Ünite 2: Çağdaş Kazak Edebiyatı-II

20. Yüzyıl Kazak Edebiyatı

Çağdaş Kazak Edebiyatı, 19. yüzyılda başlar. Çağdaş edebiyat kendi arasında; Hazırlık Dönemi (19. yüzyıl), Hürriyet Dönemi (1905-1920 arası), Sovyet Dönemi (1920’den sonraki devir) olarak üç bölümden oluşmaktadır. 1991 yılında kazanılan bağımsızlıktan sonraki edebiyat da ayrı bir dönem olarak değerlendirilebilir.

1. Hazırlık Dönemi:

Rusların Kazakistan’ı istilası ile başlar. Bu dönemde Kazak aydınları süratle Rusça örenirler ve bu dille yazılan eserler aracılığı ile Avrupa’nın ve dünyanın diğer ülkelerinin edebiyat ve fikir hayati ile yaşayışları hakkında bilgiler edinirler. Bu şekilde Kazak edebiyatında roman, hikâye, tiyatro gibi yeni türler ortaya çıkar.

Hazırlık döneminin en önemli kişileri Abay Kunanbayulı, Şokan Velihanov ve İbray (İbrahim) Altınsarin’dir. Abay, çağdaş Kazak edebiyatının ve dilinin kurucusu sayılır. Doğuyu ve batıyı iyi tanıyan Abay, 1880’de ilk Kazak ozan ve yazarı olarak ortaya çıkar. Kazak Türkçesini ustaca kullanması, kıvrak anlatımı, halk edebiyatı ve folklor ürünlerini büyük bir başarıyla kullanması ile kendinden sonra gelecek yazarlar kuşağına çığır açar. Kazakların aydınlanma dönemi fikir adamlarından Abay’ın iki yüzden fazla şiiri, kırk civarında didaktik hikâyesi, dört manzumesi (Maksud, İskender, Azîm Hikâyesi, Vadim) ve çeşitli tercüme eserleri vardır. Abay’ın şiirinin gücü sadece sözünde değil, özündedir.

Hazırlık döneminin diğer önemli adi olan Şokan Velihanov, Cengiz Han’ın soyundandır. 1835’de doğduğu ve gençliğini geçirdiği Kazakistan’ın Kusmurin köyü ve civarının göllerinin gökyüzünün ve tabiatının güzelliği ona ilham verdi ve hem hikâyelerinde hem de tablolarında betimledi. Şokan, Kazakların tarihini, etnografyasını ve edebiyatını çok iyi biliyordu. O aynı zamanda çok önemli bir seyyahtı, Orta Asya’da dolaşmadığı yer yoktu. Kazak ve Kırgız edebiyatı ve halkın sözlü kültür ürünlerini yakından tanıma fırsatı bulmuştu ve bu konularda önemli ilmî araştırmalara imza atmıştı. 1853’te bölge valisi onu kendisine yardımcı olarak aldığından, Rus idarecileri ile yakın mesaisi dolayısıyla pek çok kişiyle tanışıp yöneticiliği ve onların siyasetini öğrendi ve asıl amaçlarına vakıf oldu. Manas Destanı’nı yazıya geçirmenin dışında Kazak Türklerinin çağdaş dünya ile yüz yüze gelmesi için ortaya koyduğu çabalarla tanındı. Kazak çocuklarının okumaları için okulların açtırıp Tatarca öğrenmelerini sağladı. Eserlerini daha çok Rusça yazmıştır.

İbray Altınsarin, ilk Kazak eğitimcisidir. Zamanının en büyük pedagoji alimlerinden birisidir. Kazak çocuklarının dinî eğitimlerinin yanında fen dersleri de almaları için yeni usulde mektepler açtı, folklorla yakından ilgilendi. Realist Kazak nesrinin kurucusu olarak tanınmasına rağmen şiirler de yazdı. Hem nesrinde hem şiirlerinde “nâdanlıkla” yani cehaletle mücadele etti. Ülkesinin ancak ilimle kalkınabileceğine, gelişebileceğine inanmıştı. İlk kez Kazak Türkçesini resmi yazışmalarda kullanmış ve bu lehçeyle ders kitapları yazmıştır.

