Ünite 1: Bilişim, İnternet ve Hukuk,

Giriş

Bilişim hukuku, elektronik ortamlarda, iletişim, bilgi ve belge paylaşımının sağlanmasının hukuki çerçevesi ve sonuçları ile bu ortamlarda vukuu bulan hukuka aykırı fiillere ilişin yaptırımların öngörüldüğü mevzuatın (uluslararası antlaşmalar, kanun, yönetmelik vs.) oluşturduğu hukuk normlarının tamamına verilen bir isimdir.

Bilişim Hukuku

Son çeyrek asırda tüm dünyayı etkileyen ve baş döndürücü bir hızla ilerleyen teknolojik gelişmeler, bilişim hukukunun ortaya çıkış sürecinin nedeni olarak kabul edilmektedir.

Bilişim hukukunu, bilişim teknolojilerindeki gelişmeler ve yenilikler sebebiyle mevcut yasal düzenlemelerin yetersiz kalması ile ortaya çıkmış bir hukuk dalı olarak tanımlamak yanlış olmayacaktır.

Özelikle e-Ticaretin gelişmesi, devletin vatandaşlarıyla olan ilişkilerinde e-Devlet gibi bilişim sistemlerini kullanması ve bu sayede her kurum ve bireyin bilgi teknolojilerini kullanan sistemler ile kamu hizmetlerine ulaşabilmesi ya da bilişim sistemleri aracığıyla işlenen suçlardaki artışlar klasik hukuk normlarının gözden geçirilmesini zorunlu kılmıştır. Bunun sonucunda da devletler, bireylerle bireyler ve bireylerle devlet arasındaki hukuk kurallarını bilişim sistemleri çerçevesinde yeniden ele almış ve bu sürecin sonunda da bilişim hukuku denilen yeni bir hukuk dalı ortaya çıkmıştır.

Bilişim Hukukunun Yapısı

Bilişim hukuku bünyesinde birçok farklı hukuk dalını barındırması ve/veya birçok hukuk dalıyla iç içe geçmesi nedeniyle, multi-disipliner bir hukuk dalı olarak tanımlanmaktadır. Bundan dolayı bilişim hukukunu düzenleyen tek bir kanun ve buna bağlı tali mevzuat bulunmamaktadır.

Kamu kurum ve kuruluşlarında bilgisayarların kullanılmasına ilişkin sorunlar veya e-Devlet, Ulusal Yargı Ağı Projesi (UYAP) gibi yazılımlardan doğan problemler idare hukukunun alanına girmektedir. Yine genel olarak internetin yönetiminde hangi kurumların yetkili ve görevli olduğunun belirlenmesi temelde idare hukukunun konusu olmakla birlikte, bu kurumların yapmış oldukları idari tasarrufların temel hak ve özgürlükler çerçevesinde değerlendirilmesi ise insan hakları hukuku ve anayasa hukuku ile ilintilidir. Devletlerin siber savaşa karşı hazırlıklı olduklarını bildirmeleri ve siber saldırıyı savaş nedeni sayacaklarını açıklamaları göstermiştir ki, bilişim hukukunun uluslararası hukukla da bağlantısı vardır.

Bilişim Hukuku Mevzuatına Genel Bakış

Bilişim hukukunun irtibatlı olduğu hukuk dallarının çok olması nedeniyle, bilişim hukukunu düzenleyen tek bir kanun ve buna bağlı tali mevzuat bulunmamaktadır. Bilişim hukukunu oluşturan mevzuat, birçok kanunun içine serpiştirilmiş ve bu nedenle dağınık bir görüntü sergilemektedir. Yine de bu dağınık görüntüyü “ bünyesinde bilişim hukukunu ilgilendiren normlar bulunduran mevzuat ” ve “ bünyesinde doğrudan internet ortamını veya bilişim alanını düzenlemeye yönelik normlar bulunduran mevzuat ” olarak iki alt başlık altında toplamak mümkündür.

