Ünite 1: Bilim Felsefesi Nedir?

Giriş

Fizik, kimya, tarih, psikoloji gibi gözlemlenebilen ve/veya deneye dayalı olan bilimleri inceleyen bilim dalına bilim felsefesi denilmektedir. Bu bilim dalları tek tek incelendiğinde özel bilim felsefesi adını almaktayken, tümü ortak yönleri açısından ele alındığında genel bilim felsefesi denilmektedir.

Bilim felsefecileri bilimin konusuna, amacına ve yöntemine odaklanarak bilimin ne olduğunu araştırmaktadırlar.

Bilimin Konusu

Bilimin konusu üretilmek istenen bilginin konusunu oluşturan, geçmişte, şimdi ve/veya gelecekte var olan tüm somut nesneler, olaylar ve olgulardır.

Somut nesneler bireyleri ve kitleleri yani maddeleri kapsamaktadır. Olaylar, somut nesnelerdeki değişimler ve aralarındaki etkileşimlerdir. Olgular ise gerçek olan durumlar için kullanılmakta ve önermeleri doğru kılan etmenler olarak tanımlanmaktadır. Gerçek olmayan durum salt-olanaklı durum dur.

Bilim, varlıkların somutluklarının yanı sıra bu varlıklardan soyutlama ve idealleştirme yoluyla elde edilen nesne dizgelerini de konu edinir.

Nesne dizgesi , bilim dalının ilgi alanı dışında kalan nesne özelliklerinden soyutlanmış, kalan özellikleri ile idealleştirilmiş somut nesnelere denmektedir. Nesne dizgelerini anlayabilmek için belirlenebilir ve belirlenmiş özelliklere değinmek gerekir. Belirlenebilir özellik, özellik türü iken, bu türün örnekleyenlerine belirlenmiş özellikler denir.

Bir nesne dizgesi, bir belirlenebilen özelliği taşıyorsa, bunun altındaki bir belirlenmiş özelliği de tam olarak taşıdığı anlamına gelmektedir.

Her belirlenebilir bir fonksiyon işlevindedir. Bir belirlenebilirin altındaki belirlenmiş özellikler ise bu belirlenebilirin değerler idir.

Herhangi bir nesne dizgesi türü, belirli bir anda bu türe ait belirlenmiş özelliği taşıyor ise bu duruma nesne-durumu denilmektedir. Bu nesne dizgesinin bir nesne-durumunda bulunması durum olarak adlandırılmaktayken, eğer nesnedurumu gerçek ise buna olgu denilmektedir. Bu bağlamda, nesne-durumu ve olgu birbirlerinden farklıdırlar.

Olanaklı nesne durumları , belirli bir nesne dizgesine özgü özellikleri kapsar. Dolayısıyla, bir nesne dizgesi belirli bir anda belirli bir nesne-durumunda iken, farklı zaman anlarında sahip olacağı nesne-durumları olanaklı nesne durumları dışına çıkamaz.

Bazı nesne dizgeleri türlerinde bu türe özgü özellikler yani türe özgü belirlenebilirler değişmez ve değişken olarak ayrılmaktadır. Bir nesne dizgesi farklı zaman aralıklarında farklı nesne durumlarında ise bu nesne durumu değişime uğramıştır. Bu tarz nesne-durumu değişikliklerine olay denir.

Bir nesne dizgesinin nesne-durumlarında değişiklik olabileceği gibi nesne-durumu farklı anlarda sabit de kalabilir. Bu durum da bir olay sayılabilir ve kalış olayı olarak adlandırılır.

Bilimin Amacı

Bilimin amacı, bilimin konusuna ilişkin destekli bilgiler, başka bir deyişle bilimsel bilgi vermektir. Tümel-koşullu olgular bilim için ayrıca önemlidir. Tümel-koşullu doğru bir önermenin karşılığı olan tümel-koşullu olgu bir düzenlilik tir.

İlke olarak, herhangi bir olgu için, bu olgunun doğruladığı bir önerme olmalıdır. Buna bağlı olarak, bilim insanları kendi alanlarında bir olgunun bilgisine eriştiklerinde, söz konusu olguyu karşılayan bir bilimsel önerme öne sürerler. Önermenin doğru olması için onu karşılayan bir olgu olmalıdır. Eğer olgu tarafından doğrulanmazsa, önerme yanlış kabul edilir. Az sayıda gözlem ve/veya deney ile doğrulanabilen önermelere gözlem-önermesi denir.

Bilimsel önermenin bir olgunun bilgisini ifade edebilmesi için (a) kabul, (b) gerekçelendirme, (c) doğruluk koşullarını yerine getirmelidir.

Kabul koşulu ile ilgili olarak belirtilmesi gerekir ki, bilim insanlarının herhangi bir önermeyi bilimsel çalışmalarında kullanmaya karar vermiş olmaları, o önermeyi kabul ettiklerini gösterir. Bazen sınamaya değer gözlem önermeleri geçici olarak kabul edilir. Bu önerme belirli gözlem ve/veya deney sonucu doğrulanırsa kalıcı olarak kabul edilir.

Önermeleri kabul ederken, bilim insanları seçici davranmaktadırlar. Gözlem önermesi olmayan bilimsel önermelerin kabulünde de kendi alanlarına faydalı sınamaya değer gözlem önermesi olmayan önermeleri sınamak amacıyla kabul ederler.

