Ünite 6: Aşık Tarzı Edebiyat Geleneği

Âşık Tarzı Edebiyat Geleneği

Ozan-Baksı, Tekke-Tasavvuf, Ordu Şairleri ve Divan Edebiyatına mensup farklı gelenekteki insanlar kahvehanelerde buluşarak yeni bir tarz oluşturmuşlar ve bu geleneğe “Aşık Tarzı Edebiyat Geleneği” olarak adlandırmışlardır.

Bu edebiyat geleneğinin icracılarına da “Aşık” adı verildiği için ve bazı edebiyatlarla karıştırılmasıyla “hak aşığı” ve “halk aşığı” ayırımı yaparak “tekke” ve “kahvehane” merkezli edebi geleneklerini birbirinden ayırmış duruma gelmiştir.

Tekke Tarzı Aşık Geleneği, Ahmed Yesevi ile tekke kurumu tarafından Ozan-Baksı geleneğine ait İslami bir edebi gelenektir. Bu geleneğin mensupları kendilerini “Allah’a Aşık” “Hak Aşığı” olarak adlandırmışlardır. Bu geleneğe mensup aşıklar eser yaratma ve icralarının amacı, kurumsal bağlamda inançlarını dışa vurup bu yolla yeni insan kazanmak, kazandıkları insanları ise inançlarını tazelemeye yöneliktir.

Kahvehane Tarzı Aşık Geleneği ise din dışı sosyal bir ortamda hoşça vakit geçirmek, eğlenmek, ve sosyalleşmektir. Daha sonra bu iki gelenek rekabet oluşmuştur. Kahvehane aşıklarının icralarının amacı profesyonelce para kazanmak olmuş ve “aşık fasılları” yapmaya başlamışlardır. Tekke aşıkları ise dinsel disiplin gereği geçimini ve maişetini temin edemezlerdi.

Neredeyse günümüze kadar hemen her halk aşığının bir veya bir kaç tarikatta kabul edilmiş olmaları veya bir tekke disiplinine mensup bir aşığın kahvehane icra töresine göre şekillenmiş icralara yönelik eserler yaratmalarına da giriştiğini görmek mümkündür.

Âşıkların Yetişmeleri ve İcra Töresi

Âşıklar, çıraklıktan “usta aşık” oluncaya kadar bir eğitim sürecinden geçerler. Usta aşıklar, atışmalara, fasıllara ve hikaye anlatma toplantılarına katılırlar. Eğitimin sonunda yeteneğini geliştiren ustalaşan aşıklara “mahlas” verirler.

Bir âşık adayını aşıklığa hazırlayan faktörler; çocukluk veya ilk gençlik yıllarında olumsuz sonuçlanmış bir kıza aşık olma, aşık fasıllarının yapıldığı, hikayelerin anlatıldığı bir köyde yada evde büyümek, aşıklara karşı büyük bir hayranlık beslemek veya heveslenmek, klasik aşık hikayeleri okuması gibi adaylar aşıklığa hazırlanır. Geleneksel sosyo-kültürel bağlamlarında aşıklar, gittikleri her yerde saygı gösterilen ve kendisine para veya mal verilerek, kendisinden çeşitli gösterim ve icralarda bulunması istenilen çoğunlukla olağanüstü özelliklere de sahip olduğuna inanılan bir sanatkardır. Kırsal kesimin geçim kaynağı rençberlik ve çobanlıktan başka imkan sunmadığı için “aşıklık” son derece cazip bir seçenektir.

Aşıklık geleneği mensuplarının yetişme süreçleri;

Çıraklık: Ustasından “meydan açmayı” “divan” a çıkmayı ve benzeri geleneklerin gereklerini öğrenir. Hikaye anlatma, hikaye anlatmanın kurallarını, aşık şiirinde “ayak ve ayak açma” özelliklerini öğrenir. Bağlama çalmayı, halk toplulukları karşısında saz eşliğinde şiir okumayı, doğaçlama yapmayı öğrenmelidir. Çırağın yetiştiğine inan usta, çırağına “mahlas” ve “icazet” verir.

Usta-çırak ilişkisi karşılıklı sevgi ve saygıya dayalıdır. Ustasının şiirlerini ezberler. Ustalaştığında yaptığı aşık fasıllarında ustasından öğrendiği “usta malı” olarak adlandırılan şiirlerle başlarlar.

