Ünite 6: Bakış Açısı ve İzleyici

Objektifin Bakış Açısının İzleyici Açısından Önemi

Fotoğrafçının nasıl bir hedef kitlesi için fotoğraf çekeceği ve fotoğrafını değerlendireceği ortamın özellikleri önemlidir. Hedef kitlenin özelliklerinin fotoğrafçı tarafından bilinmesi, hangi değerlerin söz konusu kitle tarafından yüceltilebileceği veya yerilebileceği analiz edilmelidir.

Sergi açan fotoğrafçı bir iddia ile ortaya çıkmaktadır. Fotoğraflar emek harcanarak çekilmiştir, baskıları özel yapılmıştır, salonlar hazırlanarak bir anlamda bir yatırım yapılmıştır. Hatta sergi sahibi fotoğrafçı, fotoğraflarını satışa sunmayı da planlamıştır. Tüm bunların sonucunda yapılan yatırımın belli ölçülerde karşılığının alınabilmesi için fotoğrafların izleyici tarafından beğenilmesi gerekir. Fotoğrafçı tarafından;

  1. Örneğin belgesel fotoğrafçılıkta olduğu gibi, somut bir konu üzerinde çalışılıyorsa; zamandamekânda-konuda birlik ilkesi göz ardı edilmemeli,
  2. Çok dağınık konuları bir araya getirmeden, belli bir konsept-olgu üzerinde çalışılmalı,
  3. Fotoğraflarında kişisel yaklaşımı, biçemi hissedilmeli,
  4. Nesneler; değişik noktalardan, değişik görüş yüksekliklerinde ve değişik ölçeklerde görüntülenmeli,
  5. Gelişmiş fotoğraf makineleri ile çalışılıyorsa, makinelerin farklı teknik özellikleri kullanılmalı; bu özellikler hata giderici ve estetik katıcı olarak fotoğrafa yansıtılmalı,
  6. Objektiflerin seçilecek bakış açılarına bağlı olarak oluşturacakları etkiler düşünülmeli,
  7. Konunun gerektirdiği ölçülerde; çok dar, çok geniş, makro gibi farklı açı ve teknik olanaklar kullanılmalıdır.

Film ve video çalışmalarında eğer bu bir ekip çalışmasıysa tek başına kameramanın tercihleri geçerli olmayacaktır. Özellikle konulu kısa veya uzun metraj çalışmalarda çekim öncesi masabaşı çalışmaları gerçekleştirilir. Belgesel çekimlerinde ise, yönetmenlerden çok kameramanların seçimleri yapıma yön verir.

Sanatçının Bakış Açısını Seçme Ölçütleri Ve Amaçları

Doğrudan belli bir amaç için üretilen ürünler dışında; toplumsal beğeni gören, ödüllendirilen, sergi ve müzelere kabul edilen ürünlerin birer sanat ürünü olduğu yaygın olarak kabul görür. Bir fotoğrafçının, yönetmenin veya kameramanın yapıtını izlenebilir ve beğenilir kılan, onun içeriğini, anlamını ve estetiğini belirleyen en önemli öğe ise, seçtiği çerçevenin sınırları ve kullandığı optiğin bakış açısıdır.

Bir fotoğrafçı elindeki fotoğraf makinesinin sınırlıkları içinde şu öğeleri kullanarak yapıtını üretebilir:

  1. D uruş Noktası: Fotoğrafçının nesne veya nesnelere göre fotoğrafı çekmek için seçtiği ve durduğu yeri, konumunu belirler.
  2. Konuya Olan Uzaklık : Fotoğrafçının konuya ne kadar yaklaşacağını bu öğe belirler.
  3. Görüş Noktası : Fotoğrafçının nesneye göre yüksekliğini belirler. Çekilen nesnenin göz düzeyi normal, daha alt noktalar alçak, daha üst noktalar yüksek görüş noktaları olarak değerlendirilir.
  4. Seçilen Objektifin Bakış Açısı : Bir objektifin bakış açısını belirleyebilecek tek değişken onun odak uzunluğudur.

