Ünite 4: Araştırma Modelleri

Araştırma Modelleri

Araştırma modellerini incelemeden önce paradigma, model ve desen gibi bazı önemli terimlerin tanımlanması gerekir. Paradigma; olay ve olgulara kapsamlı bir bakış açısı sağlayan, belirli bir gerçekliğin, paylaşılan kuram ve yaklaşımlarla anlaşılmasını kolaylaştıran kuramsal ya da düşünsel çerçevedir. Model; belli bir gerçekliği temsil eden yapıdır. Desen; işlevsel uygulamalar için kullanıcı ile ürün arasındaki etkileşimi yapılandıran somutlaştırılmış bir durum, etkinlik ya da süreçtir. Bilimsel çalışmalarda desenler modellere dayanır, modeller de paradigmalardan kaynaklanır.

Bilimsel Gelişme ve Paradigma Değişimi

Bilim yaygın olarak, “gerçeği kanıtlara dayalı olarak belirli bir sistematik içinde arama yöntemi ve bu yolla üretilen bilgiler bütünü” olarak tanımlanabilir. Bu tanım bilimsel gelişmenin belirli kurallar dahilinde elde edilmesi, düzenlenmesi ve birikimsel olarak gelişmesini ifade eder. Bilimsel gelişme içinde gerçekleştiği toplumun yapısı ve değerlerinden bağımsız olarak gerçekleşmemektedir. Bu anlamda Auguste Comte bilimin gelişim dönemleri ile toplumun gelişme dönemleri arasında paralellik olduğunu ileri sürmüştür. Bilimsel gelişime evrimci bir bakış açısıyla yaklaşan Comte, söz konusu ilerlemeyi üç hal yasası olarak adlandırdığı sınıflamaya göre değerlendirir. Buna göre tarih, toplum ve bilim tanrıbilimsel çağdan, metafizik çağa, oradan da pozitivist yani bilimsel çağa doğru bir ilerleme sergiler.

Pozitivizmin doğrulanabilirdik ilkesine karşı yanlışlanabilirlik ilkesini ortaya atan Karl Popper’a göre bilimsel ilerleme, bilimsel doğruların biriktirilmesiyle değil yanlış bilgilerin ayıklanmasıyla gerçekleşebilir ki Popper buna ‘anomali’ adını verir. Popper’a göre gerçek bilimsel ilerleme yalnızca yanlışların veya anomalilerin dikkate alınmasıyla oluşturulacak yeni kuramlar sayesinde sağlanabilir. Dolayısıyla bilimselliğin temel ölçütü doğrulanabilirlik değil sınanma ve yanlışlanabilirlik olmalıdır.