Gerekçelendirme koşulu metodolojik ve epistemolojik açılardan değerlendirilmektedir. Metodolojik olarak, bilim felsefesinin amacı kabul edilen bilimsel önermenin bilimsel gerekçelerinin ortaya konmasıdır.

Bilim insanları, önermeleri gerekçelendirirken tümdengelimsel ve tümevarımsal çıkarımlar kullanabilirler. Gözlem önermesi olmayan önermelerin çoğu, tümevarımsal yöntemlerle doğrulanır.

Gözlem önermesi olmayan bir önermenin kabul edilebilmesi için daha önceden gerekçelendirilmiş gözlem önermesi olmayan önermelere dayanarak tümdengelimsel ve tümevarımsal çıkarımlar sonucunda ortaya atılmış olması gerekir.

FGeçmişte savunulanın aksine, günümüzde metafizik önermelerin de bilimin bir parçası olduğu ve hatta bilimsel önermeleri gerekçelendirmede metafizik ilkelerinin işlevi olduğu savunulmaktadır.

Kabul edilen gözlem önermesi olmayan önermelerin gerekçelendirilmesi için kullanılan yöntem ve çıkarım kuralları her zaman bilim insanları tarafından açıklanamayabilir. Bu tip yöntem ve çıkarım kurallarına örtük denir. Bilimsel pekiştirme ise yöntemin belirtik biçime getirildiği ve çıkarım kurallarına dayandırılarak gerekçelendirme yapıldığında mümkün olmaktadır.

Epistemolojik bakış açısından gerekçelendirme koşulu ise, bilimsel pekiştirmenin bir bilimsel önermeyi güvenilir kılıp kılmadığı ile ilgilidir. Doğruluk, deneyimsel uygunluk, pragmatik veya teknolojik yarar güvenilirliğin ölçütleri olarak kabul edilmektedir.

Doğruluk koşulu ise bir önermeyi doğru kılan bir olgunun var olması gerekliliği ile ilgilidir. Olgular, önermeleri doğru kılan varlık lardır ve doğru kılıcı adını alırlar. Ancak, belirtilmesi gerekir ki, doğruluk koşulunu göz ardı eden veya doğruluk kavramını kabul etse bile bilginin koşulu olarak görmeyen bakış açıları da vardır.

Bilimsel bilgi yalnızca olgu bilgisini kapsamamaktadır. Aynı zamanda, bilgisine ulaşılan olguyu nedenleriyle araştırmayı ve açıklamayı da hedefler. XIX. yüzyıl ve XX. yüzyılın başlarında, olguların betimlenmesi ni bilimsel bilgi olarak görmüşlerdir. Bilimsel bilgi olabilmesi için bilimsel açıklamanın gerekli olduğu görüşünü Aristoteles savunmuştur ve episteme ’nin nedenler bilgisi olduğunu belirtmiştir. Günümüzde de bilim felsefesi bu mantık üzerinde gelişmektedir.

Bilimsel açıklama, bir olgu türüne karşılık, genellikle tümel-koşullu önerme biçiminde olan varsayımları içeren bir teori kurmaya dayanır.

Bilimin Yöntemi

Bilimsel bilgi üretmek ve olguları açıklamak amacıyla yapılan fiziksel ve düşünsel işlemlerin tümüne bilimsel yöntem denmektedir. Fiziksel işlemler, gözlem, deney ve ölçmeyi kapsar. Düşünsel işlemler ise, tümdengelimsel ve tümevarımsal çıkarım işlemleri ile bilimsel hipotez kurma işlemleridir.

Tümdengelimsel ve tümevarımsal çıkarmaları, aşağıdaki liste ile daha iyi anlamak mümkündür.

Tümdengelim:

  1. Geçerli bir tümdengelimsel çıkarım bilgi arttıran bir çıkarım değildir.
  2. Öncülleri doğru ise sonucu zorunlu olarak doğru kabul edilir.
  3. Öncüllerini değiştirmeden yeni bir öncül eklendiğinde çıkarımın geçerliliği değişmez.
  4. Tümdengelimsel geçerlilik dereceli değildir; ya tamamen geçerlidir ya da tamamen geçersizdir.

Tümevarım:

  1. Geçerli bir tümevarımsal çıkarım bilgi arttıran bir çıkarımdır.
  2. Geçerli bir tümevarımsal çıkarımın sonucunun doğruluğu öncüllerinin doğruluğundan zorunlu olarak türetilemez.
  3. Yeni öncüllerin eklenmesi tümevarımsal çıkarımın geçerliliğini tamamen değiştirebilir.
  4. Bazı tümevarımsal çıkarımların öncülleri sonucunu daha fazla desteklerken, diğer öncülleri daha az destekleyebilir.

Bilimsel yöntem, bilimsel bilgi üretimi için uygun olan işlemleri belirlemenin yanı sıra, bu işlemlerin sonucuna ve kabul edilmiş önermelere bağlı olarak yeni önermelerin kabul edilebilir olup olmadığını belirlemeyi de kapsamaktadır. Bazı durumlarda, bilim insanları kullanılan işlemlerin uygunluğunu ya da kabul edilebilirlik kurallarını açık olarak dile getirmezler. Bu durumda, bu kuralların bilim insanlarının örtük metodolojik ön dayanakları olduğu söylenir.

Bilim felsefesinin en önemli metodolojik sorunu betimleme sorunu dur ki bu da örtük metodolojik ön dayanakları, mantıksal çözümleme yoluyla açıklayabilmek ile ilgilidir.