Elde ettiğimiz görüntüdeki nesneler yaklaşık insan gözünün göründüğü büyüklükte iseler buna normal açı diyebiliriz. Normal bakış açısıyla çekilen fotoğraflarda bakış açısının belirlediği özellikler insan gözünün oluşturduğu görüntü özelliklerine benzer. Örneğin, konuya olan uzaklığa bağlı olarak; nesnelerin büyüklükleri, perspektif açısından birbirlerine yakınlıkları ve oranları, görece alan derinliği aynıdır. Normal açıda çekim, çekim ölçekleri açısından “orta ölçek” değerlerine karşılık gelir. Bu anlamda bir fotoğrafçı normal açı ve ölçeklerde çalıştığında teknik açıdan izleyicinin gördüğüne yakın görüntüler ortaya koyar. Optik gereçlerin oluşturdukları görüntülerle insan gözünün elde ettiği görüntü arasındaki temel fark (çerçeve sınırlarından dolayı) bakış açısında değil, görüş alanında ortaya çıkar. Her iki durumda da nesnelerin büyüklükleri, perspektif özellikleri birbirine yakın da olsa fotoğraf makinelerinin gördüğü alan insan gözüne göre “kırpılmış” (daha dar alan) gibidir. Tüm bunlar insan gözünün elde ettiği görüntünün işleniş biçimiyle ilgilidir. O nedenle, hukuk açısından optik kayıtların güvenilirliği (güvenlik kameraları gibi), insan gözünün hatırladıklarından daha güvenilir kanıtlar oluşturmaktadır.

Her iki sistem arasındaki farklılıklar şu başlıklar altında incelenebilir:

  1. Bakış-Görüş Açısı
  2. Çözünürlük-Ayırt etme Gücü
  3. Duyarlık-Aydınlanma Dağılımı (dengeli pozlama)

Bu konuyu ilgilendiren alt başlıklar ise: Alan Derinliği, İkili Görme, Beyaz Denge ve Renklerin Algılanmasıdır.

Bakış-Görüş Açısı : İnsan gözünün odak uzunluğu yaklaşık 22 milimetredir. Ancak bu bilgi doğrudan optik araçlara uygulanacak bir bilgi değildir. Kısacası aynı odak uzunluğuna sahip bir objektife gözün gördüğü görüntüyü elde edemeyiz. Ölçümlere göre her bir göz 120-200 derecelik bir alanı görür. İki gözün birleştirilmiş alanı 130 dereceden başlayarak, balıkgözü bir objektifin gördüğüne yakın bir alanı kapsar. Göz böylesine geniş bir alana bakmakla birlikte aynı açıda bir objektifin özellikle büyük nesnelerde gördüğü biçimbozumu etkisini görmez.

Çözünürlük-Ayırt etme Gücü : Sayısal fotoğraf makineleri için günümüzde yaygın olarak üretilen duyarlı yüzey çözünürlükleri 5- 20 megapiksel arasındadır. Bunun insan gözü için karşılığı 20/20 megapikseldir. Altmış derecelik bir görme açısıyla düşünüldüğünde her iki gözün birleştirilmiş çözünürlüğü 52 megapikseldir. Çözünürlük açısından tek insan gözü 5-15 megapiksellik bir fotoğraf makinesiyle karşılaştırılabilir. Ancak burada vurgulanması gereken nokta gözün piksel hatırlaması değil; görüntüyü oluşturan dokuları, renkleri, S/B ve renk karşıtlığını temel almasıdır. Bir başka deyişle gözün görüntüyü pikseller şeklinde algılamamasıdır. O nedenle optik gereçlerle insan gözünün çözünürlük karşılaştırma girişimleri net sonuçlar vermez.

Aydınlanma Dağılımı: İnsan gözünün gördüğü görüntü içindeki aydınlanma farkını dengeleyebilmesi büyük bir üstünlüktür. Göz, otomatik pozlama moduna alınmış bir kamera gibi sürekli çalışır. Baktığımız her noktada sürekli bir pozlama dengelemesi olacağı için fotoğraf makinesinden farklı olarak görüntünün genelinde dengelenmiş bir aydınlanma görürüz. Bu durum, film yıllarında baskı sırasında kartı maskelemek ya da günümüzde sayısal teknolojinin getirdiği aydınlık oda uygulamalarından (high dynamic range) farklı değildir.

