Ünite 7: Bizans Hukuku

Roma Hukuku

Roma Hukukundan Bizans Hukukuna Geçiş

Milattan önce 759 yılında Roma şehir devletinin kuruluşundan Roma İmparatorluğunun Batı bölümünün milattan sonra 476 yılında çöküşüne kadar Roma’da ve Roma egemenliği altındaki topraklarda uygulanan hukuk sistemi Roma hukuku olup, MS. 395 yılından 1453 yılına kadar Bizans hukuku olarak gelişmiştir. Roman hukuku uzmanlarına göre Roma hukuku beş ana döneme ayrılır.

Bunlar;

  • Eski Hukuk Dönemi (MÖ. 753-MÖ. 150),
  • Klasik Öncesi Hukuk Dönemi (MÖ. 150-MÖ. 27),
  • Klasik Hukuk Dönemi (MÖ. 27-MS. 250),
  • Klasik Sonras› Hukuk Dönemi (MS.250-MS. 527),
  • Iustinianos Dönemi (MS. 527- MS. 565

Bizans hukukunun kaynağı olan Roma’nın siyasal tarihi ise, devlet örgütü biçimlerine göre dört temel döneme ayrılır:

  1. Krallık Dönemi
  2. Cumhuriyet (Consül’ler) Dönemi
  3. İlk imparatorluk (Principatus) Dönemi
  4. İmparatorluk (Dominatus) Dönemi

“İlk imparatorluk” döneminde yetkileri artmış olan imparator, “Dominatus” olarak adlandırılan dönemde yasama erkinin tartışılmaz sahibi haline gelmiştir. Hukuk alanında Roma’dan Bizans’a geçişte imparator I. Teodosios (379 – 395) zamanında, Hristiyanlığın 380 yılında resmî din olarak kabul görmesi önemli bir olay olmuş, Hristiyanlığa yönelik devlet takibatının son bulması yeni dine karşı hoşgörülü bir yaklaşımın benimsenmesini sağlamıştır. İlerleyen yıllarda Hristiyanlığın, devletin resmî ve tek dini haline gelmesi ise Roma hukukunun Bizans hukukuna çevrilmesinde etkili olmuştur.

Bizans Hukuk Kaynakları Olarak Roma Hukukunun Kaynakları

Bir devlet düzeni içinde hukuku yaratan organlar ve güçler o hukukun yaratıcı kaynaklarıdır. Hukukun ortaya çıktığı ve yürürlükte olduğu zaman aldığı biçim ise hukukun yürürlük kaynaklarıdır. Hukukta kaynak, kral ve senato gibi hukuku oluşturan güçleri (yaratıcı kaynaklar) ifade edebileceği gibi, hukukun ortaya çıktığı ve yürürlükte olduğu zaman aldığı biçimi (yürürlük kaynakları) de kastedebilir. Yürürlük kaynaklarına örnek olarak;

  • III. Leon (717-741) döneminde çıkarılan Eklogi,
  • I. Vasil (867-886) zaman›nda çıkarılan Epanagogi verilebilir.

Bizans hukukunun “bilgi kaynakları” Bizans hukukunu tanımamıza ve anlamamıza katkı sağlayabilecek her türlü tarihsel belgeler, yazıtlar, mektuplar, mimari yapılar, dini metinler, eski paralar, mühürleri içerir. Roma-Bizans hukukunun en önemli yürürlük kaynaklarından ve “Constitutiones principum” olarak adlandırılan imparator emirnameleri ilk imparatorluk döneminde ortaya çıkmış olup ilk başlarda Edicta, Decreta, Rescripta, ve Mandata olmak üzere dört farklı düzenleme biçimini kapsamaktaydı.

  • Edicta’lar (Bildirgeler), imparatorun bildirgeleri ya da beyannameleriydi.
  • Decreta’lar (Kararlar) hukuki anlaşmazlığın taraflarınca yapılan itirazları sonuçlandıran kararlardı.
  • Mandata’lar (Talimatlar), yasaların uygulanmasıyla ilgili olarak imparatorun memurlarına yönelik yazılı talimatlarıydı.
  • Rescripta’lar (Cevaplar) ise yasanın yorumunda ortaya çıkan görüş ayrılıklarını çözmeye yönelik imparatorun tavsiye kararlarıydı.

