Ünite 8: Araştırma Yöntemleri ve Süreci

Ünite 8: Araştırma Yöntemleri ve Süreci

Giriş

Modern coğrafyanın kabul edilmiş üç temel ilkesi söz konusudur. Bunlar: 1. Nedensellik, 2. Karşılaştırma, 3. Dağılış’tır.Emmanuel de Martonne’nin ifadesi ile coğrafyanın üç prensibi 1. Teşmil (dağılış) 2. Koordinasyon (kıyaslama) 3. İlliyet(nedensellik)’tir.

Coğrafya çalışmalarında takip edilmesi gereken metot ve ilkeler ile ilgili olarak en son hazırlanan kitaplarda bile bu konu hakkında bir birlik oluşmamıştır. Bunlar arasından bir tercih yapmak gerekirse, Martonne’nin yıllar önce belirttiği ve günümüzde çoğunlukla kabul edilen üç temel coğrafya ilkesini kabul etmek en doğru çözüm gibi görünmektedir.

Araştırma Yöntemleri

Tarihi coğrafya alanında yapılan çalışmalara bakıldığında her araştırmacı kendine göre en iyi yöntemi açıklamaya çalışmış ve metodolojik bilgiler aktarmışlardır. Konuya metot açısından yaklaşan önemli isimlerden birisi de Jaeger’dir. Kendisi tarihi coğrafya çalışmalarında uygulanacak metotları altı gruba ayırmıştır. Bunlar:

1. Kademeli gelişim (perspektif) metodu: Perspektif kelime anlamı olarak “ilerleme, gelişme” demektir ve tarihi coğrafya araştırmalarında ilerleme daha çok geriye yönelik bir ilerlemeyi ifade etmektedir.

2. İndirgeme (reduktif) metodu: Tarihi coğrafya araştırmalarında “geçmiş” araştırıldığına göre en önemli husus da geçmişin nasıl araştırılıp ortaya konulacağı meselesidir. Genel hatlarıyla düşünüldüğünde indirgeme metodu içerisinde kalmak kaydıyla, birbirine yakın ama amaçları farklı iki yöntem bulunmaktadır. Bunlar:

· “Geçmişi ele alan” yani retrospektif yöntem; ele alınan sahanın coğrafi manzarasını geçmişten hareketle açıklamaya çalışır.

· “Geriye giden”, yani retrogresif yöntem; incelenen bölgenin bugünkü durumu hareket noktası olarak seçilir ve adım adım geriye gidilerek tarihi bölgenin coğrafi çerçevesi oluşturulur.

3. Tipolojik metot: Bu yöntem, bilinen bölgesel gelişim aşamalarının önemli şekillerini belirleyen araştırmaya dayanır.

4. Karşılaştırma (komparative) metodu: İyi gözlenebilen, eskinin korunmuş olduğu bir alandaki inceleme sonuçlarını, başka bir alanda aynı tiplerin araştırılmasında kaynak olarak kullanmak mümkündür.

5. Enine ve boyuna kesitlerle tetkik metodu: Bu metot grubu alandaki incelemelerin bilimsel ifadesinin yapılmasıdır.

6. Formal ve fonksiyonel tetkik metodu: Genetik inceleme şekli, tarihi coğrafyada formal ve fonksiyonel yöntemden önce gelir.

Araştırma Süreci

Türkçe sözlükte süreç, “aralarında birlik olan belli bir düzen veya zaman içinde tekrarlanan, ilerleyen, gelişen olay veya hareketler dizisi, vetire, proses” şeklinde tanımlanmakta; başka kaynaklarda ise bir şeyin yapılış, üretiliş biçimini oluşturan sürekli işlemler, eylemler dizisi olarak ifade edilmektedir. Süreç olguların ya da olayların, belli bir taslağa uygun bir şekilde ve belli bir sonuca götürecek şekilde düzenlenmesi, art arda sıralanmasıdır.

