Ünite 1: Bankacılık Sisteminin Faaliyetleri ve Kaydi Para Yaratılması

Giriş

Para arzında meydana gelen değişmeler ekonomik faaliyetler üzerinde geniş etkilere sahiptir. Para arzının ekonominin genelini etkilemesi para arzının nasıl belirlendiğini bilmemizi gerektirir. Bu aşamada sorulması gereken sorular:

  1. Para arzı olarak dikkate alacağımız büyüklük hangisidir?
  2. Par arzının değişmesine yol açan faktörler nelerdir?
  3. Para arzını kim kontrol etmektedir?

Bu ünitede bu ve buna benzer sorular yanıtlarını bulacaktır.

Para teorisi kitabında merkez bankasının para arzı tanımlarından olan dar tanımlı para arzının büyük bir kısmının vadesiz mevduatlardan oluştuğunu görmüştük. Nitekim Türkiye’de 2011 yılı itibarıyla dar tanımlı para arzının %65’i vadesiz mevduatlardan, %35’lik kısmı ise dolaşımdaki nakitten oluşmaktadır. Bu yüzden bu ünitede para arzı sürecini anlamak için ilk olarak banka mevduatlarının nasıl yaratıldığını inceleyeceğiz. Kaydi para konusunu ele almadan önce mevduat bankaları ve merkez bankası bilançolarına genel olarak bakacağız.

Para politikası kitabı için giriş niteliğinde olan bu ünitede, bankacılık sisteminin ne şekilde mevduat yarattığına dair bir bakış açısı sağlanacak ve daha sonraki ünitelerde para arzının parasal taban ve para çarpanı aracılığıyla belirlenmesi sürecinin anlaşılmasında bir alt yapı oluşturulacaktır.

Mevduat (Ticari) Bankaları ve TCMB Bilançosu

Aldıkları kararlar ve yaptıkları tercihlerde para arzı düzeyini belirleyen dört aktör vardır: Merkez bankası, mevduat kabul eden kurumlar (bankalar), banka dışı kesim (mevduat sahipleri ile bankalardan borç alanlar). Bunlar arasında merkez bankasının önemli bir yeri vardır. Burada öncelikle, para arzının belirlenme sürecinin özünü anlayabilmek için merkez bankasının bilançosunu etkileyen politika uygulamalarına kısaca göz atacağız. Sonrasında ise mevduat bankalarının bilançosunu inceleyip bankaların nasıl çalıştıklarını analiz ederek aslında kaydi para yaratma sürecinin altında bankaların kısmi rezerv bankacılığı denilen bir uygulamaya göre faaliyette bulunduklarını da görmüş olacağız.

Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası (TCMB) bilançosu: TCMB Vaziyet, Analitik bilanço, Stand-by bilançosu gibi çeşitli biçimlerde bilançolar oluşturmaktadır. Burada amacımız para arzı sürecini incelemek olduğundan, IMF tarafından önerilen stand-by bilançosunu ele alacağız. Bu bilanço para arzındaki değişimin özü olan parasal taban ile bu büyüklüğün nasıl yaratıldığını göstermesi açısından oldukça kullanışlıdır. Bu bilançoda analitik bilançonun aktifinde yer alan iç ve dış varlık kalemleri netleştirilerek aktifte gösterilmekte ve merkez bankasının mali sektörle olan kredi ilişkisi kolaylıkla izlenebilmektedir. Aktif kısım net dış varlıklar (NDV) ve net iç varlıklar (NİV) ana kalemlerinin toplamından, pasif kısım ise parasal tabandan (B) oluşur. Böylelikle parasal tabanın gösterimi MB=NDV+NİV şeklinde olur. Net dış varlıklar, dış varlıklar ile dış yükümlülükler arasındaki farktır. Net iç varlıklar kalemi ise genel olarak TCMB’nin bankacılık ve kamu kesimi ile olan net kredi ilişkisinin bir göstergesi olarak ifade edilir. NİV kalemi, kamu kesimine açılan net nakit iç krediler, net APİ (açık piyasa işlemleri) ve diğer net iç varlıkların toplamına eşittir. Kamuya açılan net nakit iç krediler, hazine borçlarından kamu mevduatı, döviz olarak takip edilen mevduat ve fonların çıkarılmasıyla elde edilir. Net diğer iç varlıklar kalemi ise bankacılık sektörüne açılan nakit kredilerle banka dışı kesimin mevduatı arasındaki farka eşittir. NİV kaleminde ve NDV kaleminde meydana gelen bir artış parasal tabanın artmasına neden olur. Örneğin merkez bankasının piyasadan döviz alması net dış varlıkların artmasına ve parasal tabanın yükselmesine yol açar. Yine merkez bankasının bankalara ya da kamuya kredi vermesi net iç varlıkları artırır ve parasal taban artar. Bilançonun pasif tarafı ise parasal taban büyüklüğünün ikinci bir ifade biçimi olan “kullanım cephesinden parasal taban”ı vermektedir. Buna göre, parasal taban emisyon hacmi ve mevduat bankalarının TCMB’de bulundurdukları mevduatların toplamından oluşmaktadır.