Bade İçme ve Rüya Motifi: Hızır, İlyas ve Pirlerden birisi aşığın rüyasına girerek aşığa uzattığı “bade”yi aşığa içirir. Üç defa sunulan badenin birincisi “Allah Aşkına”, ikincisi “pirler aşkına”, üçüncüsü de “sevdiği aşkına” içirilir. Daha sonra aşığa “buta gösterme” yani güzel bir genç kız yüzü gösterilir ve onların birbirlerini sevdiklerine inandırılır. Aşıkların rüyalarında içtikleri bade iki çeşittir; Birincisi “er dolusu” aşıkların aşıklık yanında kahramanlık özelliği de vardır. İkincisi de ise “pir dolusu” dur. Pir dolusu; aşık uyku ve uyanıklık arasında iken bir düş görür. Düşünde bir pir başında durur ve aşığa üç dolu aşk badesi sunar. Bu düşte pir aşığa nasihat verirken şok geçirip dili tutulanlara “tutuk”, sırrını tutamayıp açılanlara “murdarlanmış” ve badeyi içemeyip rüyası yarım kalanlara “yarım aşk” adı verilmiştir.

Bu tür bir rüya ve sözü edilen bade içme sade kişilikten sanatçı kişiliğe geçişi ifade eden bir dini tören niteliğindedir.

Aşık Toplantıları ve Aşık Fasılları: İki yada daha fazla aşığın dinleyici huzurunda herhangi bir yerde karşı karşıya gelerek birbirlerini sazda veya sözde belli kurallar içinde deneyerek yarışmalarıdır. Aşık atışmalarının iki türü vardır. Bunlardan birincisi; aşıkların birbirini tanıması, sohbet etmesi gibi birbirlerine övgüler, hayatlarına dair sorular sorarak ve en önemlisi birbirlerini zor durumda bırakmadan sorular sorarlar. İkincisi rakiplerin birbirlerini saf dışı etmeye çalışmasıdır. Yani birbirlerini zor duruma sokmayı amaçlarlar. Üçüncüsü ise sordukları soru ile rakibin cevap verme yeteneğine bakarlar. Sorular genelde ahret, peygamberler tarihi gibi konulardan olur. Aşık karşılaşmalarında seyircinin tepkisi çok önemlidir. Çünkü seyirci memnuniyeti “parsa toplamak” tabiriyle seyircinin arasında tepsiyle dolaşarak para toplamaktır. Aşık karşılaşmalarında bazen izleyicilerde konu belirleyebilir. Bu aşıklara “ayak verme” şeklinde gerçekleşir. Ayak verme ile yapılan karşılaşma aşıkların hazırlıksız şiir söyleme yeteneği ölçülür.

Muamma: Muamma bir ismi işaret eden söz, mısra veya beyittir. Aşık toplantılarında, sanatsal yeterliliklerini, kültürel birikimlerini ölçmek için hazırlanmış bilmecelerdir. Bu bilmeceler kahvehanenin duvarına asılır ve cevabı kahveciye söylenir. Bilmeceyi kim çözerse ortaya konulan parayı alır.

Askı Asma – Askı İndirme: Bir sepetin yada mendilin içine bir cisim konulur ve yüksek bir yere asılır. Bu cisim için şiirler yazılarak altına bağlanır. Bağlı olanın tahmin edilip bulunması halinde askı indirilir ve ödül verilir.

Aşık Tarzı Edebiyat Geleneğinde Tür ve Şekil

Aşık tarzı edebiyat geleneğinde heceli mani, koşma ve destan olmak üzere üç nazım şekli vardır. Koşma şekli uyak düzeni 8 ve 11 hece ölçülü, mani şekli uyak düzeni 7 ve 8 hece ölçüsü şeklindedir. Nazım birimi uzun olanlar destan, kısa olanlar koşma ve manidir. Destan en az 2 ve en fazla 5 dörtlükten oluşur. Mani ise bir dörtlükten oluşur. Aşık şiiri konusunda sınırsızdır. Konu ve anlatım tutumu açısından türü belirleyen geleneksel aşık havası ve havalarına “ezgi” adı verilir.