Bilimsel bir araştırma neden, niçin, nasıl, ne zaman ve nerede sorularına cevap vermek ve sonuçta topluma ve bilime yönelik faydalı ürünler/bilgiler ortaya çıkarmak amacıyla yürütülen bir bilgi üretim sürecidir.

Tarihi coğrafya araştırma süreci ancak belirli aşamalardan geçerek tamamlanabilir. Bunlar:

· Araştırma sorusunun belirlenmesi

· Literatür taraması

· Hipotezlerin belirlenmesi

· Veri toplama

· Araştırma yönteminin belirlenmesi

· Analiz

· Sentez

· Değerlendirme

· Yazım

Araştırma sırasında genel hatlarıyla verilen bu sıralama takip edilebileceği gibi, bunun katı bir kural olarak da algılanmaması gerekir. Çünkü bu sıralama araştırmacının tarzına, amaca, zamana, imkânlara ve çalışılan konunun özelliğine göre değişebilir. Ancak bir tarihi coğrafya araştırma sürecinde söz konusu aşamalar mutlaka gerçekleştirilmelidir. Diğer bir ifadeyle bir tarihi coğrafya çalışması ancak bu aşamaların hepsini gerçekleştirilmesi ile tamamlanabilir.

1. Araştırma Sorusunun Belirlenmesi

Bir çalışmada konu belirlendikten sonra öncelikli olarak yapılması gereken “araştırma sorusunun” belirlenmesidir. Bilimsel araştırmanın en önemli amacı, yapılacak araştırma ile yeni bir yöntem bulmak veya bilinen bir yöntemi yeni bir sahada uygulayarak “mevcut bir problemi” çözmektir. Böylece araştırma sonucunda ortaya çıkan ürün bir fayda sağlayacaktır.

Önemli bir husus da hangi konu nerede çalışılırsa çalışılsın, araştırmanın niteliği, amacı, zaman, teknik ve mali kaynaklarına bağlı olarak ‘araştırmanın zamanı/ dönemide çok iyi belirlenmeli ve araştırılan konunun, yeri/sahasında olduğu gibi başlangıcı ve sonu çok iyi sınırlanmalıdır. Çünkü aynı kavramın erken tarihlerde taşıdığı anlam ile geç tarihlerde taşıdığı anlam birbirinden çok farklı olabilmektedir.

2. Literatür Taraması

İlk olarak klasik usulde kitap ve makale taraması yapılabilir. Birçok ülkede geçmiş tarihi çalışmalar ve bibliyografik kaynakların büyük kısmı henüz web ortamına giremediğinden ilk adım klasik usulde olmalıdır. Bunlar arasında bir tarihi coğrafya çalışmasında tarih, coğrafya gibi temel konuların bibliyografya eserleri başvurulacak ilk kaynaklar olmalıdır. Bu şekilde özel amaçlar için hazırlanmış bibliyografya eserlerinden sonra, genel bir kitap taraması için “Türkiye Bibliyografyası” ve makaleler için de “Türkiye Makaleler Bibliyografyası”nı kullanmak iyi bir yol sayılabilir. Konuya göre olmak koşulu ile bazı durumlarda daha önce yayımlanmış olan bibliyografya eserlerine de bakılabilir.

Tarihi coğrafya araştırması için Devlet Arşivleri Genel Müdürlüğü, Milli Kütüphane ve Kültür Bakanlığı tarafından yayımlanan bibliyografya ve yazma katalogları mutlaka görülmelidir. Ayrıca, 1906 yılından itibaren yayınlanmış İslam ve Türk tarih, dil, edebiyat ve diğer konularla ilgili makalelerin toplandığı “Index Islamicus” ile 1975 yılından itibaren yayına başlanan “TurkologischerAnzeiger”in mutlaka görülmesi ve kullanılması gerekir. Ayrıca artık klasik duruma gelmiş bu taramadan sonra, gelişen teknolojinin getirdiği en önemli kolaylıklardan biri olan “internet ” kullanılmalıdır.