Edicta’lar, yap›sal olarak incelendiklerinde “praefatio” (önsöz), “narratio” (öyküleme), “dispositio” (gerekçe) ve sonsöz (epilogus) olmak üzere dört bölümden oluşmaktaydılar. Önsözün amacı halkı, yapılacak düzenlemeye karşı hazırlamaktı. Öyküleme bölümünde ise yasanın çıkarılmasına sebep olan olay veya hadise ortaya konulmaktaydı.

Bizans Hukukunun Kaynakları

Dioklitianos’tan Iustinianos’a Hukuk Derlemeleri (MS. 284 -MS.527)

İmparator Adrianos’tan imparator Dioklitianos’a kadar olan imparator emirnamelerinin toplandığı Grigorianos Derlemesi (Codex Gregorianus) ve sadece imparator Dioklitianos’un emirnamelerini nderlenmesiyle oluşturulmuş bir çalışma olan Ermogenianos Derlemelesinin (Codex Hermogenianus) ardından, 5. yüzyıl başında imparator II. Teodosios’un emri ile imparator Adrianos’tan (MS 76) başlayarak Konstantinos döneminde çıkarılmış olanlar da dâhil olmak üzere bütün emirnameler derlenmiştir. Bu dönemde oluşmaya başlayan kilise hukukunun (kanonik hukuk) temel kaynakları arasına ilk başlarda yerel düzeyde daha sonra geniş katılımlı yapılan ve kilise ile ilgili konularda hukuki düzenlemeler içeren konsil (sinod) kararları ve kilise pederlerinin belli sorunlara çözüm amacıyla yazdıkları da dâhil olmuş ve MS. 4. yüzyıl sonlarında bir “dini yasalar” (corpus canonum) bütünü oluşmaya başlamıştır.

Iustinianos Dönemi ve Medeni Hukuk Derlemesi (527 – 565)

Yüzyıllarca Roma İmparatorluğunda geçerli olmuş hukuk, temel kaynaklar yani Roma hukukçularının eserleri ve Roma imparatorlarının emirnameleri elden geçirildi, ayıklandı ve değerlendirilerek tematik bir düzen içinde bir araya toplandı ve Iustinianos Yasa Derlemesi (Codex Justinianus) ortaya çıktı. Ortaçağdan itibaren Corpus Iuris Civilis (Medeni Hukuk Derlemesi) olarak adlandırılan bu külliyat, altı yıllık bir süre içinde hazırlanmış olup, hazırlanması çalışmalarını yönetme görevi sarayın baş hukuk görevlisi (Quaestor sacri palatii) olan ve bugün adalet bakanı diyebileceğimiz Tribonianos’a verilmişti.

Medeni hukuk derlemesi (Corpus Iuris Civilis) dört temel bölümden oluşur. Birinci bölüm, hukuk kurumları anlamına gelen “Institutiones”tir. İkinci bölüm, düzenlenmiş tam bir derleme anlamına gelen “Digesta” ya da “Pandektis”’tir. Üçüncü bölümü “Codex” adını taşır. Çalışmanın son bölümünü yeni emirnameler anlamına gelen (Latince) “Novellae” ya da (Yunanca) “Neares”ler oluşturur. Corpus Iuris Civilis olarak anılan kanunlaştırma hareketiyle Iustinianos kilise ve kamu hukuku alanında mevcut eksiklikleri gidermenin yanı sıra yeni kurumlar ihdas ederek önemli reformlara imza atmıştır.

Iustinianos’un Varislerinden Makedon Hanedanına Kadar Geçen Dönemdeki Hukuk Uygulamaları (565-867)

