Ünite 8: Bilimsel Araştırmalarda Etik

Bilim Etiği Kavramı

Etik, özü itibariyle felsefenin konusudur. Özellikle ahlak felsefesi diye adlandırılan alan bu konuyla yakından ilgilenmektedir. Etik, doğru ve yanlış davranışları ayırt etmede temel alınan değerler sisteminin bütünüdür. Başka bir deyişle, belirli bir değerler sistemine bağlı olarak doğru ve yanlış davranışlara ilişkin kavramlar üreten, ilkeler geliştiren, ölçütler belirleyen, bunları savunan ve kullanımını öneren felsefe dalıdır.

Bilim etiği, ‘’bilimsel çalışmaların gerçekleştirilmesi esnasında ortaya çıkan değer sorunları ve bunlar için üretilen çözüm önerilerinin incelendiği alan’’ olarak tanımlanabilir. Buradan hareketle, bilim etiği, bilimsel çalışma yapan bireylerin bu çalışmalar sırasında uymaları gereken temel değerleri ve ilkeleri gösterir.

Bilim Etiğinin Tarihçesi

Çağdaş anlamda araştırma etiğine ilişkin kuralların şekillenmesi araştırmaya katılan insan denekleri koruma çabasından kaynaklanmıştır. Bu konudaki ilk ciddi girişim İkinci Dünya Savaşı’ndan sonra 1946-1947 yıllarında Nürnberg Yargılamalarının bir parçası olarak gerçekleştirilen Doktorlar Davası olmuştur. Bu davada savaş suçlusu 23 Nazi doktor deneylerde kullanılmak üzere toplama kamplarından seçtikleri kişilere işkence etmekle suçlanmışlardır. Bu doktorların yargılanmaları sırasında uyulması gereken on temel ilke belirlenmiştir. Bu ilkelerin birleştiği başlıca konu ise, bilimsel amaçlı bile olsa katılımcıların fiziksel ve ruhsal sağlığına zarar verilemeyeceği noktasıdır.

Nürnberg Kuralları yalnızca araştırmalarda kullanılan denekler ile ilgili önemli düzenlemeler getirmekle kalmamış aynı zamanda sonraki yıllarda yapılacak yeni girişimlere de öncülük etmiştir. Bu girişimlerden biri 1964 yılında yayınlanan Helsinki Bildirgesi’dir . Daha sonra bunu 1979 yılında yayınlanan Belmont Raporu izlemiştir. Bu anlamda Nürnberg, Helsinki ve Belmont ilkeleri araştırmalarda uyulması gereken etik kuralları oluşturmada büyük katkı sağlamış ve araştırmalarda deneklerin haklarına saygı göstermek tarihsel olarak etik kuralların temelini oluşturmuştur.

Bilimsel Araştırmalarda Uyulması Gereken Etik Kurallar

Bilim insanlarının veya araştırmacıların uymaları gereken ya da beklenen etik ilke ve kuralları genel hatlarıyla altı başlık altında toplamak mümkündür. Bu tip bir sınıflama farklı kaynaklarda farklı biçimlerde yapılabilir fakat özü itibariyle aşağıda belirtilecek olan maddelerdeki konulara muhakkak değinilmesi gerekmektedir.

  1. Deneklerle/katılımcılarla ilgili etik kurallar
  2. Araştırma süreci ve sonuçlarıyla ilgili etik kurallar
  3. Ortak yazarlarla/ araştırmacılarla ilgili etik kurallar
  4. Yayın ve sunumla ilgili etik kurallar
  5. Mali desteğin kaynağıyla ilgili etik kurallar
  6. Araştırmaların değerlendirilmesiyle ilgili etik kurallar

Deneklerle/katılımcılarla ilgili etik kurallar: Hiçbir canlıya zarar vermemek ilkesinden hareket edilmektedir. Katılımcı, araştırmada kendisinden bilgi toplanan bireydir. Denek , araştırma amaçlarına dönük olarak üzerinde bir uygulama yapılan ve tepkileri ölçülen varlıktır. Denek kavramı, daha çok tam deneysel veya yarı-deneysel araştırmalarda kullanılmaktadır. Katılımcı kavramı, nitel araştırmalarda veya tarama modelindeki araştırmalarda kullanılmaktadır. İkisi arasındaki fark ise, denek bir uygulamaya katılır ve bir etkiye maruz kalır/bırakılır. Katılımcı ise, yalnızca kendisi veya bilgi sahibi olduğu konularda bilgi verir. Bilimsel araştırmalarda denekler veya katılımcılarla ilgili olarak amaçlar belirlenmeli (kabul edilebilir), onlara zarar vermeyecek araçlarla veri toplama yoluna gidilmeli ve bu amaçlara uygun bir süreç geliştirilmelidir. Yukarıda sıralanan ilkelerin sağlanması da araştırmacının kendi sorumluluğundadır.