3. Hipotezlerin Belirlenmesi

Her araştırmada mutlaka hipotez yazılmasının gerekmediği belirtilmelidir. Mevcut durumun ortaya konulması amacıyla yapılan betimleyici (descriptive) ve nitel araştırmalarda hipotez kurulmamaktadır. Nedensel, ilişkisel veya deneysel araştırmalarda ise hipotezlere yer verilmelidir. Hipotez, araştırmanın olası sonuçlarına ilişkin bir tahmin ifadesidir. Hipotezlerin amaçlarla tutarlı olması, test edilebilecek ve ölçülebilecek biçimde hazırlanması ve analizlerde kullanılacak tüm değişkenleri içermesi gerekir. Eğer araştırma problemi test edilebilecek nitelikte ise mutlaka hipotez yazılmalıdır. Doğru olarak yapılandırılmış hipotezler, hangi istatistiksel analiz yönteminin kullanılacağı, değişkenlerin hangisinin bağımlı ve bağımsız olacağı ve analizlere nasıl katılacakları konusunda yön göstericidir. Hipotezlerin doğruluğunun beklenmesi çalışmada yanlılığa sebep olur, bu sebeple çalışmalarda, istatistiksel testlerin sonucunda anlamlı ya da anlamsız çıkan tüm hipotezlere yer verilmelidir. Bazı çalışmalarda istatistiksel olarak anlamlı çıkmadığı gerekçesiyle hipotezlere yer verilmediği tespit edilmiştir. Bazı çalışmalarda ise istatistiksel testler yapılmış olmasına rağmen bu testlere yönelik hipotezlerin, çalışmalarda yer almadığı görülmüştür.

4. Veri toplama

Genel olarak bakıldığında tarihi coğrafya araştırmalarında araştırmacı kullanacağı veriyi arşivden, kütüphaneden, müzeden, araziden, haritalardan, tıpkıbasım ve çeviri birinci elden kaynak eserlerden, yayınlanmış olan çeşitli araştırmalardan ve son olarak internetten yararlanarak toplayabilir.

· Birinci Elden Kaynaklar:Araştırmacılara daha meşru kayıtlar olarak görünür. Bunlar araştırmacıya, tarihi bir olay veya dönem esnasında gerçekte ne olduğuna dair doğrudan bilgi verebilir.

· İkinci Elden Kaynaklar:Birinci elden kaynaklar üzerine yorum ve değerlendirme yapılan eserlerden diğer bir ifadeyle orijinal kaynakların derlenmesiyle oluşur.

5. Araştırma Yöntemini Belirlenmesi

Araştırma yöntemi, “nasıl” sorusuna cevap verir ve bir araştırmanın amacına uygun hazırlanmış araştırma planını ifade eder. Araştırma yöntemi, araştırmanın amacını gerçekleştirebilmek için kullandığı genel yaklaşımdır. Tarihi coğrafya çalışmalarında en çok kullanılan araştırma türleri:

· Tarihi Araştırma:Toplumsal olayların geçmişteki durumunu incelemeye yönelik araştırmalardır. Çalışma, yazılı belgeler ve kalıntılar üzerinden yürütülür; araştırmacı, konuyla ilgili olarak bulabildiği her türlü istatistiksel veri, bilgi ve arşiv belgesi gibi yazılı kaynaklarla; eşya, alet ve kalıntıları toplar ve değerlendirir.

· Saha Araştırması:Saha/arazi araştırması, uygulama amaçlı bir dizi değişmez teknikten çok araştırmaya bir yönelimdir. Saha araştırmasında araştırmacı, bilgi edinmek için çeşitli yöntemler kullanır. Schatzman ve Strauss’un (1973) belirttiği gibi “saha yöntemi, arzu edilen bilgileri edinmek ve bu bilgiler hakkında düşünme süreçleri için her türlü tekniğin kullanılabileceği bir şemsiye gibidir”.