Mevduat bankaları bilançosu: Mevduat bankaları fon fazlası olan ekonomik birimlerin tasarruflarını toplayan ve bu fonları fon açığı olan ekonomik birimlere kredi veren aracı kurumlardır. Bu fonksiyonlarının yanında bankalar hayati öneme sahip olan kaydi para yaratımına da katkıda bulunurlar. Bankaların yarattığı kaydi para, bankaya yatırılan mevduatın merkez bankası tarafından belirlenen kanuni karşılık miktarı düşüldükten sonra tekrar kredi verilmesi sonucu oluşur. Bu mekanizmanın temelinde kısmi rezerv bankacılığı uygulaması vardır. Türkiye’de borçlanarak elde edilen fonların yaklaşık %59’u bankaların mevduat sahiplerinden topladığı fonlardan oluşur. Mevduatlar vade yapısına göre genel olarak vadeli ve vadesiz mevduat olmak üzere iki grupta toplanır. Bankalar genel olarak mevduatlar üzerinden topladıkları bu fonları bilançonun aktifinde görülen varlıkları elde etmek için kullanırlar. Bu fonların bir kısmı da rezerv, yani likit aktif olarak tutulur. Ancak fonların bu şekilde tutulmasının alternatif maliyeti kaybedilen faiz geliridir. Türkiye’de bu oran %7.6’dır. Bir bankanın aktif bölümünün en büyük kısmını krediler oluşturmaktadır.

Kaydi Para Yaratma Süreci: Basit Model

Bankalar ellerindeki rezervlerle veya mevduatlarla kaydi para yaratırlar. Merkez bankasının kaydi para yaratımındaki önemli rolü bu rezervler aracılığıyla ortaya çıkar.

Merkez Bankasının bankalara rezerv sağlaması: Merkez bankası bankacılık sistemine ilave bir liralık rezerv sağladığında mevduat hacmi bu miktarın belirli bir katı kadar artar, bu süreç mevduat yaratımı olarak isimlendirilir. Merkez bankası bankacılık sistemine iki şekilde rezerv sağlar: bankalara reeskont kredisi kullandırarak ve bankalardan devlet iç borçlanma senetleri satın alarak.

TCMB’nin bankalara reeskont kredisi vermesi: TCMB’nin bir mevduat bankasına reeskont kredisi vermesi durumunda, bu bankanın rezervlerinde aynı derecede bir artış gerçekleşecektir. Ancak bu durum Merkez bankasının da borçlanmalarını artıracaktır. Yani mevduat bankasının bilançosunda meydana gelen değişimin tam tersi olacaktır.

TCMB’nin bankalardan DİBS satın alması: Merkez bankası yine bir mevduat bankasından belirli bir tutarda devlet iç borçlanma senedi (DİBS) aldığında, bankanın rezervleri aynı ölçüde artacak, bankanın DİBS’i yine aynı ölçüde azalacaktır. Bu durum Merkez bankasının aktif bölümündeki DİBS ile pasif bölümündeki rezervler kalemini aynı ölçüde artıracaktır.

Bankacılık Sisteminde Kaydi Para Yaratılması: Basit Model

Daha önceki para arzı tanımlarından, M1’in büyük bir kısmının vadesiz mevduatlara eşit olduğundan bahsetmiştik. Burada kaydi para yaratma sürecinin nasıl çalıştığından bahsedeceğiz. Bankacılık sisteminde nasıl kaydi para yaratıldığını görebilmek için, basitleştirilmiş bir mevduat genişlemesi modeli kullanılmaktadır. Bu modelin varsayımları şu şekildedir:

  • Bankalar sadece serbest rezerv bulundurmakta, sadece mevduatlarının %10’unu kullanmaktadır.
  • Banka dışı kesim nakit tutmamaktadır
  • Bankalar sadece vadesiz mevduat şeklinde yükümlülük kabul etmektedir.