Denek veya katılımcıların söz konusu olduğu araştırmalar birkaç türde sınıflandırılabilir.

a. Birinci grup: anket, görüşme, ölçek, test veya gözlem yoluyla bilgi toplama. Bunlar tarama (survey) araştırmalarıdır.

b. İkinci grup: dolaylı yollarla katılımcılar hakkında bilgi toplanır.(resmi belgelerin veya özel dosyaların incelenmesi gibi.)

c. Üçüncü grup: kişiler belirli bir araştırmaya denek olarak katılarak bazı etkilere maruz kalırlar. Bu tip araştırmaların olası riskleri görece yüksek olduğu için planlamayı daha dikkatli yapmak gerekir. (bu tip araştırmalar olası tehlikelerin oluşabileceği araştırmalar olduğundan etik komisyonları tarafından yapılan titiz bir incelemeden sonra yapılabilen araştırmalardır)

Özetle, deneklerin ve katılımcıların gönüllü katılımı (istedikleri zaman araştırmadan çekilebilmeli ve herhangi bir baskıya maruz kalmadan bir araştırmada gönüllü olarak yer almaları),gerekli güvenlik ve koruma önlemleri alınmalı, elde edilen sonuçlar denekler/katılımcılarla paylaşılmalıdır. Bu yüzden de deneklerin ve katılımcıların gönüllü katılımı için doğru ve yeterli bilgilendirme esastır. Tüm bu koşulların sağlanması araştırmayı yapan kişi veya kişilerin sorumluluğundadır.

Araştırma süreci ve sonuçlarıyla ilgili etik kurallar: Araştırma süreciyle ilgili etik sorunlar kasıtlı ya da disiplinsiz davranışlar sonucunda ortaya çıkabilir. Bir araştırmanın saydamlığını, güvenirliğini, geçerliğini ve değerini olumsuz yönde etkileyen yukarıda belirtilen özensiz tüm girişimler bilimsel yanıltma olarak adlandırılır. Bu tür davranışlar etik açıdan kabul edilemez ve hatta bazıları ceza yasalarına göre suçtur ve ciddi yaptırımlar gerektirir.

Bilimsel ihmal veya disiplinsiz araştırma ise bilimsel çalışmanın kurallarına uymamaktan kaynaklanır. Bu genellikle bireyin bilimsel araştırmaya dair bilgi ve beceri eksikliğinde kaynaklanır. Bilimsel saptırma veya kasıtlı sahtekarlık sorunu ise, araştırmacının kendi yaptığı çalışmada bilimsel süreçleri ya da araştırma sonuçlarını bilinçli bir şekilde saptırması durumunda ortaya çıkar örneğin, veri toplama aracının güvenirlik katsayısını yüksek göstermek için masa başında veri üretmek gibi. Bilimsel saptırma üç şekilde ortaya çıkmaktadır: Çarpıtma , gizleme ve uydurma. Çarpıtma, araştırmacının istediği sonuçları elde edebilmesi için verileri değiştirmesidir. Gizleme , burada araştırmayı yapan kişi daha önceden belirlediği amaçlar/ hedefler doğrultusunda elde ettiği verinin bir bölümünü gizler ve rapor etmez çünkü saklanan verilerin çoğu beklentilerin tam tersini gösteren bulgulardır. Böyle bir davranış kabul edilebilir türden değildir. Uydurma , araştırmacı kişi toplamadığı verileri veya elde etmediği sonuçları gerçekmiş gibi düzenler ve sunar. Bu tür bir davranış da ciddi yaptırımlar gerektirir.

Ortak yazarlarla/ araştırmacılarla ilgili etik kurallar: Birçok araştırma projesi, birden fazla bireyin ( uzman ya da meslektaş) yardımları ve katkıları ile tamamlanabilmektedir. Bu katkıların bir bölümü için teşekkür etmek yeterli iken bir bölümü de ortak yazarlık gerektirir. Çok yazarlı bir araştırmada yazar sırası bireysel katkı düzeyine göre belirlenir. Şöyle ki, bir araştırmada kimlerin yazar olacağı, kimlere teşekkür edileceği konusunda şu üç konu dikkate alınmalıdır:

a) Araştırmaya ciddi anlamda katkıda bulundu mu?

b) Raporun tamamını ya da belirli bir kısmını yazdı mı?

c) Tüm raporu okuyup onayladı mı?

