Ünite 6: Arapça Kelimelerin Yapısı

Arapça Kelimelerin Tanınması

Arapça Kelimelerin Yapısı

Osmanlı Türkçesinde Arapça ve Farsça asıllı kelimeler bol miktarda kullanılmıştır. Osmanlı Türkçesinin doğru olarak okunup anlaşılması için Osmanlı Türkçesinde kullanılan bu Arapça ve Farsça unsur ve yapıların iyi kavranması gereklidir. Osmanlı Türkçesinde Arapça ve Farsçadan özellikle “isim” olarak değerlendirilen unsurlar alınmıştır. Arapça, dil grupları içerisinde tasrifli, yani cekimli (flexible= bükünlü) diller sınıfında yer alır. Bu tür dillerde kelimelerin anlamını değiştirmek için kökü kırarak başına, ortasına, sonuna birtakım fazladan sesler eklenir ve kelime yeni manalar kazanır.

Arapçada kelimeler üç kısma ayrılır:

  1. Fiil
  2. İsim
  3. Harf (Edat)
  • Özel isimler, cins isimleri, sayı isimleri ism-i camid grubuna girer.
  • Türemiş isimler ise masdarlar, ism-i fâ‘il, ism-i mef‘ûl, sıfat-ı müşebbehe, mübâlağa-i fâ‘il, ism-i tafdîl, ism-i zamân, ism-i mekân, ism-i âlet, ism-i tasgîr ve ism-i mensûb şeklinde gruplandırılır.
  • Bunlardan masdar, ism-i mekân, ism-i zamân, ism-i âlet, ism-i tasgîr türündeki kelimeler isimdir.
  • İsm-i fâ‘il, ism-i mef‘ûl, sıfat-ı müşebbehe, mübâlağa-i fâ‘il, ism-i tafdîl, ism-i mensûb türündeki kelimeler sıfattır.

Arapça Kelime Yapımı

Arapçada yeni kelimeler köke ek getirmek şeklinde değil, kökün başına, ortasına, sonuna birtakım ses ilaveleriyle oluşturulur. Kelimeler, çok az istisna dışında en az üç harften oluşur. Bu harflere “aslî harfler” denir. Kelimedeki kök harfleri bunlardan oluşur. Kelimenin anlamını değiştirmek için bu üç harfin dışında, kelimenin başına, ortasına, sonuna harfler ilave edilmesiyle kelime yeni anlamlar kazanır. Bu ilave edilecek harflere “zâid harfler” adı verilir. Harflerin kelimeye ilavesi belirli ölçülere göre olduğundan, eklenecek harfler de bellidir. Kelimeye ilave edilebilecek zaid harfler şunlardır:

  • Hemze, elif, te, sin, mim, nun, vav, he, ye.

Bu harfler, bulunduğu her kelimede zaid (ekleme) durumunda değildir. Kelime en az üç asli harften oluşmak zorundadır. Bu nedenle eğer kelimede bir veya iki kesin asli harf mevcut olup diğeri bu zaid harflerden oluşuyorsa, o zaman bu harfleri üçe tamamlayacak kadarı asli harf kabul edilir.

Zaid harflerin kelimelerde zaid olarak kullanıldığı yer ve durumlarla ilgili bazı genellemeler vardır. Zaid harflerin genel yapılarını şöyle sıralayabiliriz:

  • Hemze : Kelime başında zaiddir. Osmanlı Türkçesinde hemzenin şekli yazılmaz. Sadece elif’i gösterilir.
  • Elif : Kelimede (a) sesini karşılamak üzere kullanılır.
  • Te : Kelimenin başında, ortasında ve sonunda zaid olarak kullanılabilir. Zaid olup olmadığını anlamak için kelimedeki harf sayısına bakılmalıdır.
  • Sin : Bu harf sadece “ist-“ ve “must-“ harf grupları ile başlayan vezinlerdeki kelimelerde zaiddir.
  • Mim : Kelime başında iken zaiddir. Kelime ortasında ve sonunda bulunduğunda asli harf durumunda olur.
  • Nun : “in-“ ve “mun-“ harf grupları ile başlayan vezinlere giren kelimelerde ve sonu “-an” ile biten kelimelerde zaid olur.
  • Vav : Kelime icerisinde “uzun u” olarak okunduğunda çoğunlukla zaiddir.
  • He : Kelime sonunda “-e” ve “kapalı te” harfleri olarak kullanıldığında zaiddir.
  • Ye : uzun i (î) harfi durumunda kullanıldığında zaid olur. “Sessiz ye” harfi olduğu durumlarda kelimenin asli harfidir

Arapça Kelimelerin Vezni

Kökler belirli kalıplara girerek o kalıbın verdiği anlama kavuşur. Bu kalıplara “vezin” adı verilir. Arapçada bu vezinleri göstermek üzere kök harflere birer isim verilir. Kelimenin ilk asli harfine “fe” denir. İkinci asli harfi “ayn” ile gösterilir. Üçüncü asli harfine “lam” adı verilir. Kelime üçten fazla asli harfe sahipse, sonra gelen diğer asli harfler de yine “lam” harfi ile gösterilir.