Pozitivist görüşü benimsemekle birlikte, Comte’un bilimsel bilginin doğrusal ve birikimsel bir ilerleme gösterdiği anlayışına karşı çıkan Thomas Kuhn paradigma değişimi kavramını ortaya atar. Kuhn bilimsel ilerlemeyi bilim öncesi, normal bilim, bunalım-devrim ve yeni bunalım-devrim şeklinde dönemlere ayırmıştır. Buna göre başlangıç noktası olan bilim öncesi dönem düzenlilikten yoksun fikirler, kuramlar, tartışmalar ve açıklamaları kapsamakla birlikte bu dönemde düzensiz etkinlikler paradigma yoluyla düzenli ve tutarlı bir yapıya dönüştürülür. Normal bilim dönemi önceki bilimsel araştırmalar sonucu varılan uzlaşı dönemidir. Bu uzlaşı, sorunları anlatmaya ve çözmeye yardımcı oluyorsa paradigma adını almaktadır. Paradigma, belirli bir gerçekliğin, paylaşılan kuram ve yaklaşımlarla anlaşılmasını kolaylaştıran kuramsal ya da düşünsel çerçeve olarak tanımlanabilir. Bu yönüyle bakıldığında, bilimsel araştırma, bilinmeyeni bulma çabasından çok paradigma olarak adlandırılan düşünsel çerçeve içindeki çabalar olarak görülmektedir. Zamanla paradigmada öngörülemeyen bazı eksiklikler ortaya çıkmaya başlamaktadır ki Kuhn bu durumu “anomali” olarak adlandırmaktadır. Anomalilerin artması ve ilgili paradigma ışığında olguların açıklanamaması durumunda normal bilimde bir gerilim oluşmakta ve ortaya çıkan bu yeni döneme bunalım, darboğaz ya da devrim dönemi adı verilmektedir. Bu dönemde geliştirilen yeni yaklaşım, var olan paradigmayı destekliyorsa kuram; kökten bir alternatif sunuyorsa paradigmadır. Bir kuramın paradigma olması; çok farklı bir bakış açısı getirmesi, yaygın paradigmanın yanlışlarını ortaya koyması ve yeni kuramlara ilişkin geniş bir bakış açısı sağlamasıyla ilişkilidir. Ortaya konan yeni paradigma çoğunluk tarafından kabul edildiğinde yeni normal bilim dönemine girilmektedir. Kuhn’a göre bilimsel ilerleme; birikimsellikle ve yavaş değişimlerle değil köklü dönüşüm, patlama ya da sıçramalarla gerçekleşmektedir. Bu duruma “paradigma değişimi” ya da “paradigma kayması” olarak adlandırılmaktadır. Zamanla yeni normal bilim döneminde de anomaliler görülmekte, yeni bunalımdevrim dönemi ortaya çıkmakta ve sonuçta yeni bir paradigma doğsa bile değişim döngüsü sürüp gitmektedir. Sonuç olarak Kuhn, bilimin ancak paradigma değişimleri yoluyla ilerleyebildiğini savunmaktadır.

19. yüzyıl başlarında metafiziğe karşı geliştirilen pozitivist bilim paradigması, bilgiye ancak nesnel ve görgül yolla ulaşılabileceği görüşünü benimsemiştir. Ancak uzun süre egemen olan bu yaklaşımın zamanla bazı eksiklikleri ortaya çıkmıştır. Pozitivizme yöneltilen sosyal bilimlerdeki her olayın doğa kanunları gibi açıklanamayacağı ve tüm değişkenlerin öngörülemeyeceği gibi eleştiriler post-pozitivist bilim paradigmasının doğmasını sağlamıştır. Daha sonra ise pozitivizmin ve onun ortaya çıkardığı ideolojinin eleştirisini yapan eleştirel paradigma insanların bilim yoluyla özgürleşmesi ve aydınlanmasını savunmaktadır.

Araştırma Paradigmaları

Günümüzde bilimsel yöntem, nicel ve nitel paradigmaların kullanılması ile ayrışmakla birlikte son yıllarda bu iki paradigmaya karma paradigma da eklenmiştir. Bir araştırmada hangi paradigmanın temel alınacağı epistemolojik ve yöntemsel nedenlerden dolayı sorunun yapısı, kuramsal temeli, amaç, ölçüm yöntemi, veri çözümlemesi, araştırmacının konumu, öznellik-nesnellik boyutları, sonuçların genellenmesi, güvenirlik-geçerlik, araştırmanın derin ya da geniş olması, gerçeğin yapısına ilişkin çeşitli görüşler gibi çok sayıda değişkene bağlıdır. Nicel ve nitel paradigma epistemolojik ve yöntemsel açıdan farklılaşmaktadır. Bu anlamda nicel ve nitel paradigmaların temel özelliklerini anlamak önemlidir.

Buna göre nicel araştırmanın temel özellikleri şunlardır:

