Ünite 1: Bizans Tarihine Genel Bir Bakış

Bizans Tarihine Ait Bazı Kavramlar

Bizans İmparatorluğu, Roma İmparatorluğu’nun bir devamı olup, ortaçağın uzun bir diliminde Bizans’ın hakim olduğu iki ana bölgeden söz edilebilir. Bunlar Anadolu’da Batı Anadolu bölgesi ve İstanbul, Balkanlar’da ise modern Yunanistan’ın bir bölümü ile bazı Ege adaları olarak söylenebilir. Bizanslılar için onların döneminde ve daha sonra tarihlerinin yazımında bir takım kavramlar kullanılmıştır. Bu kavramlar; Bizans, Rum, Grek, Hellas ve Yunan kavramlarıdır.

Bizans: Günümüzde Bizans diye adlandırılan devlet ve kişiler gerçekte Bizans, Doğu Roma Devleti olduğu için, kendileri için Romalı tabirini kullanmışlardır. Bundan dolayı Roma’nın devamı olarak algıladıklarından kendilerini Romi yani Romalı olarak görüyorlardı. Dolayısıyla Bizans tabiri sadece coğrafi bir bölgeyi işaret etmek ve İstanbul’da yaşayanları göstermek için kullanılmış bir tabirdir. 7. yüzyıldan itibaren Roma ve Batı Roma İmparatorluğu’ndan pek çok şey taşımakla birlikte kendine özgü bir sistem oluşturan Doğu Roma İmparatorluğu’nun diğerleriyle karışmaması için 16. yüzyıldan itibaren Bizans tabiri kullanılmaya başladı. 1557 yılında Corpus Historiae Byzantinae adlı seriyi başlatan Alman tarihçi Hieronymus Wolf, Bizans tabirini Doğu Roma İmparatorluğu için kullanarak bu tabiri bilim dünyasına yerleştirdi.

Rum: Tarihçiler tarafından, devletin yıkılışı sonrasında, Bizans olarak isimlendirilen Doğu Roma İmparatorluğu, resmî dilinin Latince’den Yunancaya dönüşmesinden sonra kendini Vasilia ton Romeon yani Roma İmparatorluğu olarak isimlendirdi ve bu imparatorlukta yaşayanlar da kendilerini Romalı anlamında Romi, ülkelerini de Romalıların yaşadığı topraklar manasında Romania olarak adlandırdılar. İslam Dünyası’nda ise Romalılar için Rûm kelimesinin kullanımına Kuran-ı Kerim’de rastlanır. Türk Dünyasında ise Bizans’tan bahseden ilk yazılı kaynak Göktürk yazıtlarıdır. Selçuklular ve Osmanlılar da Arapların kullandığı Rûm kelimesini benimsemiştir.

Grek: Siyasi manada kullanılması M.S. 800 yılında gerçekleşen Grek kelimesi, M.Ö. 197 yılında bugünkü Yunanistan topraklarının büyük bir kısmına hakim olan Romalıların burada yaşayan insanlar için Latinlerin hizmetkarı, Latinlerin kölesi manasında kullandıkları terimdir. Bugün de batı dillerinin pek çoğunda Yunanistan için Greece, Yunanlılar için de Grek kelimesi kullanılmaya devam etmektedir.

Hellas: 1204 yılında gerçekleşen IV. Haçlı Seferinden sonra siyasi bir mana kazanan Hellas kelimesi, günümüzde Yunanistan Devletinin kendi topraklarını tanımlamak için kullandığı bir terim olup, Bizans döneminde Selanik ile Atina arasında kalan bölge için kullanılıyordu. 1204’den sonra Hellas ve Hellen kelimeleri daha yoğun olarak kullanıldığı için, bazı tarihçiler, Bizans’ın 1204 yılında sona erdiğini ve bu tarihten sonra modern Yunan tarihinin başladığını iddia ettiler.