Bir saha araştırması şu basamaklardan oluşur:

1. Kendini hazırlama, literatürü okuma ve odaksızlaşma (önceden yerleşmiş fikirlerden zihni temizleme),

2. Bir saha belirleme ve oraya ulaşım sağlama,

3. Sahaya giriş ve (eğer grup halinde çalışılıyorsa) üyelerle toplumsal ilişkiler kurma,

4. Toplumsal bir rol belirleme, püf noktalarını öğrenme ve üyelerle geçinme,

5. İzleme, dinleme ve nitel veriler toplama,

6. Verileri analiz etmeye, taslak hipotezler üretmeye ve değerlendirmeye başlama,

7. Ortamın belirli yönlerine odaklanma ve kuramsal örneklem kullanma,

8. Üye bilgi kaynaklarıyla saha görüşmelerinin yürütülmesi,

9. Bağlantıyı kesme ve ortamı fiziksel olarak terk etme,

10. Analizlerin tamamlanması ve araştırma raporunun yazılması.

6. Analiz, Sentez ve Değerlendirme

Tarihi coğrafya çalışmalarında analiz, sentez ve değerlendirmenin sağlıklı bir şekilde yapılabilmesi için, öncelikle bütün kaynaklardan elde edilen verilerin mekân üzerinde bir zemine oturtulması, yani “yerleşmelerin lokalizasyonu” işleminin yapılması ve arkasından da araştırmaya konu olan mekânda dağılışının gösterile- bilmesi için “haritaların hazırlanması” gerekir. Ancak bunlar gerçekleştirildikten sonra analiz ve sentez yapılabilir ki bu da diğer bütün bilimlerde olduğu üzere tablo, grafik ve metin verilerinin hep birlikte değerlendirilmesiyle olasıdır.

· Yerleşmelerin Lokalizasyonları:Lokasyon coğrafyada başta gelen “nerede ?” sorusuna cevap verir. İncelenmekte olan “olay”ın olduğu kadar, bir mekânın analizinde de her şeyden önce, “yer”in bilinmesi gereklidir. Lokasyon ya da lokasyonların belirlenmesi mekânsal dokunun anlaşılmasında çok önemli yeri olan dağılışın ortaya konulmasını mümkün kılar. Lokasyonun coğrafi açıdan değerlendirilmesi için “yer”in“sit ve situasyonu”nun belirlenmesi gerekir. Sit herhangi bir olayın, unsurun bulunduğu nokta, yerdir. Bu bir tepe, bir yarımada, kıyı, dağ eteği gibi topografik bir unsur olabileceği gibi, bir şehirde örneğin, belirli bir meydan cadde ya da bu yapay ortam unsurlarının kenarları da olabilir. Situasyon ise (ki buna coğrafi mevkii de denilebilir) incelenecek alanın yerinin öteki yerlere, çevreye göre durumudur. Kuşkusuz, inceleme bir olay üzerinde ise bu durumda olayın yer aldığı yerin situasyonu söz konusudur.

· Tablo ve Grafiklerin Hazırlanması: Tablo hazırlarken dikkat edilmesi gereken önemli noktalar şunlardır:

1. Her tablonun başlığı olmalı, başlık tabloyu tanımlayıcı ve kısa olmalıdır. Tablo başlığında; tablo numarası, verilerin nereden/kimden alındığı (neye ait olduğu), değişkenler, verilerin değerlendirme şekli (ortalama dağılım gibi) olmalıdır.

2. Tablonun başlığı genelde tablonun üstünde olur. Tablo numarası verilirken birer birer sıra numarası verildiği gibi, istenirse bölüm numarası yanında sıra numarası da verilebilir.