  • Temeli pozitivist düşünceye dayanmaktadır
  • Gerçek tek ve kesindir. Gerçeklik bireyin dışında ve bireyden bağımsızdır.
  • Nesneldir
  • Görgül yani empiriktir.
  • Tümdengelimci bir yaklaşımı benimsemektedir.
  • İndirgemecidir
  • Olguya ilişkin “ne kadar, ne ölçüde, ne sıklıkta” gibi sorulara yanıt aramaktadır.
  • Amacı genellemeler yapmaktır
  • Başta belirlenen yönteme bağlı kalınmaktadır
  • Kapsamlı bir alanyazın taraması gerektirir.
  • Araştırma sorunu net olarak tanımlanmalıdır.
  • Birçok değişken tam olarak kontrol edilemediğinden varsayımlar yapılmaktadır.
  • Örneklem sayısının büyük olması, örneklemin evreni temsil etmesi ve yansız örnekleme yapılması tercih edilmektedir
  • Sayısal veriler toplanmakta, veri çözümlemesinde uygun istatistiksel yöntemler kullanılmaktadır
  • Tersi kanıtlanıncaya kadar kesin olduğu varsayılan sonuçlara ulaşılır.
  • Formal/dışsal bir dil kullanılır
  • Gözlemlenebilen davranışlar ön plandadır
  • İnsan davranışları düzenli, tutarlı ve yordanabilir olarak görülmektedir

Nitel araştırmanın temel özellikleri ise şunlardır:

  • Temelini post-pozitivist düşünce oluşturmaktadır.
  • Gerçek görelidir gerçeklik bireyin katılımıyla oluşturulur
  • Özneldir
  • Araştırma doğal ortamda gerçekleştirilir
  • Tümevarımcı bir yaklaşım benimsenmektedir. Buna göre bütün parçaların toplamı değildir
  • “Niçin ve nasıl” sorularına yanıt aramaktadır
  • Amacı bir olgunun ya da az bilinen bir sorunun derinlemesine incelenmesi ve anlaşılmasının sağlanmasıdır.
  • Değişkenlerin kontrolü için açıklamaları yapılmalıdır
  • Amaçlı örnekleme yapılır
  • Verilerin toplanmasında daha çok belgeler, sözel açıklamaları, görüntüler vb. kullanılmakla birlikte belge inceleme, içerik çözümlemesi, örnek olay çalışması ve söylem çözümlemesi gibi yöntemler ağırlıklıdır.
  • Doğruluğun, geçerliğin ve güvenirliğin değerlendirilmesi farklıdır.
  • İnformal/kişisel bir dil kullanılır.
  • Anlamlar ön plandadır,
  • İnsan davranışlarının içinde bulunan bağlama ve kültüre göre farklılık gösterdiği varsayılır.

Nicel Araştırma Modelleri

Araştırma açısından model, bir bütünün genel hatlarıyla çerçevelenmiş özetidir. Modeller simgesel, uyuşum ve benzeşim şeklinde olabilir. Araştırma modeli bir araştırmanın yöntemsel boyutlarını kendiliğinden anlamayı kolaylaştırmaktadır. Yani araştırma modeli sayesinde araştırmacı kendi araştırmasında nasıl bir yol izleyeceğini belirler. Araştırmanın amacına ulaşması için doğru modeli seçmek çok önemlidir. Araştırmacının benimsediği bilgi kuramı ve yöntemsel yeterliliği modellerin seçiminde etkilidir. Bir araştırmacının yapacağı çalışmada hangi modeli kullanacağı araştırma sorununun yapısıyla ilişkilidir. Eğer sayısal kanıtlar gerekiyorsa ve evrene ilişkin genellemeler yapılmak isteniyorsa nicel paradigmaya dayalı modeller seçilmeli; öte yandan, öznel ve sözel verilerden hareket edilecekse nitel paradigmaya dayalı modeller tercih edilmelidir. Nicel araştırmalarda kullanılan modeller genel olarak tarama ve deneme modelleri altında sınıflandırılabilir.

Tarama modelleri ve desenleri: Tarama modelleri genel olarak var olan durumu ya da gerçekliği olduğu gibi araştırıp açıklamayı hedeflemektedir. Tarama modelleri kendi içinde “genel tarama modelleri” ve “örnek olay tarama modelleri” olarak ayrışmaktadır. Genel tarama modelleri, örnekleme yoluyla evren hakkında kestirimlerde bulunma ve genellemeler yapma amacını gütmektedir. Genel tarama modelleri de kendi içinde “tekil tarama modeli”ve “ilişkisel tarama modeli” olmak üzere iki grupta incelenebilir. Örnekolay tarama modelleri, belirli bir olguya ilişkin ayrıntıları betimleme yapmak amacıyla kullanılır. Buna “durum çalışması” da denilmektedir. Örnekolay tarama modelleri hem nicel hem de nitel araştırmalarda başarıyla kullanılabilmektedir. Bu tarama modelinde yürütülen araştırmalar bazen “betimleyici araştırma” olarak da anılmaktadır. Nedensel karşılaştırmalı Model ile genelde bağımlı değişkeni meydana getiren olası değişkenlerin belirlenmesi amaçlanmaktadır. Bu model aslında tarama modeli ile deneme modeli arasında bir yerde durmaktadır. Bu modelin adındaki “nedensel” sözcüğü, başlangıçtaki bu farklılığı ifade eder; “karşılaştırma” sözcüğü ise sonuçta gözlenen farkı konu alır.