Bu soruların tümüne olumlu yanıt verilme durumunda kişi ortak yazarlığı hak ediyor demektir.

Genel olarak araştırma raporlarında yazar adlarının sıralanması her yazarın katkı düzeyine bağlıdır. En çok ve en önemli katkıyı sağlayan kişi birinci yazar daha sonrakiler ise katkı düzeylerine göre sıralanırlar. Lisansüstü tezlerden üretilen yayınlarda genellikle araştırmacı ve danışman ortak yazar olurlar. Araştırmaya dayalı bir yayında en önemli katkıyı sağlayan kişi birinci yazar olur. Ortak yazarlı araştırmalarda veya çalışmalarda ( projelerde) herkesin görevi net olarak belirtilmelidir. Bu tip çalışmalarda yazar sırası genellikle ekip lideri ve proje yürütücüsü tarafından belirlenir. Araştırma ya da yayın sürecinde hiçbir katkı sağlamayan kişiyi ortak yazar olarak göstermek etik dışı davranıştır ve bilimsel ikram sayılır.

Yayın ve sunumla ilgili etik kurallar: Başkalarına ait çalışmaları isim değiştirerek kullanma ya da kaynak belirtmeden kullanma veya yayınlama eylemi bilimsel aşırma olarak bilinmektedir. Bu tip eylemleri önlemek için yazarların belirli konularda dikkat etmesi gerekmektedir. Örneğin; başkalarına ait olan sözlü ya da yazılı ifadeleri olduğu gibi almak, başka birine ait olan ifadeleri kendi sözcüklerimizle anlatmak, istatistikleri, görsel malzemeleri ödünç almak, ve başka bir bireye ait olan ifadeyi kullanmak gibi. Bilimsel aşırma üç şekilde ortaya çıkar. Tam aşırma, bilimsel korsanlık ve kendinden aşırmadır.

Tam aşırma; başka birine ait olan bir çalışmayı üzerinde hiçbir değişiklik yapmadan kendi adını koyarak/yazarak yayınlama ya da çalışmanın bazı bölümleri üzerinde değişiklik yaparak yayınlama.

Bilimsel korsanlık; başka bireylere ait olan verileri kaynak göstermeden veya gerekli izni almadan kendi çalışmasının bir parçası olarak kullanma davranışı.

Kendinden aşırma; yineleme, dilimleme ve kardeş yayın çıkarma olmak üzere kendi içerisinde türlere ayrılmıştır.

Bilimsel aşırma davranışı değişik düzeylerde ortaya çıkar ve her türlüsü suçtur. Başkalarına ait olan her türlü veri kullanılırken izin alınmalı ve kaynaklar açıkça belirtilmelidir. Etik dışı davranışların belki de en ağırı bilimsel aşırma olarak nitelendirilebilir.

Mali desteğin kaynağıyla ilgili etik kurallar: İlke olarak araştırmaya mali destek veren kaynağın o araştırmadan üretilen tüm yayınlarda belirtilmesi gerekmektedir. Bazı durumlarda mali destek sağlayan kaynak veya kaynaklar adlarının gizli tutulmasını isteyebilirler ancak etik kuralları çerçevesinde bu çok tercih edilen bir durum değildir. Yapılan kapsamlı bir araştırmadan birden fazla yayın üretiliyorsa her bir yayında mali desteğin kaynağı belirtilmelidir.

Araştırmaların değerlendirilmesiyle ilgili etik kurallar: Son yıllardaki düzenlemelerde başkalarının araştırmalarını değerlendirme de araştırma etiği kapsamında ele alınmaktadır. Bir araştırmayı değerlendirmeyle ilgili etik kurallar üstlenilen sorumluluğa göre editörlük, hakemlik ve jüri üyeliği gibi sınıflara ayrılır.

Editörler; akademik bir derginin (journal)bilimsel anlamdaki yöneticisidir.

Hakemler; yetki ve sorumlulukları editörler kadar olmasa da gerçek anlamda hakemli olan dergilerde hakemlik oldukça önemlidir, ‘’bir dergi ancak hakemleri kadar kalitelidir’’ görüşü pek de yanlış sayılmaz.

Jüri üyeliği; bu genellikle yüksek lisans ve doktora tezleriyle birlikte anılır, büyük bir sorumluluktur ve özenli bir şekilde yerine getirilmelidir.