Ünite 8: Askeri Anarşi Dönemi’nden Theodosius Hanedanına

Askeri Anarşi Dönemi ve Yeni Düzen Arayışı

Roma İmparatorluğu’nda imparator seçimi için Senato kararı gerekliydi. Ancak, 3. yüzyılın yarısından ikinci çeyreğinden itibaren, artan iktidar kavgaları sebebiyle, imparatorlar askerler tarafından da belirlenmeye başlamıştır. Bu yüzden, 3. yüzyıl ile 4. yüzyılın başları “Askeri Anarşi Dönemi” veya “Asker İmparatorlar Dönemi” olarak isimlendirilir.

M.S. 235-238: M. S. 235 yılında, ordu tarafından imparator ilan edilen Maximinus Thrax (Trakyalı), imparatorluğun başına geçti. Germania ile Daclar ve Sarmatlara karşı savaştı ancak savaşların Roma’ya maliyeti, ülkede hoşnutsuzluklar oluşmasına yol açtı. Birtakım isyanların sonucunda, Senato’nun da karşı çıktığı Maximinus öldürüldü ve nihayetinde III. Gordianus imparator ilan edildi.

M. S. 238-253: 243’e kadar, imparatorlukta III. Gordianus kaldı. Çok genç olan imparator, Gothlara ve Sasanilere karşı seferler yaparak Doğu’daki egemenliği perçinledi. Ancak, 243’de askerler tarafından öldürüldü.

III. Gordianus’un yerine önce I. Philippus imparator oldu. Ancak, 249’da komutanlarından Decius ile savaşmak zorunda kaldı ve savaşı kaybetti. Yerine geçen Decius, Gothlara karşı savaşırken öldürüldü (düşmanla savaş alanında ölen ilk imparatordu).

Daha sonra başa Trebonianus Gallus geçti. Onun döneminde, Sasaniler Syria’ya girdi; ülkede veba salgını baş gösterdi ve Gothlar yeniden saldırmaya başladı. Gallus ile Gothları mağlup eden komutan Aemilianus savaştı ve Gallus kaybetti. Ancak, Aemilianus da çok kısa süre tahtta kalacak, askerleri tarafından öldürülecekti.

M. S. 253-275: Aemilianus’tan sonra başa Valerianus geçti. Aynı zamanda oğlu Gallienus’u da ortak imparator ilan etti. Valerianus doğuda Sasanilere karşı savaşırken, Gallienus da batıda Gothlara ve diğer German kabilelere karşı savaşıyordu. Valerianus, Sasanilere esir düşerken, oğlu önemli savaşlar kazanıyordu. Ancak, o da bir suikast sonucu öldürülünce, II. Claudius imparator oldu.

Claudius, vebadan ölesiye kadar Alamannlara ve Gothlara karşı zaferler kazandı. 270’de Onun yerine gelen Aurelianus da Germen kavimlerini yenilgiye uğratmayı başardı. Bunların dışında, Doğu eyaletlerini yöneten Palmyra Kraliçesi Zenobia ve oğlu Vabalathus ile de savaşmak zorunda kalan Aurelianus, zaferle ayrılmayı bildi. Ancak o da askerleri tarafından öldürüldü.

M .S. 284-308: Aurelianus’un ölümünden sonra geçen on yıllık karşama dönemini takiben, Diocletianus imparator ilan edildi. Onun döneminde, “principatus” denen yönetim biçimi yerine “dominatus” adı verilen, imparatorun mutlak hükümdarlığını kabul eden yönetim biçimine geçildi (Monarşiye yakın bir rejimdi). Ancak, tek kişinin ülkeyi yönetemeyeceğinin farkındaydı. Bu yüzden Maximianus’a augustus ünvanı vererek yönetime ortak yaptı. Maximianus’un komutanlarından Carausius, isyan ederek kendisini imparator ilan etti. Bu dönemde Britanya’yı ele geçirip Galya’nın bir kısmını istila etti.

293’de iki başlı yönetim yerine Tetrarşi (Tetrarkhia) denilen, dörtlü yönetime geçildi. 2 augustus’un altında birer caesar yer alacaktı. Diocletianus, imparatorluğun Doğu yarısında hüküm sürerken, Maximianus da Batı’da yer alacaktı. Böylece imparatorluk, coğrafi açıdan ikiye bölünmüş oldu. Amaç, augustuslar öldükten sonra yönetimin başsız kalmamasıydı.