Deneme modelleri ve desenleri: Deneme modellerinde çoğu zaman bağımsız değişken manipule edilerek neden sonuç ilişkisi araştırılır. Bu modeller genellikle değişkenler arasındaki nedensellik ilişiklerinin belirlenmesinde kullanılır. Deneme modelleri, laboratuvar koşullarında ya da kontrollü ortamlarda gerçekleştirilir. Bu modeldeki araştırmalar araştırmadaki faktör sayısına göre ikiye ayrılır. Tek faktörlü desenler yalnızca bir bağımlı değişkenin bağımsız değişkene olan etkisinin araştırıldığı desenlerdir. Çok faktörlü desenler deneme modelindeki araştırmalar; deneme öncesi modeller , gerçek deneysel modeller ve yarı deneme modelleri olarak üç grupta incelenmektedir: deneme öncesi modeller nedensellik ilişkilerini sorgulamayı amaçlamaktadır. Tek grup-son test deseni ile gerçekleştirilen araştırmalarda yalnızca bir gruba uygulama yapılıp etkisi ölçülür. Gerçek Deneysel Modellerde denekler gruplara yansız (random) olarak atanır. Öntest ve sontest kontrol gruplu modelde yansız örneklemeyle belirlenmiş iki grubun deney öncesi ve deney sonrası değerleri ölçülerek karşılaştırılır. Yarı Deneme Modelleri grupların yansız olarak oluşturulamadığı ya da deney ortamının tam anlamıyla kontrol edilemediği durumlarda kullanılır. Bu model, kontrol grubu ve deneysel grupların rastgele seçilemediği durumlarda kullanılmaktadır. Tek Denekli Modeller , genellikle grup çok kısıtlı olduğunda, tek kişi ya da tek gruptan oluştuğunda kullanılmaktadır. Deneğin ya da grubun özelliği nedeniyle aslında çok özel ve benzersiz bir durum vardır.

Nitel Araştırma Yöntemleri

Nitel araştırmalarda yaygın olarak kullanılan modellerin başında örnekolay incelemeleri, alan çalışmalar›, fenomenolojik çözümlemeler, etnografik gözlemler, tarihsel araştırmalar, dayanaklı kuram (grounded theory) ve eylem araştırmaları gelmektedir.

Fenomenolojik çözümleme : “Olgubilim” ya da “görüngübilim” olarak da adlandırılan fenomenolojik modelde algılar, duygular gibi olgulara odaklanarak özü görmek, sezmek hedeflenmektedir. Fenomenolojinin ana varsayımı yalnızca deneyimlerle yaşananların bilinebileceğidir. Olgu, duyularla algılanabilien şeydir. Felsefede somut algılanabilir, denenebilir nesne demektir.

Etnografik inceleme : Etnografik model, insan davranışlarının kökenlerini inceleyen antropoloji alanında gelişmiş olup bireyin davranışlarının ait olduğu toplumsal ortamda gözlemlenmesini gerektirmektedir. Bu modele “kültür çözümlemesi” de denilmektedir. Bu model kullanılarak gerçekleştirilen araştırmalarda veri toplama aracı araştırmacının kendisi olup farklı veri kaynakları ve veri toplama yöntemleri kullanılmaktadır. Bu nedenle araştırmacının konumu dolayısıyla nesnellik tartışmalı bir alandır.