Karanlık dönem olarak da bilinen bu dönemde, hukuk biliminin gerilediği görülür. Bu dönemde “nomokanon” olarak adlandırılan kilise hukukuyla ilgili yasa ve düzenlemelerin yer aldığı derlemelere rastlamaktadır. Bu dönemde Corpus Iuris Civile’nin özgün metninin ve tefsirlerinin çok zor bulunur olması, 6. yüzyıl metinlerinin anlaşılmasındaki zorluk, yeni yasa metinlerinin oluşturulması ihtiyacını doğurdu. Bunların kısa süre içinde kopyalanıp dağıtımının yapılması ve herkes tarafından anlaşılır olması gibi kriterleri III. Leon (717-741) döneminde çıkarılan, seçkiler manasındaki “Eklogi” adlı kanunname yerine getiriyordu. Eklogi’de özellikle aile hukuku alanında kilise hukukunun etkisiyle pek çok yenilikler dikkat çekmektedir. Eklogi’nin kısa metni, hukuk yaşamındaki karmaşık ihtiyaçların tümüne cevap vermekte yetersiz kalınca özel kimi hukuki ilişkiler için Ek bölüm oluşturulmuştur.

Makedon Hanedanından, IV. Haçlı Seferine Kadar Olan Dönemdeki Hukuk Uygulamaları (867-1204)

Yeniden arınma olarak bilinen “Anakatharsis” düşüncesiyle uygulamaya konulan ilk yasa metni, olan Epanagogi’nin tanziminde (885-886) Patrik Fotios da yer aldığından, metinde kilisenin etkisi belirgindir. Epanagogi’nin tanzim edilmesi öncesinde tüm mevzuat bir araya getirilmiş ve gereksiz görülen düzenlemeler yürürlükten kaldırılmıştır. “Anakatharsis” çabaları Vasil’in oğlu ve Iustinianos’tan sonra yasama alanında en üretken imparator olan Bilge (Sofos) lakaplı VI. Leon tarafından sürdürülmüş, yasama çalışmaları yeniden gözden geçirilmiş ve 60 kitaptan oluşan Vasilika (Kral Kanunnameleri) adı verilen yeni metin ortaya çıkmıştır. VI. Leon’un imparatorluğunun son döneminin ürünü olan düzenleme ise, şehirdeki kimi loncaların ve meslek gruplarının denetiminden sorumlu şehir Eparhos’una yönelik olan “Eparhikon Biblion” dur. Haksız rekabetin önlenmesi ve farklı meslek kolları arasındaki ekonomik ilişkilerin düzgün bir şekilde sürdürülmesine ilişkin düzenlemeler içermektedir.

1204-1453 Yılları Arasındaki Dönemde Hukuk Uygulamaları

Bu dönemde, imparatorluğun genel durumuna bağlı olarak hukuk biliminin tüm alanlarda tam anlamıyla bir çöküş yaşadığı bilinmektedir. Bizans devletinin yaşadığı büyük toprak kayıpları ve iç çekişmeler, Bizans ekonomisi üzerinde de yıkıcı etkiler doğurmuş ve hukuk da dâhil olmak üzere toplumsal yaşamın tüm alanları bundan olumsuz yönde etkilenmiştir. II. Ve III. Andronikos Paleologos’un çıkardıkları yasalarla önce yüksek yargıçlardan oluşan bir İmparatorluk Mahkemesi kuruldu. 1329 yılında tüm imparatorluk çapında adaletin dağıtılmasını denetleyecek ve gözetecek dört yüksek yargıçtan oluşan bir heyet oluşturuldu. Bu dönemin en belirgin özelliği ruhban sınıfına mensup din adamlarının gerek kuramcı gerekse uygulamacı olarak adalet mekanizmasının içinde artan oranda temsil edilmesi ve buna paralel olarak kilise hukuku kurallarının da laik hukuka artan bir ivmeyle sızmasıdır. Bu dönemde en kayda değer çalışma Selanik yüksek yargıcı Konstantinos Armenopulos’un 1345 tarihli Proheiron Nomon (Yasalar Elkitabı) ya da diğer adıyla Eksavivlos (Hexabiblos-Altı Kitap) adlı derlemesidir.

