Ünite 6: Borcun İfa Edilememesi (İfa Engelleri)

Borçluya Yüklenemeyen İfa Engelleri: Alacaklının Temerrüdü Ya Da Belirsizliği

Alacaklının, kendisine önerilen olumlu bir edimin gereği gibi ifasını haklı bir sebep bulunmaksızın reddetmesine alacaklının temerrüdü denilmektedir. Alacaklının temerrüdünün, ifanın gereği gibi önerilmiş olmaması, haklı sebep olmaksızın ifa önerisinin reddi olarak iki koşulu vardır. Alacaklının temerrüdünün gene sonuçları: borçlunun temerrüdü sona erer, borçlunun sorumluluğu sona erer, borçlunun sorumluluğu hafifler, hasar alacaklıya geçer, alacaklı ötemezdik defi’ ini ileri süremez, borçlunun giderleri isteme hakkı doğar, sözleşmeden doğan faiz işlemeye devam eder. Alacaklının temerrüdünün özel sonuçları ise, borçluya tanınan tevdi ve dönme olanakları olarak ifade edilebilir.

Borçluya Yüklenen İfa Engelleri I: Borca Aykırılık

Borçlunun ifa etmekle yükümlü olduğu halde bu yükümlülüğe uygun davranmadığı borç ifa edilememiş olur. Borcun ifa edilememesinin sebebi, borçlunun hukuksal egemenlik alanına dâhil edilebilir bir sebepse, buna borçluya yüklenebilir ifa engeli denmektedir. Borçluya yüklenebilir her ifa engeli bir borca aykırılık demektir. Borca aykırılık hallerinde, borcu hiç ya da gereği gibi ifa etmeme söz konusudur. Borca aykırılığın sonuçları: Borç ve borç ilişkisi hemen ortadan kalkmaz. Alacaklı ile borçlu arasındaki ilişki devam eder. Geç ifa nedeni ile gecikme zararının tazmini istenebilir. Borca aykırılık borçlu için kazadan sorumluluk gündeme gelebilir. Borca aykırılık, asıl borcu sona erdirmediği gibi yan borçları da sona erdirmez. Para borçlarında anapara faizinin işlemesini durdurmaz, ceza koşulu varsa alacaklı bunun da ifasını da isteyebilir. Alacağa güvence oluşturan rehin varsa alacaklının rehnin paraya çevrilmesi için icra yoluna gidebilir.

Borçlunun ifa yardımcılığından dolayı sorumluluğu; Borçlu, edim kişiye sıkı sıkıya bağlı olmadıkça borcu bizzat ifa ile yükümlü değildir. Bu durumda borçlunun yardımcı araç ya da kişilerden yararlanması borca aykırı sayılmaz. Fakat bizzat borçlu tarafından ifanın zorunlu olmasına rağmen bir borcun başkası tarafından ifa edilmesi borca aykırılık oluşturur. İfa yardımcısının eylemlerinden sorumluluğun koşulları:

  1. Borçlu, borcu bizzat ifa ederken kendi eylemleriyle yol açtığı zararlardan sorumlu tutulmaz.
  2. İfa yardımcısının eyleminden sorumluluk için yardımcı kişiye bırakılabilir bir borç olmalıdır.
  3. Borcun ifasına katılımı sağlanmış bir yardımcı kişinin varlığı gerekmektedir.
  4. Alacaklının uğradığı zarar, borcun ifası sırasında yardımcı tarafından verilmiş olmalıdır.
  5. Yardımcının kusurlu olması şart değildir.

Sorumluluktan Kurtuluş

Borca aykırılıktan dolayı sorumluğun oluşmaması için borçlunun kusursuzluğunu kanıtlaması gerekmektedir. Bunun için öncelikle borçlunun gereken özeni gösterdiğini kanıtlaması aranacaktır. Borçlu, ifa engeline illiyet bağını kesen bir sebebin ya da beklenmeyen halin yol açtığını kanıtlayarak sorumluluktan kurtulabilir. İlliyet bağını kesen sebepler:

  1. Mücbir sebep
  2. Yoğunluk (Ağırlık)
  3. Dışsallık
  4. Kaçınılmazlık
  5. Öngörülmezlik
  6. Nedensellik bağı
  7. Zarar görenin ağır kusuru
  8. Üçüncü kişinin ağır kusuru
  9. Beklenmeyen hal
  10. Sorumsuzluk anlaşması

Borçluya Yüklenebilen İfa Engelleri II: Kusurlu İfa İmkânsızlığı

Edimin ifası, borçlunun kusuruyla imkânsızlaşmış olabilmektedir. İmkânsızlık, borcun tam ya da kısmen ifa edilme imkânının ortadan kalmasıdır. İfa herkes için imkânsızlaşmış ise objektif, sadece borçlu için imkânsızlaşmış ise sübjektif imkânsızlıktan söz edilebilir.

Objektif imkânsızlık, fiili, hukuki ve ekonomik imkânsızlık olarak karşımıza çıkabilir. Sübjektif imkânsızlık, borçlunun mali güçsüzlüğü, edimin değersizliği olarak karşımıza çıkabilir. İmkânsızlık tam ya da kısmi imkânsızlık olabilir.

Kusurlu İfa İmkânsızlığının Hükmü

Kusurlu tam ifa imkânsızlığı, birincil edim yerine ikincil edim olan olumlu zararın tazminini isteme hakkı verir. Bunun koşulları: 1) Geçerli bir sözleşme bulunmalı, 2) Objektif ifa imkânsızlığı tipinde borca aykırılık meydana gelmiş olmalı, 3) Olumlu zarar doğmuş olmalı, 4) Objektif ifa imkânsızlığı sonucunda düşülen borca aykırılık ile zarar arasında nedensellik bağı olmalı, 5) Borçlu kusurlu bulunmalıdır.

Aşırı İfa Güçlüğü

Borçlunun içerisine düştüğü ekonomik iktidarsızlık yüzünden borcun ifasının yarattığı yükün taşınması borçlu için neredeyse imkânsız denebilecek boyuta oluşabilir. Bu gibi sübjektif imkânsızlıklarda aşırı ifa güçlüğünden söz edilmektedir. Aşırı ifa güçlüğü meydana geldiğinde kendiliğinden ortaya çıkan bir değişim meydana gelmez. Uyarlama davası ile yargıçtan içerik değiştirme, yani sözleşmenin yeni koşullara uydurulması istenebilir.

Borçluya Yüklenebilen İfa Engelleri III: Gereği Gibi İfa Etmeme

Gereği gibi ifa etmeme, borç ifa edilmiş fakat doğru ifa gereklerine aykırı olarak kararlaştırılan konudan farklı konuda, ifa yerinden farklı yerde, ifa zamanından daha sonraki bir zamanda, ifa edilmiş olabilir. Geniş anlamı ile gereği gibi ifa etmeme, edim yükümlerine ve yan yükümlere aykırılık dolayısıyla sözleşmeye, kanuna ya da alışveriş yaşamındaki alışılmış olan beklentilere, uygun olmaması hallerini anlatmak için kullanılır. Gereği gibi ifa etmeme deyimi dar anlamda ise “kötü ifa”yı ima ettiği dile getirilmektedir.

Gereği gibi ifa etmemede halinde alacaklıya tanınan bir takım haklar vardır. Bunlar: 1) Alacaklının, gereği gibi olmayan, kötü ifayı reddetmek ve borcun gereği gibi ifasını isteme hakkı vardır. 2) Alacaklının, tazminat isteme hakkı bulunmaktadır.

Borçluya Yüklenebilen İfa Engelleri IV: Borçlunun Temerrüdü

Borçlunun temerrüdü, borçlunun zaman itibarıyla doğru ifa geleneğine uymamasıdır. Borçlunun temerrüdünün koşulları: 1) muaccel bir borç olması, 2) ifası mümkün bir borç olması, 3) alacaklı temerrüdünün olmaması, 4) ifa için ihtarda bulunulmasıdır. İhtarla alacaklı, borçluya, “ifa zamanı geldi, artık ifa et” demektedir. İhtara uyulmamasının en önemli sonucu borçlunun temerrüdü halidir.

Borçlunun Temerrüdünün Genel Hükümleri

Borçlunun temerrüdünde alacaklının genel olarak şu hakları bulunmaktadır. 1) Aynen ifayı ve gecikme zammını isteme, 2) ifadan vazgeçip müspet zararın karşılanmasını isteme.