Duyarlık : Yeterli ışık koşulları altında yüksek örtücü hızlarında çalışmak mümkün olabileceği için fotoğraf makineleri açısından hareketi dondurmak söz konusu olabilir. Daha yüksek örtücü hızlarına ulaşabilmek için duyarlığı, yani ISO değerini arttırmak gerekir. Bu değer 3200 ISO gibi bir değer olabilir ve bu da insan gözünün duyarlığına yakındır.

Fotoğraf makinelerinin süre arttıkça daha fazla ayrıntı saptayabilme özellikleri vardır. İnsan gözünün ise, bir noktaya sürekli baktığında 10-15 saniyeden sonra daha fazla ayrıntı görmediği saptanmıştır.

Sonuçta, insan gözü ve kaydedici optik gereçleri karşılaştırırken unutulmaması gereken temel özellik; sonuç ürüne (bir fotoğrafa veya bir filme) bakarken yine gözümüzle, kendi görme koşullarımıza göre baktığımızdır.

Fotoğrafçı Gözüyle Geniş Bakış Açısı : Film kullanan standart ve sayısal tam kare fotoğraf makineleri söz konusu olduğunda normal bakış açısında görüntü veren objektiflerin odak uzunluğu yaklaşık 50 milimetredir. Söz konusu odak uzunluğunu kısalttıkça bakış açısının genişlediği görülür. Geniş açı objektif uzunluklarıyla ilgili olarak bazı standartlar geliştirilmiştir.

Örneğin bu değerler; 35, 28, 24, 21, 20, 18 ve 14 milimetre olarak sıralanabilir.

Perspektife etkisi: Objektiflerin bakış açılarının perspektif üzerinde doğrudan etkileri neredeyse hiç yoktur.

Nesnelerin bize göre dizilimlerinin görünümleri, oranları ve aralarındaki görece uzaklıklar (aslında hiç değişmediği halde) konuya olan uzaklığımızla bağlantılı olarak görüntüye yansır.

Objektiflerin optik etkileri nedeniyle oluşabilecek biçimbozumu etkisi, fotoğrafçı tarafından daha sanatsal veya etkili bir görüntü elde etmek amacıyla kullanılabilir. Objektiflerin odak uzunlukları kısaldıkça biçimbozumu etkisi daha da belirginleşecektir.

Alan derinliğine etkisi : Geniş açı objektifler görece olarak alan derinliğini arttırırlar. Açı genişledikçe alan derinliği daha da artacaktır. Bu durum özellikle manzara fotoğrafları çalışırken yakınlardaki nesneleri de net görmek açısından yararlıdır.

Sarsıntıyı azaltması: Fotoğrafçı fark etmese de her fotoğraf çekimi sırasında makine bir miktar sarsılır. Bu etki düşük örtücü hızı değerlerinde daha belirgindir.

Yüksek örtücü hızları kullandığımızda sarsıntı yokmuş gibi görünse de fotoğraf büyütüldüğünde etkiyi gözlemek mümkündür. Kullanılan objektifin açısı daraldıkça sarsıntı etkisi artacaktır. Bu durum nesnenin hareketinden doğan “blur” etkisinde de görülür. Geniş açı, diğer açılara göre blur etkisini daha az hissettirir.

Sakıncaları: Geniş açılı objektif kullanmanın bazı sakıncaları da vardır. Bazı fotoğraflarda estetik bir katkı olarak düşünülse de, objektife doğrudan giren ışık ışınları parlamalara yol açar. Açı genişledikçe objektiflerin önlerine takılan güneşlikler bunu önlemede yetersiz kalırlar.

Fotoğrafta parlama gibi başka sorunlar da bulunmaktadır. Bunlar yansıma ve fotoğrafın kenarlarına doğru keskinliğin azalması, resim kalitesinin düşmesidir.

Fotoğrafçı Gözüyle Dar Bakış Açısı:

Fotoğrafçının dar açılı objektifler kullanmaya karar vermesi, geniş açı kullanma nedenlerine benzer. Bunlar; anımsanacağı gibi sanatsal ve zorunlu nedenlerdir. Sanatsal nedenlerden söz etmek için dar açılı objektiflerin fotoğraf üzerindeki teknik sonuçlarını gözden geçirmek gerekir.