Bizans Hukuk Sisteminde Aile Kurumu

Bizans İmparatorluğunda Hıristiyanlığın resmi din olarak kabul edilerek yaygınlaşmasının ardından kilise, toplumun en küçük birliği olan aile kurumu ve evlilik konusu ile ilgilenmiş, nikâhın dini bir temele oturtulması sağlanmıştır. Evlilik kurumu Bizans tarihinin dönemleri içinde değişik aşamalardan geçmiştir. .Bizans hukukunda yasa koyucu, evliliğin şartlarını:

  1. Evlenme yaşını doldurmuş olmak (kızlar 12, erkekler 14)
  2. Evlenecek şahısların rızası,
  3. Yaşları küçükse kural olarak aile reisi olan babanın rızası,
  4. Yasa ile öngörülmüş olan kuralları yerine getirmek

olarak belirlemiştir. Iustinianos Kanunnamelerinde, evliliğin kurulması için evlenecek kişiler arasında evlenme iradesi aranmaktadır. Yaklaşık iki yüzyıl sonra I. Aleksios Komninos, iktidarı döneminde 1084 – 1095 yılları arasında çıkardığı emirnamelerle köleler de dâhil olmak üzere tüm evliliklerde dini nikâh zorunluluğu getirmiştir. Ölüm ve kaybolma (gaiplik) evliliği sona erdiren en önemli iki neden olarak görülmektedir. Iustinianos Derlemesinde boşanma sebepleri erkek için:

  1. Kadının bildiği ancak eşine söylemediği vatana ihanet suçu
  2. Zinadan mahkûmiyet
  3. Doğrudan ya da dolaylı olarak kocanın canına kast edilmesi
  4. Ahlak dışı iş ve eylemlerdi.

Kadınlar için ise:

  1. Kocanın vatana ihanet suçu işlemesi
  2. Doğrudan ya da dolaylı olarak kadının canına kast edilmesi
  3. Kadının manevi şahsiyetinin rencide edilmesi
  4. Kocanın sürekli olarak evlilik dışı ilişkilere sahip olmasıydı.

Bizans Hukukunda Suç ve Ceza

Bizanslılar, Roma’dan devraldıkları hukuk düzenini, suçun önlenmesi ve suçluların cezalandırılması konusunda oluşan yeni toplumsal şartlara uyumlu hale getirmişlerdi. Suçun failine uygulanan bir yaptırım olarak karşımıza çıkan cezanın amacı Iustinianos kanunları da dâhil olmak üzere Erken Bizans dönemi kanunnamelerinde açık ve somut bir şekilde ortaya konulmamaktadır. Cezalandırma ile güdülen amaç Eklogi’de somut olarak belirtilmiş ve arındırma, suç işleyen kimsenin ıslahını sağlama ve korkutma olarak sayılmıştır.

Ceza ve Türleri

Ölüm Cezası

Erken dönem Bizans hukuku, ölüm cezasını Roma hukukundan miras almış olup, zihinsel engelliler ve çocuklar ölüm cezasından muaf tutulmaktadır. Iustinianos Derlemesinde, ölüm cezasının infaz şekli açıkça belirtilmeyen durumlarda yargıcın takdir yetkisinde olan bir konuydu. Cezanın infaz başın kılıç ya da baltayla kesilmesi, çarmıha germe, yılanların veya başka canlıların olduğu çuvalın içine koyarak denize ya da nehre atma, atlar tarafından ters yönlere çekerek parçalama, derisini yüzme, diri diri gömme suretiyle uygulanmaktaydı.

Köleleştirme

Iustinianos sonrası kanunnamelerde nadiren uygulanan özgürlüğünü kaybetme cezası, kendi rızasıyla geri gelen asker kaçakları ve düşmana askeri önemde yasak malzeme temin edenler için uygulanmaktaydı Her iki durumda devlete karşı işlenen suçlar söz konusu olduğundan kanun koyucu, kamu çıkarlarını daha etkili bir şekilde korumayı amaçlamıştır.

Bedensel Cezalar

Uzuv kesme: Eklogi’de, birbirinden çok farklı nitelikte olan ve ağır suç niteliği taşımayan pek çok eylem için uzuv kesme cezası (genellikle suçun işlenmesinde kullanılan organ) öngörülmektedir.

Kırbaçlama: Kırbaç cezasına 8.-10. yüzyıllar arası Bizans hukuk metinlerinde rastlanmakta ve ana ceza olarak ya da paralel bir ceza olarak karşımıza çıkmaktadır. Paralel ceza olduğunda uzuv kesme ya da sürgüne gönderme cezalarıyla birlikte uygulanmaktadır. Eklogi’de bu cezanın uygulanmasında sınıfsal farklılıkların giderilmesine çalışılmıştır.