Ülkemizde bilişim hukukuna ilişkin normlar içeren birçok kanun bulunmaktadır. Bu hukuk dallarından bazılar ve en önemlilerini bilmemiz yeterli olabilmektedir. Bu kanunlar:

6533 sayılı Avrupa Siber Suç Sözleşmesini iç hukukumuza aktaran Sanal Ortamda İşlenen Suçlar Sözleşmesinin Uygun Bulunduğuna Dair Kanun;

  • 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu;
  • 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu;
  • 2803 sayılı Jandarma Teşkilat ve Yetkileri Kanunu;
  • 2559 sayılı Polis Vazife ve Salahiyet Kanunu;
  • 2937 sayılı Devlet İstihbarat Hizmetleri ve Milli İstihbarat Teşkilatı Kanunu;
  • 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu;
  • 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu;
  • 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun;
  • 6698 sayılı Kişisel Verilerin Korunması Kanunu;
  • 4982 sayılı Bilgi Edinme Hakkı Kanunu; 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu;
  • 6563 sayılı Elektronik Ticaretin Düzenlenmesi Hakkında Kanun;
  • 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu;
  • 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu;
  • 6279 sayılı Çoğaltılmış Fikir ve Sanat Eserlerini Derleme Kanunu;
  • 5411 sayılı Bankacılık Kanunu;
  • 5464 sayılı Banka Kartları ve Kredi Kartları Kanunu;
  • 6362 sayılı Sermaye Piyasası Kanunu;
  • 6493 sayılı Ödeme ve Menkul Kıymet Mutabakat Sistemleri, Ödeme Hizmetleri ve Elektronik Para Kuruluşları Hakkında Kanun;
  • 213 sayılı Vergi Usul Kanunu;
  • 488 sayılı Damga Vergisi Kanunu;
  • 5147 sayılı Entegre Devre Topoğraflarının Korunması Hakkında Kanun;
  • 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu;
  • 5018 sayılı Kamu Mali Yönetimi Kontrol Kanunu;
  • 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu;
  • 6112 sayılı Radyo ve Televizyon Kuruluş ve Yayın Hizmetleri Hakkında Kanun;
  • 7201 sayılı Tebligat Kanunu;
  • 406 sayılı Telgraf ve Telefon Kanunu;
  • 4691 sayılı Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Kanunudur.

Bünyesinde doğrudan internet ortamını veya bilişim alanını düzenlemeye yönelik normlar bulunduran mevzuatın genel özelliği, bunların bünyelerinde doğrudan internet ortamını veya bilişim alanını düzenlemeye yönelik normlar bulundurmalarıdır. Bunlar;

  • 5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun,
  • 5369 sayılı Evrensel Hizmet Kanunu ve
  • 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’dur.

Bilişim, Bilişim Sistemleri ve İnternet

Bilgi ve iletişim sözcüklerinin bir araya getirilerek kullanılmasıyla ortaya çıkan “bilişim” terimi, Türk Dil Kurumu’nca “insanoğlunun teknik, ekonomik ve toplumsal alanlardaki iletişiminde kullandığı ve bilimin dayanağı olan bilginin özellikle elektronik makineler aracılığıyla düzenli ve akla uygun bir biçimde işlenmesi bilimi” olarak tanımlamıştır. Bilişim terimi “enformasyon” ve “otomasyon” kelimelerinin bir araya getirilmesinden türetilmiş olan Fransızca kökenli “enformatik” terimine karşılık gelmektedir ve genel olarak enformasyonun otomatik makineler aracılığıyla işlenmesi anlamında kullanılmıştır.

Bilişim sözcüğü, bilgisayara göre daha üst bir kavramı ifade etmek için kullanılmaktadır. Bilişim hem verilerin işlenmesini, yani “bilgi işlemi”, hem de bilgi işlemin sonucunun aktarılmasını, yani “veri iletişimini” ifade eden bir kavramdır. Teknik, ekonomik, sosyal, hukuk ve benzeri alanlardaki verinin saklanması, saklanan bu verinin otomatik olarak işlenmesi, organize edilmesi, değerlendirilmesi ve aktarılması kavram olarak bilişimin konusudur.

