinin korunması halinde, kendisinden önce gelen ünsüzün sonraki değil önceki ünlüyle hece kurmasına neden olurlar. Bu durum Türkçenin heceleme kuralına aykırı bir kullanım ortaya çıkarır: meş-‘a-le, sun-‘i, vak-‘a gibi (s: 135, Tablo 7. 9).
  • Çok heceli sözcüklerde ünlüyle biten heceden sonra yazıda kesme işareti kullanılmadığında ikiz ünlü ortaya çıkar; ancak bu durum söyleyişte iki heceye karşılık gelir: faci’a, iddi’a, cami’a gibi (s.135, Tablo 7.10).
  • Ayın ve hemze söz içinde hece sonundaysa düşer ve kendinden önceki ünlüyü uzatır: dava, mana, memur, tesir gibi.
  • Ayın ve hemze sözcük sonundaysa:
    • Kendilerinden önce bir ünsüz varsa bu ünsüzü düşürürler: cüz, def, kat, men gibi.
    • Sözcükler iyelik eki alınca ortaya çıkarlar ve bazen bu durum yazıya da yansır: def’i, hal’i, men’i gibi.
    • Kendilerinden önce bir ünlü varsa bu ünlüyü düşürürler: bayi, cami, sanayi, mısra, memba gibi.
    • Eski Yazım Kılavuzu’na göre, bunlara iyelik anlamı yüklendiğinde – X eki seçilirken, bugünkü kılavuza göre – sX eki kullanılır: bayi-si, memba-sı, mısra-sı gibi. Eski kullanımların da etkisiyle bugün ikili biçimler de vardır: camii / camisi gibi. Diğer eklerde ise eklenme kuralına uygun olarak cami-ye, cami-yi biçimleri seçilir.

Yazım ve Söylenişi Sorunlu Sözcükler

Bu durum alıntı sözcükler için söz konusudur. Sorunlar, bu konudaki yetkili kurum olan Türk Dil Kurumu’ nun standart dili kodlayan Yazım Kılavuzu esas alınarak giderilmektedir. Buna göre bazı sorunlu sözcüklerin yazılış ve söylenişleri şöyle listelenmektedir: *Azarbaycan değil Azerbaycan; *aforoz değil aforoz, *aksesuvar değil aksesuar; *allerji değil alerji; *aliminyum değil alüminyum; *arabeks değil arabesk; *asvalt değil asfalt; *direk değil direkt; *döküman değil doküman; *elaman değil eleman; *entellektüel değil entelektüel; *gardolap değil gardırop; *gaste değil gazete; *mönü değil menü; *parlemento değil parlamento; *şohben değil şofben; *veleybol değil voleybol; *ziraatçi değil ziraatçı gibi (Daha geniş bir liste için bkz. s: 137, Tablo 7. 11).

Ödünç Sözcüklerin Türkçede Yazımı Sorunu

Bu konuda Türkçede şu uygulamalar vardır:

  • Bazı sözcükler söylendikleri gibi yazılırlar: inci, kent, kamu gibi.
  • Bazı sözcüklerde yazım esas alınır: basebol, blender, iskonto, kampüs, master, pound gibi.
  • İki ünsüzle biten Arapça Farsça sözcüklerin yalın hallerinde bu ünsüzler arasında ünlü türer:
    bahs > bahis, emr > emir, sabr > sabır,
    nutk > nutuk, zehr > zehir
    gibi.
  • Batı kökenli sözcüklerde söz başı, söz içi veya söz sonundaki ünsüz çiftleri veya daha fazla ünsüz yazımda korunur: gram, grup, kral, Hristiyan, kredi; elektrik, kilogram, orkestra, biyografi; film, form, lüks gibi.
  • Batı kökenli sözcüklerde, g > ğ değişiminin gerçekleştiği coğrafya, fotoğraf, topoğraf sözcükleri hariç, söz içi ve söz sonundaki /g/ ünsüzü korunur: biyografi, diyagram, dogma, filolog gibi.