Alan derinliğine etkisi : Dar açılı objektifler fotoğrafta alan derinliğini belirgin ölçüde azaltırlar. Kolayca belirlenebileceği gibi odak uzunluğu arttıkça alan derinliği daha da azalacaktır.

Perspektif etkisi : Dar açılı objektiflerle çekilen fotoğraflarda görülen yığılma etkisi konuya olan uzaklıkla artar. Fotoğrafçıya dik konumda dizilen nesnelerin aralarındaki boşluklar fotoğrafçı konudan uzaklaştıkça azalmaya başlar. Böylece nesneler arasındaki yığılma görünümünü oluşturmak isteyen bir fotoğrafçı konudan uzaklaştıkça daha yakın çekim yapabileceği dar açılı objektifleri tercih eder.

Fotoğrafçı Açısından Değişmez Odak Uzunluklu Objektiflerin Seçim Nedenleri

Günümüzde yaygın olarak satılan yarı-profesyonel fotoğraf makinelerinin hemen hepsi değişebilir odak uzunluklu objektiflerle birlikte satılmaktadır. Standart kabul edilebilecek (örneğin x1,5-1,6 çarpan faktörüne sahip fotoğraf makineleriyle birlikte gelen) görece geniş ve normal bakış açılarına sahip objektifler çoğu kullanıcı için yeterli çözüm olmaktadır.

Zoom objektiflerin yaygın olarak amatör ve yarıprofesyonel fotoğrafçılar tarafından seçilmesi uygulama kolaylığı açısından anlaşılabilir bir durumdur ancak bu durumun teknik ve estetik bazı farklı sonuçları da vardır.

Kameraman Gözüyle Bakış Açıları

Kameralarda da fotoğraf makinelerinde olduğu gibi objektif değiştirerek veya değişebilir odak uzunluklu objektifler kullanarak odak uzunluğunu değiştirmek olanaklıdır. Buradaki temel fark, kayıt sırasında değişebilir odak uzunluklu (zoom) objektiflerin odak uzunluğunun değiştirilebilmesi bu değişikliğin görüntü boyunca izlenebilmesidir.

Teknik olarak objektifin odak uzunluğu ile sınırlı olan bakış açısı, kameraman tarafından iyi kullanılması gereken bir özelliktir. Bir kameraman odak uzunluğunu ve bağlı olarak bakış açısını değiştirirken, aynı zamanda konuya yaklaşmış veya uzaklaşmış olur. Optik kaydırmanın mümkün olmadığı değişmez odak uzunluklu (sabit) objektiflerle çalışırken, görüntülenen nesnenin daha yakın bir görüntüsünü alabilmek için fiziksel olarak konuya yaklaşmak gerekir. Buna karşın değişir odak uzunluklu zoom objektiflerle, kamera bulunduğu yerden konuya yaklaşıp uzaklaşabilir.

Daha önce de değindiğimiz gibi bir nesneyi, örneğin bir insanı farklı ölçeklerde görüntülemek;

  1. Nesneye optik kaydırma yoluyla yaklaşmak veya uzaklaşmakla (zoom hareketi),
  2. Farklı odak uzunluklu (sabit) objektifler kullanılmasıyla,
  3. Nesneye kamera ile yaklaşmak veya uzaklaşmakla (fiziksel kaydırma hareketi),
  4. Nesnenin kameraya yaklaşması veya uzaklaşmasıyla olasıdır (nesnenin hareketi).

Zoom hareketi: Optik kaydırma hareketi kayıt sırasında yapılırsa değişen odak uzunluğuna bağlı olarak değişen bakış açılarının tüm etkileri görüntüye yansır. Böylece (örneğin öne optik kaydırma yapılıyorsa), açı gittikçe daralacak ve nesnenin görüntüde kapladığı alan büyüyecektir.

Farklı objektifler kullanmak: Kameraman her bir çekimi farklı odak uzunluklarında objektiflerle yaptığında ise izleyici farklı ölçekleri kesmeler şeklinde izler. Burada artık kesintisiz bir kaydırma hareketi yoktur.