İnternet

Hiç şüphesiz son on yıllardaki teknolojik gelişmeleri tetikleyen en önemli olay, dünya çapındaki küçüklü büyüklü bilişim sistemlerinin kurulması ve varlığı değil, bütün bilişim ağlarını kapsayan genel bir ağ olan internetin tesis edilmesi olmuştur.

İnternet veri iletim ağlarının yalnızca bir türü, dolayısıyla da bilişim sistemleri ve bunları birbirine bağlayan her türlü veri iletim ağının genel adı olan sanal dünyanın yalnızca bir parçasıdır.

İnternet kelimesi, “interconnected networks” (kendi aralarında bağlantılı ağlar) kelimesinin kısaltması olarak kullanılmaktadır. İnternet, kişilerin dünya üzerinde birbirleri ile çok geniş amaç ve içerikte iletişim kurmalarını, bilgi alışverişinde bulunmalarını sağlayan ortak iletişimin adıdır.

İnternetin yapısının anlaşılması için bazı teknik terimlere kısaca değinmek gerekmektedir:

Backbone: İnternet üzerindeki veri iletişimi omurga (backbone) olarak adlandırılan ana iletişim hatları üzerinden sağlanır

TCP/IP Protokolü: İnternet içindeki bilişim sistemlerinin birbirleriyle iletişim kurabilmeleri ve veri aktarımında bulunabilmeleri için birtakım kurallara uygun hareket etmeleri gerekmektedir. Bu kurallar, iletişimdeki eşler arasında veri trafiğinin kurallarını oluşturup daha etkin bir iletişim sağlanmasını gerçekleştirirler. Bu kurallara, internet protokolleri ya da TCP/IP (Transmission Control Protocol/Internet Protocol) protokoller ailesi denir.

TCP/IP protokolünü oluşturan TCP verilerin doğru yere ulaştırılmasından; IP ise adresleme sisteminden sorumludur (Avşar ve Öngören, 2010: 32; Dülger, 2015: 88).

Bu protokollere örnek olarak, internet üzerindeki bilgisayarlar arasında dosya alma/gönderme protokolü (FTP/File Transfer Protocol), elektronik posta iletişim protokolü (SMTP/Simple Mail Transfer Protocol), TELNET protokolü (internet üzerindeki başka bir bilgisayarda etkileşimli çalışma için geliştirilen login protokolü) veyahut internette birbirine bağlanmış farklı türden objelerin karşı tarafa iletilmesini sağlayan Hyper Text Transfer Protocol (HTTP) verilebilir. DNS (Domain Name System/alan adı sistemi) de bir TCP/IP servis protokolüdür.

World Wide Web (www): Sözcük anlamı olarak dünyayı saran ağ anlamına gelen world wide web’e kısaca web denilmektedir. Web, dünyanın her yerindeki yüzbinlerce sunucuda kayıtlı, milyarlarca dosyadan oluşan bir bütündür. Birçok internet hizmetini birleştiren bir araç olarak; yazı, resim, ses, video, animasyon gibi pek çok farklı nitelikteki verilere etkileşimli olarak ulaşmamızı sağlayan çoklu bir hiper ortam sistemidir.

Türkiye’de ilk internet bağlantısını 12 Nisan 1993 tarihinde Türkiye Bilimsel ve Teknik Araştırma Kurumu (TÜBİTAK) destekli bir proje ile Orta Doğu Teknik Üniversitesi (ODTÜ) gerçekleştirmiştir.

Dünyada internet ağının tamamını kontrol eden, tek elden yetkili bir otorite bulunmamaktadır. İnternet küresel ağ niteliğinin korunabilmesi için internet dünyada bazı merkezi sistemler tarafından kontrol edilmektedir. Temel internet mekanizmalarının yönetimi ve düzenlenmesi için küresel düzeyde ticari kaygı gütmeyen bazı kurumlar bulunmaktadır.