Diocletianus, büyük eyaletlerin idaresinin zor olması ve isyan riski dolayısıyla, eyaletleri küçültmüş ve sayılarını neredeyse ikiye katlamıştı. Bu eyaletleri de sayıları 12’yi bulan dioecesis’ler halinde gruplamıştır. Sivil idare ile askeri idareyi birbirinden ayırmıştır. Artan masrafları karşılayabilmek için, yeni bir vergi sistemi oluşturmuş ve fiyatların anormal artışını engellemek adına bir Narh Kararnamesi çıkarmıştır (Bu Kararname, enflasyonun durdurulmasına dair güzel bir örnektir). Bu kararnameye göre, mallar ve hizmetler için en fazla ne kadar fiyat talep edileceği belirlenmiştir ancak ne yazık ki kararname de başarılı olamamış ve fiyatların artışı durdurulamamıştır.

M. S. 308-324: Diocletianus’un caesar’ı Galerius’un yakın arkadaşı Licinius, Galerius tarafından augustus ünvanı aldı. Licinius, Batı’nın idaresini alırken, Doğu’da yer alan Maximinus’u yendi. Licinius’un sonunu, Constantinus ile girdiği mücadele getirdi. 324’te, Constantinus, Khrysopolis (Üsküdar) mevkiinde Licinius’u mağlup etti.

Constantinus Hanedanı

M. S. 307-337: Maximianus’un caesar’ı olan I. Constantius Chlorus’un oğlu olan Flavius Valerius Constantinus (I. Constantinus), babasıyla birlikte Britanya’da savaşmış, babası ölünce de askerleri tarafından augustus ilan edilmişti. Ancak, Doğu’nun augustus’un Galerius, bu ünvanı reddetmiş ve ona caesar ünvanı vermişti. Daha sonra, Constantinus, Maximianus’un kızıyla evlenince, Maximianus, onun augustus ünvanını kabul etti.

308’de yeniden caesar’lığa düşürülen Constantinus, bu dönemden sonra Maximianus’u ve ardından oğlu Maxentius’u mağlup etti. Roma Senatosu, Constantinus’un augustus ünvanını onayladı.

Licinius’un Galerius’un yerine augustus olan Maximinus’u mağlup ederek, ona verilmiş olan consul’lük ünvanını kazandı. Böylece, Constantinus ve Licinius, consul’lüğü paylaştılar. Ancak, ikilinin arası kısa süre sonra bozuldu. Balkanlarda savaşan iki consul, sonunda anlaşmaya vardı ve buna göre Licinius, Balkan eyaletlerinin çoğunu bırakmak zorunda kaldı. 324’de yeniden savaşmaya başladılar ve akabinde savaşın mutlak galibi Constantinus oldu. Bundan sonra imparatorluğun tek hakimi haline geldi.

337’de ölesiye kadar birçok önemli icraatta bulundu Constantinus. Tetrarşi sistemi yerine tek kişinin yönetimi esas alındı. Orduda, Süvari ve Piyade komutanlıkları kuruldu.

Constantinus’un belki de en önemli icraatı, imparatorluğun başkentini Roma’dan Byzantion’a taşıması ve sonra kentin adını Constantinopolis yapmasıydı.

Hristiyanlığın imparatorluk dahilinde kabul edilip desteklenmesi, Constantinus zamanında meydana gelmiştir. 313 yılında Milano Emirnamesi ile Hristiyanların inançlarını serbestçe yaşamasına hak tanımıştır.

Ölümünden sonra üç oğlu augustus ünvanı aldı. Ancak, aralarındaki rekabet ve taht kavgaları yüzünden iktidarları uzun ömürlü olmadı.

M. S. 361-363: 355’de II. Constantinus’un caesar ünvanı verdiği Iulianus, Galya’da gösterdiği askeri başarıyla, 360’da augustus ilan edildi. Bir yıl sonra II. Constantinus’un ölmesiyle Roma tahtına çıktı. Pagan inancına sahip olduğu ve Hristiyanlığa cephe aldığı için, tarihte “Apostata” (Dönme) ünvanı ile anılır. Sasani seferinde hayatını kaybedince, Constantinus sülalesi de son bulur.