Fiziksel kaydırma hareketi: Ölçek değiştirmenin bir başka yolu da nesneye kamera ile yaklaşmak veya uzaklaşmaktır. Bu hareketin en önemli ayırt edici özelliği, hareket sırasında konuya olan uzaklık değişeceği için perspektif görünümünün de değişmesidir. Kameramanın dikkat etmesi gereken bir başka özellik ise, kameranın telemetre değeridir. Örneğin hareketin başlangıcında kameramanın nesneye uzaklığı 6 metre ise, hareketin sonunda örneğin 3 metre olabilir. Kameramanın yapması gereken çekim boyunca değişecek netliği düzeltmesidir.

Nesnenin hareketi: Kameranın ve üzerindeki objektifin odak uzunluğunun sabit kaldığını, nesnenin ise kameraya dik konumda, örneğin kameraya yaklaştığını düşündüğümüzde objektifin açısı yine değişmeyecek ancak nesne daha büyük görünecektir. Nesne hareketinin, kameranın fiziksel kaydırma hareketinden en önemli farkı ise çerçeve sınırlarının (içerdiği nesneler açısından) aynı kalmasıdır.

Bir kameraman açısından, değişebilir odak uzunluklu objektifler, özellikle nesneye fiziksel olarak yaklaşılamayan ortamlarda kullanışlıdır. Bir yönetmen, hangi çekimde nasıl bir bakış açısı kullanacağını önceden belirlemelidir. Bunu ayrıntılı çekim senaryosuyla kameramana aktardığında kameraman; objektifleri, odak uzunluklarını, büyütme güçlerini bilerek ve dikkate alarak yönetmenin istediği en uygun açıyı almalıdır.

İzleyicinin Gördüğü ve Ötesi

İzleyici tarafından izlenen görüntüyü çerçeve, içerik ve anlamlandırma açılarından şu şekillerde sınıflandırmak yararlı olabilir:

  1. Durağan fotoğraf tek kare: İzleyici tek kare fotoğrafın çerçevesiyle sınırlıdır. Çerçeve içinde yer alan her nesne arasındaki dizilim, ilişki, konum gibi birçok öğe, izleyiciye yorumlaması için anlamlar sunar.
  2. Birçok görüntüden oluşan tek fotoğraf: Çekilen fotoğrafların tek bir kare içinde birleştirilmesi işlemidir.
  3. Dizi fotoğraf: Daha çok “belgesel fotoğraf” dalında görülen dizi çalışmalarında; zaman, mekân ve konu birliktelikleri ele alınarak diziler oluşturulur.
  4. Hareketli görüntüler: Video çalışmalarında tek bir çekimin teknik özellikleri izleyiciye bir şey anlatırken, kurgu yoluyla anlamlar bütünleştirilir ve çeşitlendirilebilir.

Dar Açılı Fotoğraf ve İzleyici

İnsan gözü kendi normal görüşüne sahip olduğuna göre ilk kez dünyayı dar açıdan görme deneyimlerini herhalde dürbün ve yer gözlemi yapılabilen teleskoplarla edinmiştir. Doğal olarak bu görüş insanın doğasına aykırıdır. Bu aykırılık ayrıntıları görmekte değil, uzak mesafelerden elde edilen dar açılı görüntülerde perspektif ilişkilerinin ve nesne biçimlerinin değişik görünmesidir.

Dar açılı fotoğraflar insan gözünün alıştığının ötesinde farklı görüntüler sunacağı için izleyici açısından beğenilme şansı yüksek fotoğraflardır. Doğal olarak da dar açılı fotoğraf çekebilmek yeterli teknik olanakları gerektirir. Dar açılı fotoğraflar öncelikle alan derinliğini azaltıp asıl odaklamanın yapıldığı nesneleri belirginleştirdiği için izleyici açısından beğeni toplar. Bu durum, fotoğrafçının çerçeve dışına atamadığı nesneleri bulanıklaştırarak ilgi dışına atması açısından da yararlıdır. Film ve video dünyasında dar açılı objektif kullanmak estetik kaygıların yanında izleyiciye nesne veya nesnelerin ayrıntılarını göstermek için kullanılır.

Video çalışırken sabit odak uzunluklu objektiflerle bakış açısını değiştirmek zor olacağı için, kameramanlar çoğunlukla zoom objektiflerden yararlanırlar. Böylece kameraman el ile kumanda yöntemiyle istediği açıyı bakaçta gözleyebilir. Burada unutulmaması gereken en önemli nokta, çekimin yapılacağı yer konuya uzak olacağı için kameramanın yanında yeterli odak uzunluğuna sahip bir objektif bulundurması zorunluluğudur. Bu iş için objektif çantasında dar açı karakterli bir objektifin yer alması kaçınılmazdır.