Bu sistemden önce ordu daha sonra da üniversiteler faydalanmıştır. Zaman içerisinde sistem içinde bulunan farklı özellikteki bilgisayarların birbirini tanımasına yarayan ve aralarındaki uyuşmazlıkları çözmeye yarayan, günümüzde de yerel ağların birbiriyle iletişim kurmasına yarayan kurallar bütünü olan TCP/IP protokolleri gibi kurallar geliştirilmiştir. 1980 yılında ARPANET’in yalnızca askeri birlikler için kullanılmasından vazgeçilmiş ve sistem sivil kuruluşlarında kullanımına sunulmuştur. İlerleyen zamanlarda web teknolojisinin ve bunun dayandığı en temel dosya transfer protokolü olan http protokolünün geliştirilmesiyle ARPANET tamamen ortadan kalkmış ve bilinen anlamda internet ortaya çıkmıştır (Dülger, 2015: 109).

İnternetin yönetiminde çeşitli kurumlar bulunmaktadır. Bunlardan ilki internetin yönetim ve gelişme politikalarını belirleyen ICANN kurumudur. ICANN, alan adları sisteminin teknik yönetimi, protokol parametrelerinin belirlenmesi ve kök sunucu sistemi yönetimi işlevlerini koordine etmekle görevlidir. Diğer bir kurum IANA kurumudur. Her iki kurumun altında dünyanın beş bölgesi için internet kaynaklarını ICANN’in belirlediği politikalara göre yöneten kuruluşlar vardır. Bunlara RIR denir. Türkiye RIPE NCC bölgesindedir. RIPE NCC’nin merkezi Hollanda’dadır. RIR merkezleri altında son kullanıcıya IP adresi veren internet servis sağlayıcıları vardır. Bunlara da LIR denilir. İnternetin teknik alt yapısını, veri iletişimini sağlayan omurgalar (backbone), internet içindeki bilişim sistemlerinin birbirleriyle iletişim kurabilmeleri ve veri aktarımında bulunabilmeleri sağlayan TCP/IP (Transmission Control Protocol/Internet Protocol) protokolleri ve web browser ve web sayfasının bir araya gelmesinden oluşan World Wide Web (www) oluşmaktadır.

Türkiye’de İnternetin Yönetiminde Yer Alana Yetkili ve Sorumlu Kurumlar

Ülkemizde de internetin teknik alt yapısı konusunda yetkili ve sorumlu olan kurumlar şunlardır:

Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı

655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’ye göre haberleşme hizmetlerinin geliştirilmesi, kurulması, kurdurulması, işletilmesi ve işlettirilmesi hususlarında, ilgili kurum ve kuruluşlarla koordinasyon içerisinde, milli politika, strateji ve hedefleri belirlemek ve uygulamak, gerektiğinde güncellemek vb. görevlerle birlikte, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu md. 5, Bakanlığın elektronik haberleşme sektörü ile ilgili görev ve yetkileri bulunmaktadır.

İnternet Geliştirme Kurulu

Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığı’na bağlı olarak 655 sayılı Ulaştırma, Denizcilik ve Haberleşme Bakanlığının Teşkilat ve Görevleri Hakkında Kanun Hükmünde Kararname’nin 29. maddesi uyarınca kurulan İnternet Geliştirme Kurulu’nun ana işlevi, Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı’na danışmanlık yapmaktır. Kurul’un görevleri de md. 6’da belirtilmiştir.

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu

Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu 4502 sayılı Kanun ile 2813 sayılı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumunun Kuruluşuna İlişkin Kanun’un 5. maddesinde yapılan değişiklikle kurulmuştur. 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanunu’nun 67. maddesinin 2. fıkrası gereğince, o güne dek Telekomünikasyon Kurumu olan kurumun adı Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu olarak değiştirilmiştir.

Kurum ülkemizde elektronik haberleşme alanında en önemli kurumdur. Zira her ne kadar Ulaştırma ve Altyapı Bakanlığı haberleşme, internet ve alt yapı işlerinde faaliyet gösteren şirketlerin almaları gereken izin ve ruhsat konusunda son işlemi yapsa da, bilişim şirketlerinin kuruluş aşamasında yapmaları gerekenleri belirten, kurulduktan sonra da onların denetimini yapan ve faaliyetleri sırasında da bunların uymaları gereken kuralları koyan Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’dur. Kurum’un internet içeriğine de müdahale yetkisi vardır. Kurum, idari ve mali özerkliğe sahip bir kamu tüzel kişiliğidir. Kurumun yetki ve görevleri, 5809 sayılı Elektronik Haberleşme Kanununda belirtilmiştir.