Yunan: Yunanlılar günümüzde kendilerini Hellas, batılılar Grek olarak tanımlarken, Türkiye’de dahil pek çok doğu ülkesinde Yunan sözcüğü ile tanımlanmaktadır. Persler, İonia bölgesinde yaşayanları İon olarak kaydederler. Yunanistan kelimesi de İonların yaşadığı ülke manasına gelmektedir.

Bizans Devletinin Genel Özellikleri

Bizans Devleti’ni Roma İmparatorluğu’ndan ayıran genel özellikleri vardır.

Antik Yunan Kültürü: M. Ö. 323 yılında Büyük İskender ‘in ölümüyle, Balkanlardan Hindistan’a kadar uzanan imparatorluk, Balkanlarda Makedonya Krallığı, Bergama ve çevresinde Attalid Krallığı (M.Ö. 283-133),  Adıyaman, Gaziantep ve Kahramanmaraş bölgesinde Kommagene Krallığı (M.Ö. 162-M.S. 17) ve Güney-doğu Akdeniz ve Suriye’de Selefki Krallığı (M.Ö. 305-64) adı altında parçalanmıştır. Romalılar, Balkanları ve Anadolu’yu İskender’den sonra kurulan bu devletlerden aldılar. Yunanca 4. yüzyılın ortasından itibaren tekrar önem kazanmaya başladı. Hıristiyanlık kabul edildikten sonra Antik Yunan kültürü pagan olarak nitelendirilse dahi Antik Yunan tarihi, Antik Yunan felsefesi ve bilimi, Bizans eğitim sisteminde kabul edildi ve yeni nesillere aktarıldı. Antik Yunan kültürünün bazı ürünlerini Bizans koruyarak modern dünyaya aktarma görevi görmüştür. Özellikle Aristo’nun İslam dünyasında etkisi çok büyük olmuş ve kendisi ilk öğretmen manasına muallimü’l-evvel unvanıyla anılmıştır.

Roma Devlet Geleneği: Bizans Devleti 6.yüzyıldan sonra Roma geleneklerinden uzaklaşarak kendine ait değerler oluşturmaya başlamıştır. Bizans da Roma gibi merkezi otoritesini sağlamak için gelirlerinin büyük bir kısmını orduya ve merkezi bürokrasiye harcıyordu. Doğu Roma İmparatorluğu’nun M.Ö. 100 ve M.S. 100 yılları arasında inşa ettiği askeri yollar, Bizans döneminde de kullanıldı. Zaman içinde tıpkı Roma’da olduğu gibi ücretli askerler Bizans ordusunun vazgeçilmez unsurları haline gelmiştir. Roma geleneğinden alınan bu unsurlar yeni başkent İstanbul’a taşındığı zaman, şehir, yeni Roma manasında Neva Roma olarak adlandırıldı.

Ortodoks Hıristiyanlık: Hz. İsa ile zuhurundan yaklaşık üç asır sonra Hıristiyanlık, horlanma ve yasaklanma süreçlerini tamamladıktan sonra Roma İmparatorluğu tarafından önce serbest bırakılmış, daha sonra da resmî din olarak benimsenmiştir. Bu belirsizliğe son vermek üzere Hıristiyanlık inancının ilkelerini belirlemeye yönelik sinod ya da konsil denilen ve yetkili tüm dinî otoritelerin katıldığı toplantılar gerçekleştirilmiş ve imparatorluğun resmî dinî görüşünün ilkeleri ve Hıristiyanlığın kaynakları olan İncil, Havari pederleri, kilise babaları ve kilise öğretmenleri belirlenmeye çalışılmıştır. Ortodoks bakış açısına göre yeryüzünde tek bir krallık olabilirdi. İmparatorun gözetiminde kilisenin yaptığı yoruma doğru yorum manasında Ortodokslukluk denildi. Ortodoksluk düşüncesi temellerini havariler geleneğine dayandırdı.