2. Hürriyet Dönemi:

1905 yılında gerçekleşen Rus ihtilâlinden sonra, hürriyet havasından faydalanan Kazak aydınları derhal teşkilatlanıp halkına seslenmiş ve çeşitli basın yayın organları kurmuşlardır. Kazak Türkçesiyle çıkan Sirke gazetesi, İslamcı Aykap mecmuası, Kazakistan gazetesi, Kazak gazetesi, İşim Dalası ve Alaş gibi gazeteler millî şuurun canlanmasında önemli rol oynamışlardır. 19. yüzyılın son yılları ile 20. yüzyılın başında ozan ve yazarların en önemli meselesi halkı uyandırmak, cehâletten kurtarmak, ilim öğretmek oldu. Abay, İbray ve Şokan gibi Kazak aydınlarının başlattığı yenileşme hareketinin önemli ş ahsiyetlerinden birisi Ahmet Baytursınulı olmuştur. Dilci, edebiyat araştırmacısı, Türkolog ve ozan-yazardır. Kazak aydınlaması için önemli çalışmaları olmuştur. Kazak gazetesinde redaktörlük yaptığı yıllarda Kazak halkının sosyal ve kültürel meselelerine eğildi, ülkenin kalkınması ve ilerlemesi için yazılar yazdı, sanata ve bilime önem verdi. Üzerinde durduğu en önemli konulardan biri, Kazak alfabesi ve Kazakçanın gramerini hazırlamak oldu. Kazak okullarının açılması için çaba sarf etti, oralarda okuyacak çocuklar için Kazakça okuma kitapları hazırladı. Didaktik eserler de veren Baytursınulı, fabl türünde eserler de yazmıştır.

Bu dönemde kitap ve gazete basımı işi de gelişmiştir. 1862-1900 yılları arasında 70, 1900-1917 arasında ise 200 civarında kitap basılmıştır. Yüzyılın başında gazete ve dergiler de çıkmaya başladı. 20. yüzyıl başında yayınlanan Aykap ve Kazak gazetesi, Kazak edebiyatının gelişmesine, çeşitli edebî türlerin ortaya çıkmasına sebep oldu. Aykap gazetesi, Kazak halkını ilgilendiren eğitim, eğitim şartları, Kazak kızlarının eşitsizliği, başlık parası, Duma’ya temsilci seçilmesi, kitap basım işleri gibi bütün meseleleri tartışmaya açtı. Kazak gazetesi ise, Kazak topraklarının en büyük özelliği ve aynası olan bilim ve sanatı, medeniliği ön plana çıkardı. Baytursınulı ve Dulatov, yazdıkları yazılar ve yaptıkları tercümelerle, okuma-yazma kurallarını halka öğretme gayretleriyle önemli birer yenilikçi/reformist olarak isim yaptılar. Ancak bu iki önemli isim, dönemin idarecileri tarafından milliyetçi, burjuva ve liberalist, Alaş Orda taraftarı , dolayısıyla da halk düşmanı oldukları gerekçesiyle Kazak gazetesi kapatıldı.

Daha çok millî konuların işlendiği bu dönemin önemli şair ve yazarları arasında Köpeyoğlı Yusuf Bek, İsfendiyar Köpeyoğlı, Sultanmahmut Toraygırov, Ahmet Baytursınulı, Ömer Karaşi, Şahingiray Bükeyhan, Mağcan Cumabayulı, İsa Baycanlı sayılabilir. Mircakıp Duvlatov, Uyan Kazak! Adlı şiir kitabı yüzünden tutuklanmış ve altı ay hapiste yatmıştır. Dönemin başka bir ünlü yazarı Mağcan Cumabayev, Abay’dan sonraki dönemin en tanınmış akınıydı. Medrese eğitimi alan, Arapça, Farsça ve Türkçe öğrenen, Mircakıp Duvlatov’u kendisine örnek alan Cumabayev, Kazak hikayelerinin içinde kadının kaderini psikolojik tarzda tasvir eden ilk yazardır.

