Ünite 6: Çağdaş Kırım ve Tatar Edebiyatı-I

Kırım Ve Kırım’da Türk-Tatar Edebiyatı

Kırım çok eski tarihlerden bu yana Türk haklarıyla birlikte çeşitli ırklardan oluşan toplulukların yaşadığı, bir coğrafyadır. Tarih boyunca Türklerin göç yolları üzerinde bulunması nedeniyle yeni toplulukların bu coğrafyada kalmışlardır. Bunun bir sonucu olarak burada çok katlı bir kültür yapısı ortaya çıkmıştır. Aynı zamanda bu bölgenin Ceneviz, Slav halklarıyla birlikte, Musevilik, Hristiyanlık ve İslam inancıyla da tarihi ilişkileri vardır.

1475’te Osmanlı devletine bağlanmışlardır. Kırım’da bu tarihten sonra Osmanlı Türk kültürünün etkileri kendini göstermiştir. Kırım, Kuzey Türkülüğü ve Türkistan’la güçlü ilişkiler içinde olmuştur. Bu nedenle de özellikle yazı dili ve edebiyatları benzerlik göstermiştir. Bununla birlikte Kıpçak ve Çağatay edebiyatları da Kırım kültürü üzerinde önemli izler bırakmıştır.

Osmanlıya bağlı kaldığı üç yüz yıldan fazla süre boyunca Osmanlıyla siyasi, iktisadi ve kültürel ilişkiler içindeydiler. Bu nedenle Kırım’da Osmanlı Türkçesi’nin yazı ve edebiyat dili olarak kullanılmasını sağlamıştır. Kırım’ın halk edebiyatı bir yandan Anadolu’yla diğer yandan Kuzey Türklüğü ve Türkistan’la ortak bağlara sahiptir. Bununla birlikte Kırım’daki bazı kahramanlık destanları ve aşk destanları, aralarındaki bazı varyant farklılıklarıyla birlikte, İdil-Ural ve Kazak bozkırıyla ortaklıkları vardır. Köroğlu, Battal Gazi, Kesikbaş gibi hikayeler, Anadolu’dan Kırım kültürüne geçen önemli hikayelerdir. Aşık Garib, Aşık Kerem (Kerem ve Aslıhan), Ta(h)ir ve Zo(h)re, Arzı ve Ganber gibi bazı aşk hikayelerinin Anadolu’daki varyantlarıyla ortak yönleri bulunmaktadır.

Ayrıca Türk-İslam kültürüyle ilişkiler sonucunda kaynağı yazılı Doğu edebiyatı ile mesnevi ve halk hikayelerinde yansımalarını görmek olasıdır. Diğer yandan Osmanlılarla yakın ilişkiler nedeniyle bazı dini ve edebi eserlerin Kırım yoluyla İdil-Ural bölgesine oradan da Kıpçak Bozkırı’na kadar yayılıp benimsendiklerini bilinmektedir.

Bunun en önemli nedenleriyse; Osmanlıda matbaanın kullanılması sonucu daha ucuza mal edilen yapıtların eğitimde kullanılması ile ticaret ve özellikle Hac gibi toplu yolculuklarla bu yapıtların farklı bölgelere götürülmesidir.

Kırım’da Modern Edebiyat

Rus istilası Kırım bölgesinde Türk nüfusu hem büyük kayıplara uğramış hem de değişik zaman aralıklarında büyük göçlerin yaşanmasına neden olmuştur. Bunun en önemli etkisi ve zararı yazılı edebiyatta gözlenmiştir.

1880’li yılların başlarında İsmail Gaspıralı’nın çalışmaları ve yapıtlarıyla modern edebiyat başlamıştır. Kırım kültüründeki Gaspıralı’nın etkisi 1905 yılına kadar çok güçlü bir şekilde hissedilir. 1920’li yılların sonlarına kadar bu etki devam etmiştir.

Gaspıralı 1869’da Yalta’da Dereköy mektebinde ve Zincirli Medrese’de Rusçahocalığı yapmıştır. 1874’te İstanbul’u ziyaret etmiştir. Daha sonra bu şehre yerleşen Gaspıralı’nın gazeteciliği, yazarlığı da İstanbul’da başlamıştır. Bu şehirde bulunurken Moskovave Petersburg’daki bazı Rus gazetelerine İstanbul ve Osmanlı yaşamı hakkında yazılar yazmıştır. Gaspıralı Türkler arasında ulus kavramının ile Türklük bilincinin ortaya çıkışında emsalsiz bir rol oynamıştır. “Usul-i Cedid” adı verilen modern eğitimin yaygınlaşmasında, modern edebiyatın ve bu edebiyatın dili olan “ortak edebi Türk dilinin” oluşup gelişmesinde öncülük etmiştir. Modern edebiyatın özü hakkında düşünceler ortaya koymuştur. Bu yönde roman ve hikayeler yazarak bu düşüncelerin yayılmasını sağlamıştır. Bazı eserleri ütopik, bazı eserleri fantastik, bazı eserleri ise otobiyografik özellikler taşımaktadır.

Rus ile Müslüman Türk vatandaşları arasındaki ilişkilerin niteliği, bu ilişkilerin nasıl olması gerektiğiyle ilgili konularda düşünceler ileri sürmüş, Rusya’da Müslümanların, Batı uygarlığıyla ilgili düşüncelerini inançları konusundaki birçok yaklaşımını yapıtlarında dile getirmiştir. Bunun yanında Gaspıralı, Avrupa ve Rus kaynaklarından, dünya Müslümanlarını ilgilendiren gelişmeleri yakından izlemiş, Rus gazetelerinin, fikir ve siyaset adamlarının, Müslümanlar ve İslamiyet hakkındaki görüşlerine cesaret ve itidalini koruyarak karşı yazılar yazmıştır.

Uzun yıllar sadece Rusya Türkleri arasında değil, Türkiye de dahil olmak üzere bütün Türk dünyasında modernleşmenin, kültürel Türkçülüğün öncüsü olmuştur. Günümüzde de onun düşünceleri, idealleri hala geçerliliğini korumakta ve etkileri devam etmektedir.

Eserlerinden bazıları:

  • Bahçesaray’dan Gönderilen Mektup
  • Bahçesaray Mektubları (Tavrida)
  • Rusya Müslümanları (Tavrida)
  • Rus Doğu Anlaşması
  • Şark-ı Ekber Meselesi (Tercüman)
  • Tonguç
  • Şafak
  • Mirat-ı Cedid
  • Tercüman Gazetesi
  • Tarih-i İslâm (1883)
  • Medeniyet-i İslâmiye (1884),
  • Maişet veEdebiyat-ı Osmanî (1884)
  • Neşriyât-ı Osmanî” (1886)
  • Gerek Sözler
  • Frengistan Mektupları (1887)
  • Darürrahat Müslümanları(1889)
  • Sudan Mektupları (1889)
  • Kadınlar Ülkesi (1890-91)
  • Molla Abbas Fransevî’ye Tesadüf-Gülbaba Ziyareti (1908)

Birçok araştırmacı Gaspıralı’nın otuz yılı aşkın süre boyunca yayımlamış olduğu Tercüman gazetesinin etkinliği ve niteliğinin çok büyük olduğunu söylemektedir.

Bu nedenle modern Kırım edebiyatının başlangıcı “İsmail Gaspıralı ve Tercüman Dönemi” olarak kabul edilmekte ve adlandırılmaktadır.