Tarihsel araştırma : Genellikle tarihçiler tarafından kullanılan bu yöntem, bir olayın önceki dönemlerle ilişkisinin araştırılmasında ya da önceki dönemlerde olan bir olayın şimdiki olaylara etkisinin incelenmesinde kullanılmaktadır. Bu bağlamda tarihsel araştırmalarda izlenecek yaklaşım, incelenen olayın niteliğine bağlıdır.

Dayanaklı Kuram : Nitel bir araştırma sürecinde toplanan verilerden ortaya çıkan kuramdır. Bu modeli temel alan çalışmalarda araştırmacılar topladıkları verilerden kuram geliştirebilmektedir. Araştırmada kullanılan kuramların yeterli olmadığı durumda verilerin içinden kuram üretilmektedir. Dayanaklı kuram kullanarak sistematik, özgün ve oluşturmacı desenlerde araştırma yapılabilir. toplanan veriler sürekli değerlendirilir. Dayanaklı kuram nitel bir araştırma sürecinde toplanan verilerden ortaya çıkan kuramdır.

Eylem Araştırması : Uygulamada yaşanan sorunlara etkin çözümler üretmek amacıyla uygulayıcıların kendi başlarına ya da araştırmacıların yardımıyla uygulama sürecini incelemelerine dayanır. Bu modelde süreç odaklı bir yaklaşım egemendir. Bir eylem araştırmasının durumsallık, işbirliğine dayalılık, katılımcılık ve kendini değerlendiricilik gibi boyutları vardır. Durumsallık, sorunun belirli bir bağlamda çözümüyle ilişkilidir.

İşbirliğine dayalı olma , sorunun etkileşimli olarak araştırmacı ve katılımcılar tarafından birlikte çözümünü işaret etmektedir. Katılımcılık sorunla ilgili olan katılımcıların sorunun çözümünde etkin rol almalarını vurgulamaktadır. Kendini değerlendirme ise araştırmanın esnek olması ve sürekli bir değerlendirme süreciyle olumlu/olumsuz yanlarının belirlenerek gerekli düzenlemelerin yapılmasını içermektedir.

Karma Araştırma Modelleri

Karma yaklaşıma dayalı araştırmalarda nicel ve nitel araştırma yöntemleri bir arada kullanılarak araştırılan gerçekliğe ilişkin daha sağlıklı ve çoğulcu verilere ulaşmak amaçlanmaktadır. Buna göre Nicel yöntemlerle gerçeğe ilişkin veriler toplanmakta, bunlara dayalı karşılaştırmalar yapılmakta, aralarındaki farklılıkların anlamlı olup olmadığı incelenirken; nitel yöntemler aracılığıyla da bağlamsal nitelikli veriler toplanmakta ve alternatif bakış açılarına dayalı yorumlardan yararlanılmakta böylece, nicel ve nitel yöntemler aynı araştırmada birbirini güçlendirecek biçimde kullanılmaktadır. Karma yaklaşıma dayalı araştırmalar kendi içinde ikiye ayrılır. Bunlar yaygın olarak eşzamanlı karma model ve eş zamansız karma model olarak adlandırılır. Eşzamanlı karma model yaklaşımı bazen “karma model” olarak da adlandırılmaktadır. Bu yaklaşıma dayanarak araştırma yapılırken araştırmanın belirli bir aşamasında hem nicel hem de nitel paradigmayı yansıtan yöntem ve tekniklerden yararlanılmaktadır. Başka bir deyişle, birbirini tamamlayacağı düşünülen yöntemler aynı aşamada birleştirilerek kullanılmaktadır. Eş zamansız karma model olarak bilinen yaklaşım ise “karma yöntem” olarak da anılmaktadır. Bu yaklaşıma dayalı araştırma yaparken araştırmanın bir aşamasında nicel, başka bir aşamasında nitel yöntemler kullanılmaktadır. Karma modelli ve karma yöntemli araştırmaların arasındaki temel fark, alternatif yöntemler kullanılarak gerçekleştirilen veri toplama sürecinin nasıl yürütüldüğüyle ilgilidir. Birincisinde farklı yöntemleri değişik zamanlarda kullanmak önemliyken ikincisinde eşzamanlı yararlanma söz konusudur.