3. Sovyet Dönemi:

1920’den başlayarak devam eden dönemdir. 20 Ağustos 1919’da Ruslar, millî hükûmeti yıkarak yerine Kazakistan Muhtar Sovyet Sosyalist Cumhuriyeti’ni kurarlar. Böylece Kazakistan’da Sosyalizm ve Komünizmin baskısı altında bir edebiyat ortaya çıkar. Bu yıllarda yeni rejime ayak uyduramayan sanatçılar “Repressiya” denilen 1937- 1938 ve 1939 yıllarındaki katliamlarda öldürülürler. Yeni yetişen nesillere baskı ile resmî ideoloji kabul ettirilir ve bu yolda eserler yazılır. Ancak 1950 yılından sonra resmî ideolojiye tepki olarak millî mirasa sahip çıkma, geçmişin önemli olaylarına ve büyük kahramanlarına karşı ilgi gösterme şeklinde ortaya çıkan akim, bir kısım Kazak halkı ve aydınları arasında millî birlik ruhunu meydana getirmiş ve millî gururu canlı tutmuştur.

Bu dönemin önemli edipleri arasinda Saken Seyfullin, Muhtar Avezov, Sabit Mukanov, Gabidin Mustafin, Gabid Musrepov, Tahavi Ahtanov, Tahir Cerakov, Abdullah Tacıbayev, Ali Urmanov, Olcas Süleyman, Kalkaman Abdulkadirov gibi isimler önde gelir. Muhtar Avezov, Kazak Destanları ve Türkistan Türk Edebiyatı üzerinde bilimsel yayınlar yapmış ve konusunu tarihten alan oyunlar yazmıştır. Abay’ın hayatını belgelere dayalı olarak kaleme aldığı Abay Yolu adlı romanı ünlü olup pek çok dile çevrilmiştir. Olcas Süleyman da son devir edebiyatının en büyük şairidir.

1917 Ekim İhtilali sonrası ve 1920’li yıllara damgasını vuran Kazak yazarlarından bazıları, Saken Seyfullin (1894-1938), Beyimbet Maylin (1894-1938), Muhtar Avezov, Gabit Müsirepov (1902-1985)’dır. Bu genç yazarlar kısa ve uzun hikâyelerinin yanı sıra yazdıkları romanlarla dikkat çektiler. Sovyet hükümetinin istekleri doğrultusunda yazmadıkları için Sovyet eleştirmenlerinin saldırısına maruz kaldılar ve diğer Türk Cumhuriyetlerinde ve Türk topluluklarındaki aydınlar gibi çoğu 1937 yılında Stalin’in gazabına uğrayarak hayatlarını kaybettiler.

Saken Seyfullin, “Cubatu” adlı hikayesindeki Müslimayan, “Kız Çocukları” ndaki Gülcan ve “İki Karşılaşma” daki Cibek karakterli ile geleceğin bağımsız ve erkeklerle eşit haklara sahip Kazak kadın portresini çizmiştir . Bu da o zamanki Kazak halkı için büyük bir gelişmedir. Seyfullin’e 1936’da , Kazak edebiyatına hizmetinin 20. yılı nedeniyle Enbek Kızıl Tuv (Emekçi Kızıl Bayrağı) adlı ödül verilmiş, ancak Stalin’e tapınılan bu dönemde suçsuz yere baskıya uğrayarak 1938’de öldürülmüştür.