Saç Kesilmesi: Saçın kesilmesi Bizanslılar açısından küçük düşürücü ve kişinin toplum nezdindeki itibarını lekeleyici bir uygulama olarak görülmekteydi.

Sürgün: Bu ceza kasıtlı olmayan adam öldürme, ya da çocuk düşürtme gibi ağır sayılmayan suçlar için uygulanan bir cezadır. Roma’da iki tür sürgün cezası vardı. Daha hafif olan ve relegatio olarak adlandırılan sürgün cezası, hükümlünün belirli bir yerde zorunlu ikametini gerektiriyordu. Daha ağır olan deportatio ise, suçlunun malvarlığının müsaderesi ve vatandaşlık sıfatının kaybı sonucunu doğuruyordu.

Hürriyeti Bağlayıcı Cezalar

Bizans döneminde hapishaneler ceza çekilen yerler değil yasayı ihlal edenlerin haklarında karar verilene kadar tutuldukları yerler olarak kullanılmaktaydı. Ömür boyu ya da belirli bir süre için manastıra kapatma tedbiri Kilise hukukunda da görülmektedir.

Mala Yönelik Cezalar

Mala yönelik cezaların başında gelen, mahkûm olan suçlunun tüm malvarlığının müsaderesi ve hazineye devredilmesi cezası, suçlunun ailesini de cezalandırdığından Iustinianos döneminde, cezanın uygulama kapsamı daraltılmıştır.

Askeri Suçlar ve Cezalar

Bizans hukukunda askeri suçlar ve bunlara verilen cezalar hakkında bilgiler içeren kaynaklar; Stratigikon, Ta Taktika ve Askeri Yasa” (Stratiotikos Nomos) adlı eserlerdir. Askeri konuları düzenleyen yasalar konuları itibarıyla dört grup düzenleme içermekte ve bunların ihlali suç teşkil ettiğinden her bir maddede yaptırımlar yer almaktadır. Birinci grup yasalar askerlerin yükümlülükleri, disiplin ve askeri hiyerarşiye riayet konularıyla ilgilidir. İkinci grup yasalar birlik komutanlarına yöneliktir. Üçüncü grup yasalar savaş döneminde ve muharebe esnasında işlenen suçları düzenlemektedir. Dördüncü grupta yer alan askeri yasalar askerlikten kaçmak amacıyla askeri birlikler dışında işlenen suçlar ve askerlerin genel yükümlülükleriyle ilgili konuları kapsamaktadır.

Cezaların İnfazı ve Uygulamalar

Cezanın infazı ile ilgili süre konusunda Bizans hukuk kaynaklarında özellikle Vasilika Kanunnamesinde yer alan süreler Roma hukuku kaynaklıdır. Süreli olan cezalarda sürenin tamamlanmasıyla birlikte ceza sona ermiş sayılırdı ve idareciler bölgelerinde sürgün cezası çeken hükümlüleri serbest bırakmak zorundaydılar. Kilise hukukunda kilise mahkemesi tarafından verilmiş bir cezanın kaldırılması, azaltılması ya da infazının durdurulması konusunda karar vermeye yetkili merci kararı veren mahkemeydi.

Bizansta Kölelik Kurumu

Roma’dan Bizans’a geçiş sürecinde kölelerin hukuki durumunda da iyileşmeler görüldü. Iustinianos, kölelerin durumunu iyileştirmeye yönelik tedbirler aldı. Köleler büyük ölçüde ev işlerinde çalışmakta ve çoğu kentlerde yaşamaktaydı. Manastır mülkleri içinde bulunan çiftliklerde de çok sayıda köle çalıştırılmaktaydı. Kaynaklarda 11. yüzyıla kadar tarım işlerinde kölelerin kullanılması uygulamasından söz edilmektedir. Köleler efendilerinin hayvanlarını kullanarak onun topraklarını işlemekteydiler. Toprağa bağlı köleler dışında genel bir değerlendirme yapılacak olursa tarihi süreç içinde, imparatorluğa köle girişinin en önemli kaynaklarından biri olan fetih savaşlarının ilerleyen dönemlerde azalması sonucu köle sayısında önemli düşüş yaşandı. Ancak Bizans’ta kölelik hiçbir zaman ortadan kalkmadı.