Geniş Açılı Fotoğraf ve İzleyici

Geniş açılı fotoğraflar bilgi verici, tanımlayıcı özellikleriyle izleyici üzerinde dingin ve erinç verici bir etki yaratabilirler. Yine de özellikle dizi çalışmalarında izleyici merak ettiği ayrıntıları görmek isteyecektir. Bilindiği gibi fotoğrafçı bunu, konuya yaklaşarak veya objektifin bakış açısını daraltarak yapabilir. Geniş açılı fotoğrafların oluşturabileceği parlamalar, yansımalar, bükülmeler, biçim bozulmaları, kenarlarda kararma ve nitelik düşmeleri belli ölçülerde aydınlık odada düzeltilebilirse de, bu işlemleri çekim sırasında yapmak daha uygundur.

Panoramik fotoğraf: Geniş açılı fotoğraf kapsamında değerlendirebileceğimiz bir başka çekim tekniği ise “panoramik fotoğraf”tır. Panoramik çekimler birkaç yöntemle yapılabilir; çok geniş açıyla çekim yaparak kırpma yapma, gerçek bir panoramik fotoğraf makinesi edinerek çekim yapma, el ile kumanda yöntemiyle kamerada yaptığımız yatay kaydırma hareketini fotoğraf makinesine uygulayarak çekim yapma, fotoğraf makinesinin birleştirme özelliğini kullanma.

360 Derece fotoğraf: 360 derece fotoğrafı geniş açının son aşaması olarak düşünmek mümkündür. Panoramik fotoğrafta yatay veya dikey konumda çekilen fotoğraflar bir küre oluşturacak şekilde her yönde çekildiğinde ve uygun programlarda birleştirildiğinde 360 derece fotoğraf elde edilmiş olur.

Aydınlık Odada Yapılabilecek Uygulamalar

Elektronik ortamlarda aydınlık oda dediğimiz görüntü işleme programları eşliğinde görüntü düzenlemesi ve bakış açısı ile ilgili bazı düzeltmeler yapılabilir.

Kırpma: Çekilen fotoğrafın belli bir bölümünün kesilerek alınması, diğer bölümün atılması işlemidir.

Boyutlandırma: Aydınlık odada, yine görüntü işleme programlarında yer alan kırpma aracı yardımıyla hem bilinen standart ölçülerde (3:2, 4:3, 16:9) hem de serbest seçimle istenilen oranda boyutlandırmak mümkündür.

Parlama : Doğrudan objektife gelen ışık ışınlarının algılayıcı üzerine düşmesi sonucu doğal olarak oluşabilen parlamalar bazen fotoğrafa estetik bir değer katar. Bu işlemi özel bir etki olarak aydınlık odada yapmak sayısal dünyanın olanaklarından biridir.

Kenarlarda siyahlaşma (vignette): Geniş açılı objektiflerin oluşturabileceği bu sorun kırpma yoluyla giderilebileceği gibi hiç yoktan da oluşturulabilir.

Biçimbozumu düzeltme: Çok geniş açı ile çekilmiş fotoğraflarda ortaya çıkabilen ve özellikle objektife yakın nesnelerde abartılı bir şekilde kendini gösteren nesnenin doğal görünümünü bozan bir etkidir. Düzeltme işlemi için perspektif düzeltici objektiflere benzer şekilde düzeltmeler yapan program araçları kullanılabilir.

Çevirme, ayna görüntüsü : Sayısal ortamda dik konumda çekilen fotoğraflar karşımıza yana yatmış şekilde gelir. Bir düzeltme işlemiyle fotoğrafı 90 derece sağa ya da sola yatırmamız gerekir. Bu işlem görüntü işleme programlarına gerek duymadan yapılabilecek sıradan bir işlemdir. Bazı nedenlerle fotoğrafın aynada görüldüğü gibi sağını-soluna, solunu-sağına çevirmek gerekebilir. Bu nedenlerin başında grafiksel çalışmalar gelir.