1920li yıllarda Kazak edebiyatının gelişme şekli üzerine tartışmalar yapılır ve Kazak edebiyatının alması gereken önlemler ve gitmesi gereken yön çizilmeye çalışılır. 20’li yılların ortasında, İsa Bayzakov, Kalmakan Abdukadirov, Abdilda Tacibayev gibi şairler, yeni bir imaj, üslup ve çağdaş konularla Sovyet Kazak edebiyatını güçlendirmeye çalıştılar. Gabidin Mustafin ve Gabit Müsirepov gibi romancılar da yazarların ideolojik eğitiminde ve burjuva ile mücadelesinde önemli rol oynadılar. 1926’da Emekçi Kazak Yazarları Birliği kuruldu; 1927’de Cil Kisü (İlk belirtiler) adli antoloji çıktı; 1928’de Caña Adebiet (Yeni edebiyat) adlı gazete yayımlanmaya başladı. 1934’te Kazakistan Yazarlar Birliği kuruldu. Bu tarihlerde yazar ve şairler de Yazarlar Birliği’nin prensipleri dorusunda bütün edebî türlerde eserler vermeye başladılar. 1920’li yılların sonlarında, Sovyet Hükümeti ekonomisini yoluna koyar. Böylece edebiyat tamamen Parti’nin güdümüne girer. Sovyet edebiyatının sanat metodu olarak “sosyalist realizm” belirlenir.

Yazarlığa 1912 yılında başlayan Beyimbet Maylin, KazakSovyet edebiyatının temel taşını oluşturan meşhur yazar ve şairler grubunda nesir ve dram yazarı olarak ayrı bir yere sahiptir. İhtilal’e kadarki eserlerinde Kazak köylerindeki eşitsizliği ve eski zamanlardaki gelenekgörenekleri tenkit etti. Toplumda zengin sınıfın yaptığı baskıları anlattı. Hikayelerinin çoğu, 30lu yılların ortasına kadar Sovyet zamanında Kazak köylerinde yaşanan hayatın tasviridir. Maylin, iç içe girmiş durumlara, derin psikolojik tahlillere ilgi göstermez; hikayeleri genellikle basit ve gerçekçidir.

Muhtar Omarhanulı Avezov, Abay Yolu isimli üç ciltlik eseriyle Kazak halkının en değerli yazarıdır, ancak İhtilal öncesi Kazak köylerindeki hayatı tasvir ettiği için eleştirilir. Abay Yolu ’nda günümüze kadarki Kazakların yalnızca hayatı, örf-adetleri değil, büsbütün millî ruhu bir araya getirmiştir. Dolayısıyla bu kitaplara Kazak halkının sosyal ansiklopedisi denilebilir.

Dönemin bir başka önemli yazarı Gabit Musiperov’un “anne” hakkındaki hikayeleri, bu devir edebiyatındaki büyük yenilik olarak kabul edilir. Müsiperov’un eserlerinde kadın kahramanlar, Kazak kadınlarının maneviyat bakımından yüksekliğini gösteren, ülke ruhunun bitmez kuvvetini, insancıllığını temsil eden birer tip olarak ortaya çıkar. Müsiperov ayrıca dram sanatında da eserler vermiştir.

1930’lu yıllarda edebiyat üzerindeki Parti siyaseti de değişir. Edebiyatı kontrolünden çıkarmak istemeyen idareciler, yazarlara uymaları gereken reçeteyi sunar ve direnen Kazak aydın ve yazarlar “Türk birliğini” istemekle suçlanır. Bu şartlar altında gelişen edebî kıpırdanışa kendi gerçekçi fikirleri ile destek çıkan yazarların içinde S. Seyfullin, İlias Cansugirov, Sabit Mıkanov, M. Avezov ve Alcappar Abişev de vardır.

II. Dünya Savaşı Devrinde Kazak Edebiyatı

Moskova’daki idareciler bağımsızlıklarını kaybetmemek için kendilerine bağlı halkları savaşa sokarlar. Bu savaşa Kazaklar da girer. Sovyetler Birliği’nin Avrupa tarafındaki halklarının çoğu ve eğitimciler ile savaşa yaramayan insanlar Kazakistan’a göç ettirilir.