Aşık tarzı heceli şiir türleri inşa olundukları nazım şeklinden hareketle kalıplaşmış konu ve ezgi özelliklerine göre şu şekildedirler;

A- Koşma Şekli

  1. Koçaklama Koşmalar
  2. Güzelleme Koşmalar
  3. Ağıt Koşmalar
  4. Taşlama Koşmalar
  5. Semailer
  6. Varsağılar
  7. Ezgi, Şekil ve Konuya Bağlı Koşmalar

B- Destan Şekli

  1. Koçaklama Destanlar
  2. Güzelleme Destanlar
  3. Ağıt Destanlar
  4. Taşlama Destanlar
  5. Ezgi, Şekil ve Konuya Bağlı Destanlar

C- Mani (Bayatı) Şekli

Aşık Tarzı Şiirlerin Anlatım Tutumu (Eda) Özellikleri

Yaratıcı veya icracının dinleyicide uyandırmak istediği duygu ve düşünceleri gerçekleştirme amacına yönelik olarak konuya karşı takındığı (övme, yerme, yerinme “şikayet”, öğüt verme, bilgilendirme “didaktik”, eğlendirme “güldürme”, yas tutturma “ağlatma”) gibi geleneksel tavırlar ve bunlara bağlı olarak konuyu işleyiş tarzlarının her birine “anlatım tutumu” veya “eda” denilir. Âşık şiiri bağlamında bir âşığın, şiirinin mesajının icra bağlamında dinleyicide uyandırmasını beklediği duygusal reaksiyona yönelik olarak ezgiyle bütünleşen ve geleneksel olarak kalıplaşmış konuyu ele alış tavrı anlatım tutumudur.

Bir aşığın anlatım tutumları 8 biçimde ele alınır:

  1. Güldürme/Eğlendirmeye Yönelik Anlatım Tutumları
  2. Övmeye Yönelik Anlatım Tutumları
  3. Yermeye Yönelik Anlatım Tutumları
  4. Şikayet Etmeye Yönelik Anlatım Tutumları
  5. Öğüt Vermeye Yönelik Anlatım Tutumları
  6. Bilgilendirmeye Yönelik Anlatım Tutumları
  7. Yas Tutturma Yönelik Anlatım Tutumları
  8. Hüner Göstermeye – Öğünmeye Yönelik Anlatım Tutumları

Aşık Tarzı Edebiyat Geleneğinin Temsilcileri

-XVI. yüzyılda yaşamış aşıklar olarak Bahsi, Ozan Kul Mehmed, Öksüz Dede, Köroğlu, Geda Muslu, Çırpanlı, Armudlu, Kul Çulpa, Oğuz Ali ve Pir Sultan Abdal. Örnek olarak da Bahşi mahlaslı şairin Yavuz Sultan Selim’in Mısır seferine ilişkin destanıdır.

-XVII. yüzyılın belli başlı temsilcileri Kâmil, Kuloğlu, İbrahim, Türabi, Edhemi, Afife Sultan, Kul Deveci, Kul Süleyman, Temaşvarlı Gazi Hasan, Aşık Mustafa, Kayıkçı Kul Mustafa, Katibi, Zaifi, Aşık Eroğlu, Piroğlu, Haki, Gedayi, Şah Bende, Şermi, Demircioğlu, Üsküdari, Bursalı Aşık Halil, Keşfi, Koroğlu, Benli Ali gibi isimlerdir.

-XVIII. yüzyılın belli başlı temsilcileri Ravzi, Ali, Hocaoğlu, Kabasakal Mehmed, Nakdi, Seferlioğlu, Mağriplioğlu, Şermi ve Kara Hamza sayılabilir.

-XIX. yüzyılın belli başlı mensupları Emrah, Dertli Bayburtlu Zihni, Develi Seyrani, Tokatlı Nuri, Ispartalı Seyrani, Aşık Ali, Gedayi, Devami, Süruri, Figani, Zehri, Micmari, Bezli, Sabri, Sümmani, Aşık Şenlik, Celali, Zülali, Muhabbi, Ceyhuni, Remzi, Nazi, Kemali, gibi birçok isim vardır.

-XX. yüzyılın belli başlı mensupları Mevlid İhsani, Nuri Çıraği, Hüseyin Çırakman, Aşık Ali Gürbüz, Erol Ergani, Mustafa Aydın, Kemal Demir, Kul Nuri, İhsan Yavuzer, Zakiri, Rahimi, Zeki Erdal, Şemsi Denizer, Gülhani, Ruhani, Rahmani, İmami gibi isimler ilk akla gelenlerdir.