Konsil, Oğul’u Tanrı ile aynı özlü ve Baba ile birlikte ezeli ve ebedi olarak bir arada bulunan ve aynı ilahi ruhu paylaşan olarak tanımladı. Böylece resmî Ortodoksluğun ilkesini de belirlemiş oldu. 4. yüzyılın sonunda Hıristiyanlık, Bizans Devletinin dini haline geldiğinde Hıristiyan olmayanların devlet memuru olma ihtimali ortadan kalktı. Tanrı’nın semavi desteğini almadan savaşmanın imkansız olduğuna inanan Bizans ordusu, zaferlerini Tanrı’nın seçilmiş halkın yanında olması şeklinde yorumlarken yenilgilerini ise Tanrı’nın kendilerini günahları için cezalandırdığı yönünde değerlendiriyordu.

İstanbul: I. Konstantinos (306-337) başkenti İstanbul’a taşıma kararı aldı. Bu kararın alınmasında İstanbul’un coğrafi konumu kadar dönemin askeri, siyasi, ticari ve dini nedenleri de rol oynamıştır. Şehir, kurucusunun adına izafeten Konstantin’in şehri manasında Konstantinopolis adıyla anıldı. Pek çok tarihçi, Bizans Devletinin başlangıç noktası olarak İstanbul’un kurulmasını alırken bitiş tarihi olarak da İstanbul’un fethini gösterdi. İstanbul şehriyle özdeşen unsurlardan birisi, onun surlarıdır. Konstantinos tarafından inşa edilen bu surlar, kentte daha önce var olan Antik surların üç kat uzağında inşa edilmiştir. İstanbul’un güvenliğinin sağlamanın yanı sıra I. Konstantinos’tan başlayarak nüfusunun da arttırılması politikası izlenmiştir.

Bizans Tarihinin Dönemlendirilmesi

Bir devletin tarihini çağlara ayırmak aslında tarihçilerin o devletin tarihini daha kolay öğretmeye yönelik uyguladıkları bir metodtur ve tarihçiler her zaman kendi aralarında dönemler hakkında hemfikir olamazlar. Tarihçilerin bir kısmı Bizans’ın başlangıç tarihi olarak Dioklitianos’un 284 yılında tahta çıkmasını, 324 yılında İstanbul’un inşasına bağlanmasını, 330 yılında İstanbul’un resmi başkent olarak ilan edilmesini, 395 yılında imparatorluğun Doğu ve Batı Roma olarak ikiye ayrılmasını ya da 476 yılında Roma şehrinin Cermenler tarafından ele geçirilmesini kabul ederler. Bu tarihleri kabul etmeyen Bizantinistlere de rastlanır. Onlara göre 7. yüzyıldan önceki tarih Roma devletinin tarihi olup, Bizans’ın başlangıç noktası Heraklios’un 610 yılında tahta çıkışı ya da 711 yılında III Leon’un imparator olması olayı olarak kabul edilebilir. En yaygın olan görüş, 1453 yılında İstanbul’un Türkler tarafından fethedildiği tarih, Bizans’ın bitiş noktasıdır. Bununla birlikte Bizans’ın başlangıç ve bitiş tarihi olarak en çok itibar edilen görüş ise Bizans’ın 11 Mayıs 330 yılında başladığı ve 29 Mayıs 1453 tarihinde bittiğidir. Bu görüşe göre Bizans devleti 1123 yıl varlığını sürdürmüştür.

Bizans Tarihinin Hanedanlara Göre Tasnifi: Bizans tarihinde, 90’ın üzerindeki imparator temel olarak 14 hanedana mensup olarak kabul edilir. Bu tasnife göre Bizans devletinin dönemlerini 306 – 363 Konstantinos, 364 – 457 Valens ve Teodosios, 457 – 518 Leon, 518 – 578 İustinianos, 610 – 711 Heraklios, 717 – 802 Suriyeli (İsavrian) Leon, 820 – 867 Amorion, 867 – 1056 Makedonya, 1057- 1185 Dukas ve Komninos, 1185 – 1204 Angelos, 1204 – 1261 Laskaris ve son olarak 1261 – 1453 yılları arasında Paleologos hanedanları oluşturur. Bizans’ı yöneten bütün bu hanedanlar aynı zamanda hem coğrafi olarak hem de etnik olarak Bizans imparatorluğunun ne kadar geniş alanları kapladığını ve kozmopolit bir yapıya sahip olduğunu da gösteriyordu.