Komünist Parti’nin gücü ile ondan önce insanların kafasına zorla sokulan sosyalist vatanı koruma fikri, halkı canlı tutup savaşı kazanmaya azmettirir. Memleketin bütün ekonomisi savaşa bağlı olarak yeniden düzenlenir. Sava dönemi Kazak edebiyatının içeriğini de bu durum belirler. Edebiyat, birliğin, yiğitlik ve fedakârlığın, Parti’nin sesi olur. Almanların baskıcı siyasetini ve saldırısını püskürtmeye, halkı intikam almaya çağırmaya ihtiyaç vardır. Bundan sonra edebiyatın vazifesi, cephede çarpışanlar ile cephe gerisinde çalışanları takdir ve taltif etmektir. Bu amaçlar edebiyatın edebî yönünü zayıflatır. Yazarların çoğu daha evvelden yaza geldikleri, araştırdıkları, ilgilendikleri konular bırakıp kendilerine verilen emirlere uymak zorunda kalırlar.

Savaş yıllarında ortaya çıkan edebiyatın içinde M. Avezov’un Abay adlı tarihî romanın birinci kitabi, G. Müsirepov’un “Kazak batırı” povesti, G. Mustafin’in Şıganak (Kuru dere yatağı), E. Ebişev’in Cas Tülekter, G. Slanov’un Canar Tav (Yanar Dağ) adlı romanları ile Safargali Begalin ve A. Abişev’in eserleri vardır.

Stalin Sonrası Kazak Edebiyatı (1956-67)

Yeni hükümet, Stalin’in 1953’teki ölümünden üç yıl sonra, onun döneminde yapılan hataları ve zulümleri sorgulayarak, demokratik kuralları koyma ve uygulama kararı alır. Bu kararın edebiyat sahasına da tesiri olur. Yazarlar, “Edebiyatın gelişmesi yönündeki her türlü yalan teoriler”i sorgulamaya balarlar. “Sosyalist realizm” denilen mükemmel toplum düzeninin bir hayal ürünü ve yalandan ibaret olduğu Kazak yazarları tarafından vurgulanır. Yazarların hayat ile alakalarını artırma meselesi görüşülür. Daha önce “Halk düşmanı” olarak ilan edilen yazarlara olan güvensizlik ortadan kalkar. Diğer Sovyet Cumhuriyetlerindeki aydınlar gibi 1937-38 yıllarında suçsuz yere karalananlar aklanır ve hakları iade edilir. Kazakistan’da S. Seyfulin, B. Maylin, . Cansügirov, S. Şeripov, M. Davletbayev gibi yazarların isimleri ve eserleri edebiyat tarihinde yeniden yerlerini alırlar. Yazarlar nispeten daha serbest yazmaya balarlar.

Bu devirdeki edebi hareketlenmenin ilk belirtisi eserlerdeki artıştır. Yurt tarihindeki önemli hadiseler, eserlerin konuları arasında yer almaya balar. Bununla birlikte yazarlar Kazak halkının ve hayvan yetiştiricilerinin o günkü sıkıntılarını gerçekçi tasvirlerle ortaya koyarlar. Bunun en güzel örneği Tahavi Ahtanov ve onun romanlarıdır. Ahtanov ayrıca pek çok şiir ve hikaye de yazmıştır.

Bu dönemde gelişmekte olan Kazak romanının yanında hikaye türü de gelişir ve bu eserlerde Sovyetler Birliği döneminde çok bahsedilmeyen insanın kendi sırları, ruh alemi, ahlaki problemleri bütün yönleriyle edebî şekilde tasvir edilir. Bu dönemin önemli isimleri arasında B. Sokpakbayev, Safuan Şaymerdenov, Şerhan Murtaza, G. Müsiperov ve Dulat İsabekov sayılabilir.