3. Rakamların basamakları alt alta gelmelidir. Yüzdelerin kesir basamakları aynı sayıda ve alt alta gelmelidir.

4. Kolon ve satırların başlıkları anlaşılır olmalıdır. Alt grupların baş kısmı boş bırakılmamalıdır.

5. Tablo çok karışık, okuyucuyu sıkacak biçimde olmamalıdır.

6. Tablolar bir sayfaya sığabilecek uzunluktaysa bölünmemelidir.

· Haritaların Hazırlanması:**“Mekanın bir düzlem üzerinde gösterilmesi” hep coğrafyanın özünü oluşturmuş; ilk ortaya çıktığından beri harita, insanın Dünya’yı nasıl gördüğünü yansıtan ve bu görüşü biçimlendiren güçlü bir metafor-mecaz olmayı sürdürmüştür. Daha ilk zamanlardan beri insanların elde ettiği coğrafi veri ve bilgilerin toplanıp, gösterildiği başlıca kayıtlar haritalar olmuştur.

Tarihi coğrafya araştırmalarında çok fazla kayıt çeşidinin getirdiği özel bakış açısı kendini “dağılış” haritalarının hazırlanmasına yönlendirmiştir. Dolayısıyla kaynaklardan derlenen tarihi verilerin haritalanmasının birçok çalışmanın ana unsurunu oluşturmuş olması sürpriz değildir. Açıkçası 1950 ve 1960’larda tarihi coğrafyacılar dağılış haritalarının oluşturulmasını, veri kaynaklarının kullanılmasının asıl manası olarak görmüşlerdir.

Tahrir defterleri ve bunları esas alan çalışmalardan çıkan sonuca göre Osmanlı Devleti, idari sınırları belirlerken dağlar, tepeler, akarsular gibi “doğal unsurlara” yani, genellikle akar-bakara/su bölümü çizgilerine dikkat etmiş, böylece idari sınırların oldukça uzun ömürlü olmasını sağlamıştır. En büyük idari ünite eyalet ve sancakların sınırları siyasi ve idari gerekçelerle sıklıkla değişmesine rağmen kaza ve özellikle nahiyelerin sınırları pek değişmemiş, hatta bunlardan çoğu hemen hemen aynı sınırlarını günümüze kadar korumuşlardır.

7. Yazım Aşaması

Bir araştırmacının öncelikle hakkında yazacağı bir şey/şeyler olmalıdır. Ancak kaleme alınacak malzeme fazla ise düzenlemek elzemdir. Yazıyı düzenlemenin en temel yolu taslak hazırlamaktır. Neuman’agore taslaklar:

1. Fikirlerin sıraya konmasına,

2. Birbirleriyle bağlantılı fikirlerin bir araya getirilmesine,

3. Daha genel ya da daha yüksek düzeydeki fikirlerin daha özgül fikirlerden, özgül fikirlerin de özgül ayrıntılardan ayrılmasına yardımcı olur.

Dipnotlar anlamı belli oranda tamamlayıp güvenilirliğini pekiştirmesi açısından yazının en az diğer kısımları kadar önemlidirler. Bu nedenle araştırmacı neyi, ne zaman dipnot olarak kullanacağının bilincinde olmalıdır. Bilgilerinizin kaynağını verirken “dikkatli bir okuyucu tarafından merak edilebileceğini düşündüğümüz her yerde dipnot kullanmak iyi bir kuraldır” yolunu takip etmek akıllıca olacaktır. Unutulmamalıdır ki, yeni bir konu, bilinen bir konudan daha çok dipnot gerektirir.

Bilimsel araştırma metodolojisi ile ilgili bir esere göre, hazırlanan araştırmaların yazım aşamasında en fazla ve yaygın olarak yapılan hataları şu başlıklar altında toplamak mümkündür:

1. Özel terimler,

2. Muğlak sözcükler,

3. Yeni üretilmiş sözcükler,

4. Yanlış kullanılmış teknik terimler,

5. Farkları iyi belirleyememek,

6. Sözcükleri uygunsuz kullanmak,

7. Çarpıtılmış deyimler,

8. Hatalı ilgeç kullanımı,

9. Yanlış kullanılmış fiiller,

10. Hatalı cümle kurmak.