Bizans Tarihinin Kronolojik Tasnifi: Kronolojik ya da klasik yaklaşıma göre Bizans imparatorluğu tarihi üç ana döneme ayrılır. Bunlar 284 – 717 yılları arasında erken Bizans dönemi tarihi, 717 – 1204 seneleri arasında orta Bizans dönemi ve 1204 – 1461 yılları arasında geç Bizans dönemidir. Her dönemde oldukça önemli olaylar yaşanmıştır.

Bizans Tarihinin Sosyal ve Kültürel Olaylara Göre Tasnifi: Bu tasnife göre Bizans imparatorluğu 5 döneme ayrılır. Bunlar geç Roma imparatorluğu dönemi, karanlık çağ dönemi, gelişme dönemi, Batılılaşma ve İznik imparatorluğu dönemi ile Boğazlar imparatorluğu dönemleridir.

Bizans ve Komşuları

Bizans imparatorluğunun bin yılı aşan tarihinde pek çok komşusu olmuştur. Bizans bunlar arasında Ortaçağ boyunca varlığını korumuş tek devlet konumundadır. Bizans bu komşularıyla zaman zaman barış içinde ama çoğu zamanda savaş halinde olmuştur. Çünkü Bizans’ın komşuları yeni vatanlarını Bizans’ın eski toprakları üzerinde oluşturmuşlardır. Bu komşular;

  1. Sasaniler: Pers dünyasında Sasani hanedanı tarafından 224 – 651 yılları arasında kurulmuş olan devlet Sasaniler olarak bilinir.
  2. Gotlar, Vizigotlar ve Ostrogotlar: Bizans’ın batı komşuları olan Gotlar, Cermen asıllı bir halktır.
  3. Vandallar: Cermen kökenli halklardan birisidir olup, tarihçiler tarafından ilk defa Alan ve Süev ittifakı ile birlikte Ren nehrini geçerek üç yıl boyunca Galya’nın yağmalanması olayında kaydedilirler.
  4. Lombardlar: Batı Cermen halklarından birisidir. 6. yüzyılın başında Panonya bölgesini işgal etmişlerdir.
  5. Franklar: Cermen halklarından birisidir. 3. yüzyılda Ren Nehrinin aşağı bölgesinde yerleşmişlerdi. Roma ordusu içinde görev aldıkları bilinmektedir.
  6. Normanlar: Bizans’ta Viking, Varang, Rus ve Frank adlarıyla da isimlendirilmişlerdir. 9. yüzyıldan 11 yüzyıla kadar Normanlar, İzlanda’dan Kiev’e kadar geniş bir araziyi yağmalar ve bir kısmı da buralara yerleşir.
  7. Varanglar: Varang kelimesi 11. yüzyılın sonundan itibaren Bizans’ın ordusunda yer alan Vikingliler ve kuzeyden gelenler için kullanılmıştır. Aynı zamanda yine Bizans ordusunda görev yapan Anglo – Saksonları da ifade etmektedir.
  8. Venedik: 25 Mart 421 yılında Adriyatik Denizinin kuzey uç noktasında kurulan Venedik, 9. yüzyıla kadar, Bizans’a bağlı olarak kaldı. Bizans’tan ayrılan Venedik, cumhuriyet idaresi kurar ve kısa zamanda deniz gücü oluşturur. Adriyatik denizinde Müslüman Araplara karşı mücadele verir.
  9. Ceneviz: İtalya’da bir liman kenti olarak kurulan Ceneviz, 539 yılında Bizans’ın eline geçmiştir. Ancak kısa bir süre sonra şehir Frankların ve 642 yılında da Lombardların işgaline maruz kalmıştır. 930-935 yılları arasındaki Müslüman Arap akınlarına karşı koymuş ve 11. yüzyılda Sardunya’dan gelen Arapları yenilgiye uğratmıştır.