Örneğin Merkez bankasının A bankasından 1000 TL’lik DİBS satın alarak ilave rezerv aktardığını düşünelim. Bu alım işlemleri sonucunda bankanın serbest rezervleri de 1000 TL artacaktır. Daha sonra banka serbest rezerv tutamadığı için bu miktarın tamamını kredi olarak kullandıracaktır. Bu krediyi kullanan kişiler, bu parayı mal ve hizmet satın alımında kullanacaktır. Daha sonra bu mal ve hizmetlerin satın alındığı üçüncü kişiler, ellerine geçen parayı kendi çalıştıkları bankaya yatıracaklardır. Bu diğer bankanın vadesiz mevduatlarında 1000 TL’lik bir artışa yol açacaktır. Zorunlu rezerv oranını %10 olarak varsaydığımızda, eline 900 TL’lik bir serbest rezerv geçecek ve banka bu parayı derhal kredi olarak kullandıracaktır. Bu süreç bir diğer banka için gerçekleşecek, bu banka da 810 TL’lik kredi kullandıracaktır. Bu sürecin sonunda, bankaların kullandırdığı kredileri topladığımızda, toplam yaratılan mevduat 10000 TL’yi bulacaktır. İşte burada yaratılan bir ek rezerv artışı sonucu, bankacılık kesimindeki mevduatların kaç kat artacağını kaydi para çarpanı veya mevduat çarpanı gösterecektir. Basit kaydi para çarpanı, zorunlu rezerv oranın çarpma işlemine göre tersine eşittir.

Yukarıdaki örnekte zorunlu rezerv oranı %10 idi bu durumda basit kaydi para çarpanı 10 olacaktır.

Yukarıdaki durumu bir formül ile de gösterelim. Bankacılık sisteminin serbest rezerv kullanmadığı varsayımı altında, toplam rezervler veya zorunlu rezervler (R), toplam vadesiz mevduat (D) ile zorunlu rezerv oranının (r D ) çarpımına eşittir:

R=r D x D

Buradan D’yi yalnız bırakır, her iki tarafında zamana göre birinci farkını alırsak, nihai eşitlik şu şekilde olur:

?D=1/ r D x ?R

Yukarıdaki eşitlikte ?D vadesiz mevduatlardaki değişimi ?R rezervlerdeki değişimi ve r D zorunlu rezerv oranını göstermektedir. Yukarıdaki örnekte değerleri yerine koyduğumuzda, 10 kat kadarlık bir mevduat yaratıldığını yeniden görmüş oluruz.

Gerçek hayatta kaydi para yaratma mekanizması basit modelin gösterdiği gibi değildir. Çünkü mevduat bankaları ekonomik belirsizliklerin arttığı riskli ortamlarda, örneğin mevduat çıkışı, faiz oranlarındaki ani artış, batık kredi sorunu gibi durumlarda, likit kalma isteklerine bağlı olarak, daha fazla serbest rezerv bulundurmak isteyebilirler. Bu durumda bankalar serbest rezervlerin tamamını kredi olarak kullandırmayacakları için kaydi para çarpanının değeri düşecek ve daha az mevduat parası yaratılabilecektir. Bir diğer realiteden uzak olduğu nokta ise banka dışı kesimin elinde nakit bulundurmama varsayımıdır. Normalde ekonomik birimler işlemlerini gerçekleştirmek için ellerinde nakit tutarlar. Eğer banka dışı kesim daha fazla nakit tutmayı tercih ederse yine çarpanın değeri düşer ve yaratılabilecek kaydi para basit modele göre daha az olur. Basit modelde yapılan varsayımların kısmen gerçekleşmesi veya hiç gerçekleşmemesi para çarpanının değerini düşürecektir. Bu yüzden bankaların serbest rezerv konusundaki kararı, mevduat sahiplerinin elde ne kadar nakit tutacakları konusundaki kararları, kredi kullananların ne kadar kredi kullanmak istediklerine ilişkin kararları ülkedeki para arzının değişmesine yol açabilmektedir. Bir sonraki ünitede para arzının belirlenmesinde daha gerçekçi bir model oluşturulacak ve para arzının belirlenme sürecinde etkili olan dört oyuncunun karşılıklı etkileşimini ve davranışlarını ele alacağız. Bu analizi para arzının parasal taban ve para arzı aracılığıyla belirlenme sürecini inceleyeceğimiz ikinci ünitede kapsamlı olarak ele alacağız.