5651 sayılı İnternet Ortamında Yapılan Yayınların Düzenlenmesi ve Bu Yayınlar Yoluyla İşlenen Suçlarla Mücadele Edilmesi Hakkında Kanun da Bilgi Teknolojileri ve İletişim Kurumu’na birçok görev ve yetki vermiştir. Bu Kanun’un 10. maddesinin 4 ve devamı fıkralarına göre Kurum’un görev ve yetkileri belirlenmiştir.

İnternet Süjelerinin Sorumluluğu

İnternet süjelerinin sorumluluğu oldukça geniş bir konudur ve her hukuk alanında (örneğin ceza hukuku, tazminat hukuku, kişilik haklarının korunması hukuku, rekabet hukuku, fikri mülkiyet hukuku) kendine özgü birtakım özelliklere haizdir.

İçerik Sağlayıcı (Content Provider)

İnternet kullanıcılarınca herhangi bir internet içeriğini hazırlayan veya bilgiyi, veriyi bizzat üreten internet süjesine içerik sağlayıcı denir. Bu itibarla içerik sağlayıcılar çok uluslu şirketlerden, kamu kurumlarına, özel işletmelerden, bireylere (örneğin yukardaki örnekte hakaret eden forum kullanıcısı) kadar çok geniş bir kategoriyi oluşturmaktadır.

İçerik sağlayıcısı, 5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, internet kullanıcılarına her türlü bilgi veya veriyi üreten, değiştiren ve sağlayan gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır. İçerik sağlayıcısının sorumluluğu aynı Kanun’un 4. maddesinde düzenlenmiştir.

Yer Sağlayıcı (Host Provider)

“Host” kelime anlamı olarak “barındırmak” anlamına gelmektedir. İnternetin aktif bir elemanı olan host’un internet ortamındaki anlamı da tam olarak budur. Host, internet yoluyla erişilebilen dijital bir depolama birimidir. Hostlar kendi materyallerini depolayabildikleri gibi başkası yararına ücretli veya ücretsiz olarak da materyal depolayabilmektedirler. Bu materyaller kısa ömürlü veya devamlı materyal olabilir. Host sahibi materyalin hostta depolanmasında aktif rol üstlenebilir veya depolama alanı tedarik etme dışında hiçbir kontrol imkanına sahip olmayabilir.

Yer sağlayıcısı, 5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, hizmet ve içerikleri barındıran sistemleri sağlayan veya işleten gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır. İçerik sağlayıcısının sorumluluğu aynı Kanun’un 5. maddesinde düzenlenmiştir.

Erişim Sağlayıcı (Access Provider) İnternet erişim sağlayıcıları, internet toplu kullanım sağlayıcılarına ve abone olan kullanıcılara internet ortamına erişim olanağı sağlayan gerçek veya tüzel kişileri ifade eder.

Erişim sağlayıcı, 5651 sayılı Kanun’un 2. maddesinde, kullanıcılarına internet ortamına erişim olanağı sağlayan her türlü gerçek veya tüzel kişiler olarak tanımlanmıştır. Yer sağlayıcısının sorumluluğu aynı Kanun’un 6. maddesinde düzenlenmiştir.

İnternet erişim sağlayıcıları, çoğu kez internet servis sağlayıcıları ile aynı anlamda kullanılmaktadır. Zira internet servis sağlayıcısı, dial-up (çevirmeli ağ), DSL, ADSL, kablosuz internet, kablolu internet, uydu internet vb. teknoloji kullanarak kullanıcıların internete bağlanmasını sağlayan, yani kullanıcılar ile internet arasında köprü vazifesi gören gerçek veya tüzel kişilerdir.