Para Borçlarında Borçlunun Temerrüdünün Hükümleri

Para borçlusu, borcu ifa yerinde, alacaklıya, borçlanılan tutarda ve zamanda ödemelidir. Ödememe halinde koşullar varsa para borçlusu borçlunun temerrüdüne düşer.

Borcun vadesi taraflarca belirlenmiş bir zaman noktası, süre sonudur. Vade belirlenmemiş ise ihtarla borçlu temerrüde düşer. Muaccel ve belirli vadeli bir para borcunun kararlaştırılan zamanda ifa etmeyen borçlu temerrüt faizi ödemekle yükümlüdür. Temerrüt faizi sözleşmeye konulmamış ise yasada öngörülen oran üzerinden hesaplanır. Yabancı para borçlarında alacaklı, borçlunun temerrüdü halinde aynen ifa ve gecikme faizi isteyebilir.

Tam İki Tarafa Borç Yükleyen Sözleşmelerde Borçlunun Temerrüdünün Hükümleri

Tam iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerde borçlunun temerrüdü halini yasa koyucu özel olarak düzenlemiştir. Alacaklıya tanınan haklar daha geniş ve seçimlik haklardır. Alacaklı, seçimlik hakları kullanabilmek için borçluya uygun bir süre vermiş olmalıdır. Süre bittiğinde gecikmeksizin uyarısını borçluya bildirmelidir. Mehil, borçluya verilen ek süredir. Borçlunun davranışından bu formalitenin yararsız kalacağı anlaşılmaktaysa mehil vermeye gerek yoktur.

Seçimlik Haklar

Borçlunun temerrüdünde alacaklıya tanınan haklar, alacaklı ya aynen ifa seçeneğini seçip yola devam edecektir ya da aynen ifa seçeneği dışındaki ya ek süre verecek, süre bittiğinde, ifadan vazgeçme ve müspet zararın karşılanmasını isteme, sözleşmeden dönme ve menfi zararın karşılanmasını isteyebilir.

Dönme veya Fesih

Dönme ani edimli sözleşmelerin sona erdirilmesi için başvurulan yenilik doğuran hak niteliğinde olduğu kabul edilir. Satım, bağış, mal değişimi gibi sözleşmelerin sona erdirilmesine uygundur. Fesih ise sürekli edimli sözleşmelerde, ifaya başlandıktan sonra sözleşmenin geçmişe etkili olarak sona erdirilmesi mümkün olmadığı için, geleceğe etkili olarak sona erdirilmesine yarayan bozucu yenilik doğuran bir haktır.

Tazmin Edilebilir Zararlar

Olumlu zarar, alacaklının ifadan beklediği menfaatin ihlal edilmesi yüzünden uğradığı zararları olarak, borçlu borca aykırı davranmış, burada borçlunun temerrüdüne düşmüş olmasaydı uğrayacağını iddia ve ispat ettiği zararlardır.

Fiili zarar, borca aykırılık dolayısıyla alacaklının malvarlığında fiilen meydana gelen eksilmeyi ifade eder.

Kar yoksunluğu, alacaklının, ifa gerçekleşseydi malvarlığında gözlenecek bir artışın gerçekleşmemiş olması halidir. Müspet zararın tazmininde alacaklı; zararını, borçlunun temerrüdü tipinde borca aykırılığı ve ikisi arasında nedensellik bağı bulunduğunu, borçluda kusursuz olduğunu kanıtlayamamış olmalıdır.

Olumsuz zarar, sözleşmenin geçerli olarak kurulduğuna duyulan güvenin boşa çıkmasından dolayı ortaya çıkan zarardır. Zarar gören alacaklı fiili zararları ile fırsat kaybı zararlarını isteyebilir. Borca aykırılığın tüm hallerinde olabileceği gibi alacaklı burada manevi zararının tazmini de isteyebilir.

Borca aykırılıktan dolayı tazminat isteminde bulunulan her halde zararın belirlenmesi, hesaplanması ve tazminatın kapsamının belirlenmesinde haksız fiiller hakkındaki hükümler kıyasen uygulanmaktadır.