Bağımsızlıktan Önceki Son Dönem Kazak Edebiyatı (1968-90)

Bu devirde Kazak edebiyatının önemli eserleri roman türünde görülür. 1984’te G. Müsirepov’un Oyangan Ölke (Uyanan Ülke)’sinin ikinci kitabi Cat Kolında (Düman Elinde) adıyla çıkar. M. Avezov’un katkısıyla tarihî roman çok hızlı bir şekilde gelişir. Halkın geçmiş tarihi, onun önemli vakaları, bağımsızlık fikirlerinin yayılmasına katkıda bulunur. İ. Esenberlin, M. Magavin, K. Segizbayev, A. Kekilbayev, S. Mukanov, E. Elimcanov, S. Cunisov, D. Ebilov, S. Smatayev, . Murtaza, Z. Akiov, C. Moldagaliyev, D. Doscanov gibi yazarlar eser verirler.

Romanın yanı sıra hikâyede de tarih ve Kazak örf-âdetleri ön plana çıkmaya başlar. Dükenbay Doscanov’un “Kımız” hikâyesi tarihi bir geleneği sağlamlaştırma gayretidir. Birçok hikaye ve roman yazan Muhtar Magavin, edebiyatçılığının yanı sıra iyi bir araştırmacıdır. Abiş Kekilbayev’in “En Mutlu Gün” hikayesindeki lirik ton sıradan bir köy hayatı için derin sevgiden kaynaklanır. Kadirbek Segizbayev, eserlerinde çoğunlukla insanlar arasındaki davranışları, fazileti, cömertliği, kardeşliği, konukseverliği ön plana çıkarır. Kazakların örf ve âdetlerine olan düşkünlükleri, mesela at sevgisi, ağırlıklı olarak eserlerinde tekrar edilir. Gabit Müsiperov, bu yıllardaki Kazak hikayelerinin en güzel örneklerini yazmıştır. Son yıllarda yetişmiş Kazak yazarlardan olan T. Abdibekov, eserlerinde insanın davranışı, yaratılışı ve çevresi ile günlük hayattaki ilişkileri felsefî derinliği ile ele alarak işler.

Kazak Tiyatrosu

20. yüzyılın başından itibaren ortaya çıkmaya başlayan yeni edebî türler arasında tiyatro eserleri de göründü. Kazak Sovyet edebiyatının oluşmaya başladığı bu yıllarda B. Maylin, İ . Cansügirov, S. Mukanov gibi yazarlar roman ve şiir ile birlikte tiyatro eserleri de yazdılar. 1929 Aralık’ta yapılan Kazakistan Ölkelik Parti Komitesi’nin düzenlediği toplantıda tiyatro meselesi tartışılmış, Sosyalist gerçekçiliği gösteren, yeni devri öven piyesler yazılması tavsiye edilmiştir.

1930’lu yıllarda tiyatronun gelişmesine en çok emeği geçen kişi Beyimbet Mayin’dir. M. Avezov’un L. Soholev ile birlikte yazdığı tragedyası da bu dönemde önemli yer tutar. M. Avezov, piyes yazarlığı yanı sıra tiyatro eleştirmenliği de yapmıştır.

Kazak tiyatrosunun gelişiminde Sheakespear, Molier, Goldoni, Pukin, Gogol, Ostrovski, Pogodin, Kiron, Furmanov, Trenev’den yapılan tercümelerin de etkisi olmuştur.

II. Dünya Savaşı yıllarında (1941-1945) Kazak drama yazarları savaşı anlattılar, halkın milliyetçi duygularını harekete geçirmeye çalıştılar.

II. Dünya Savaşı’ndan sonraki (1945-1955) Kazak dramasında savaş, laytmotif olarak kullanıldı. Bu piyeslerin çoğu kolhoz hayatını anlattı. Hayvancılığın ve tarımın geliştirilmesi konuları işlendi.

1956-1975 yılları arasında Kazak dramasının gelişmesinde Muhtar Avezov, Gabit Müsiperov, Sabit Mukanov, Saken Seyfullin, Beyimbet Maylin ve Abdilda Tacibayev’in emeği geçmiştir. “Kız Cibek”, “Et Targın” gibi Kazak dramaturgiyasının klasikleri Moskova’da sahnelendi ve büyük üne kavuştu.