M .S. 363-364: Iulianus öldükten sonra ordu tarafından imparator ilan edilen Iovianus, Sasanilerle ağır şartlar içeren bir antlaşma imzalayarak ordusunu geri çekti. Sekiz ay süren iktidarı, ansızın ölümüyle sona erdi.

Valentinianus Hanedanı

M .S. 364-375 : Iovianus öldükten sonra ordu tarafından I. Valentinianus imparator ilan edildi. Batı’nın yönetimini üzerine alırken, kardeşi Valens’i ortak imparator ilan ederek Doğu’ya gönderdi. İktidarında Alamannlara ve diğer Germen saldırılarına karşı koydu. 375’de öldü.

M. S. 364-378: Trakya’da Gothlara, Doğu’da da Sasanilere karşı savaşan Valens, 378’de Vizigotlarla savaşırken öldürüldü. Decius’tan sonra, savaş alanında ölen ikinci Roma imparatoru oldu.

M. S. 367-383: 1. Valentinianus’un oğlu Gratianus, 375’de babasının ölümüyle Batı’da idareyi eline aldı. Valens’e Vizigotlarla olan savaşında yardım edemeyen Gratianus, 383’de Magnus Maximus’un Britannia’daki isyanını bastırmak için hareket etmek istediğinde, askerleri tarafından terk edildi. Daha sonra yakalanarak öldürüldü. Magnus Maximus ise, Galya, Britannia ve İspanya’da egemen oldu.

M. S. 375-392 : I. Valentinianus’un diğer oğlu olan II. Valentinianus, babası ölünce askerleri tarafından ortak imparator ilan edildi. Magnus Maximus İtalya’yı istila ederken, Theodosius’un yardımı ve Magnus Maximus’u mağlup etmesiyle, kontrolü eline aldı. 392’de ölünce, Valentinianus sülalesinin iktidarı da bitmiş oldu.

Theodosius Hanedanı

M. S. 379-395: Valens’in ölümünden sonra Doğu’nun augustusu olarak I. Theodosius atandı. Vizigotlarla anlaşma yoluna giden Theodosius, Magnus Maximus’u yenmeyi başardı. Batı’nın idaresini Arbogast’a bıraktı ancak daha sonra Arbogast’ı ve onun augustus ilan ettiği Eugenius’u mağlup ederek tek imparator haline geldi. Batı ve Doğu olmak üzere, imparatorluğun idaresini iki çocuğu arasında paylaştıran Theodosius, resmen imparatorluğu ikiye bölen imparator olarak kabul edilir (M. S. 375).

M. S. 393-343: I. Theodosius’un küçük oğlu Honorius, Batı’nın ilk imparatoru olurken, büyük oğlu Arcadius ise Doğu tahtına oturdu. Honorius döneminde, Gothlar Roma’ya saldırınca, Roma, ilk kez yabancı bir düşmanın istilasını yaşamış oldu. Hun imparatoru Attila, Roma için büyük tehlike oluşturdu. Batı Roma imparatoru III. Valentinianus döneminde imparatorluk toprak kaybı yaşadı. Batı Roma için German tehdidi de önemli bir tehlikeydi. Honorius’tan beri devam eden Batı Roma, 476’da Germanların eline geçti. Doğu Roma ise, 1453’de yıkılasıya kadar ayakta kalmayı bildi. Bizans adı, ilk kez 16. Yüzyılda tarihçiler tarafından kullanmış olan, Doğu Roma İmparatorluğu’nu ifade etmektedir.

M. S. 402-450 : Doğu Roma’nın hakimi, Arcadius öldükten sonra, oğlu II. Theodosius oldu. Roma tarihinde, 49 yıl ile en uzun süre tahtta kalan imparator olan II. Theodosius zamanında İstanbul’un kara surları inşa edilirken, tarihteki ilk üniversite kabul edilebilecek “Hristiyan Yüksek Okulu’nu kurmuştur. Bir diğer önemli icraatı da, “Codex Theodosianus” adıyla bir kanun külliyatı yayımlatmış olmasıdır. Daha sonra, I. Iustinianus yasalarının temelini oluşturmuş ve modern Avrupa hukukuna örnek teşkil etmiştir.