Arapça Kelimelerin Vezinlerini Bulmak

Kelimelerin vezinlerini çıkarabilmek için öncelikle kelimenin asli harfleri belirlenir. Bunun için harflere sırasıyla bakılır. İlk asli harfinin yerine “fe”, ikinci asli harfinin yerine “ayn”, üçüncü asli harfinin yerine “lam” yazılır. Arada eğer varsa zaid harfler olduğu gibi alınır. Vezni bulunacak kelimenin harekeleri aynı düzen içerisinde vezne aktarılır. Bu şekilde ortaya çıkan kelime, verilen kelimenin veznidir.

Arapça İsimlerde Keyfiyet (MüenneslikMüzekkerelik)

Arapçada isimlerin erkek ve dişi olmak üzere ayrı kullanım şekilleri vardır. İsimlerin dişi için kullanılanına “müennes”, erkek için kullanılanına “müzekker” denilir. Kelimelerin erkek ve dişilik özellikleri tamlamalar için oldukça önemlidir.

Müenneslik Alâmetleri : Dişi kelimelerde dişilik alameti olmak üzere ya kelimenin sonunda “kapalı te” harfi, “kısa elif” veya “uzun elif” bulunur.

  • “Kapalı te” harfine “tâ-i merbûte” veya “tâ-i te’nîs” adı da verilir. Osmanlı Türkçesinde “kapalı te” şekli kullanılmaz. Onun yerine “açık te” harfi veya “ha-i resmiye” adı verilen şekli kullanılır.
  • İsimlerden başka, sonu “kapalı te” ile biten masdarlar da müennestir.
  • “Kısa elif”, kelime sonunda zaid olarak bulunup ye şeklinde yazılıp “a” sesiyle okunan eliftir. Buna “elif-i maksûre” adı verilir. Zaid elif-i maksure ile yazılan kelimeler müennes kabul edilir. Ancak elif-i maksure kelimenin asli harfi ise o zaman mü’enneslik alameti olarak kabul edilmez.
  • • İsm-i tafdil vezni olan “ef‘al” vezninin dişi şekli olan “fu‘la” vezninden olan kelimeler elif-i maksure ile yazılırlar.
  • “Elif-i memdûde” adı verilen uzun elif ile yazılan kelimeler de müennestir. Kelimenin sonundaki elif harfinden sonra hemze bulunur. Osmanlı Türkçesinde az kullanılır ve kullanılan kelimelerde hemze gösterilmez.
  • Renk ve bozukluk bildirmeye yarayan sıfat-ı müşebbehe vezni “ef‘al”in müennes hali olan “fa‘la” veznindeki kelimeler de bu şekildedir.

Ma‘nevî Müennesler : Kendilerinde herhangi bir müenneslik belirtisi bulunmayıp da müennes kabul edilen kelimelere “mü’ennes-i ma‘nevî” veya “i‘tibârî müennesler” adı verilir. Müennes kabul edilen kelimeler şu şekilde gruplandırılabilir:

  • Bütün kadın isimleri ve kadın cinsi ile ilgili kelimeler.
  • Ülke, şehir, kabile isimleri.
  • Harflere verilen isimler.
  • İnsan ve hayvanlarda, çift olarak bulunan organ isimleri.
  • Cem‘-i müzekker-i salim haricindeki bütün cem‘ler.
  • Gövdesinde ekleme harf bulunan bütün mücerred masdarlar ve bütün mezidünfih masdarlar.

Semâî Müennesler : Arapçada şekil ve mana bakımından herhangi bir müenneslik belirtisi ve özelliği taşımayan bazı kelimeler vardır. Müennes oldukları ancak işitilerek veya sözlüklerden öğrenilir. Bunlara “semâî müennesler” adı verilir. Altmış kadar isimden ibarettir. Bunların bir kısmı daima müennes kabul edilir. Bir kısım semai müennesler de bazen müennes, bazen müzekker olur.

Arapça Kelimelerde Çokluk

Arapça isimler sayı bakımından üç şekilde bulunur:

  1. Tekil. Buna “müfred” adı verilir.
  2. İkili. Buna “tesniye” denilir.
  3. Üç ve üçten fazla. Buna da “cem‘ ” denilir

Müfred olan kelimeler tekil nesneleri ifade eder. Tesniye ise kelimenin bahsettiği nesnenin iki tane olduğunu gösterir. Cem‘ ise kelimenin gösterdiği şeyin ikiden fazla olduğunu gösterir.

Tesniye : Arapçaya mahsus sayı durumunu bildiren çokluk şeklidir. Diğer dillerde iki ve ikiden fazla şey çoğul kabul edilir. Ancak Arapçada üç ve üçten fazlası çoğul kabul edilir. İkili çokluk için ayrı bir çoğaltma şekli uygulanır:

  • Bunun için kelimenin sonu üstünlü okunarak peşine “cezmli ye ile nun” harfleri getirilir. Osmanlı Türkçesinde sonu “kapalı te” ile bitip “ha-i resmiye” (-a, -e) şeklinde okunan kelimelerdeki okunmayan “te” harfi tesniye yapıldığında okunur.
  • Bundan başka bir de ardına “elif ve nun” (-an) getirilerek tesniye yapılır. Ancak Osmanlı Türkçesinde bu tesniye şekli pek fazla tercih edilmez.

Cem‘ (Çokluk) : Türkçede “-lar, -ler” ekiyle yapılan cem‘in (çokluk) Arapçada iki şekli vardır. Birincisi, tekil kelimenin sonuna ek getirmek suretiyle yapılan çokluklardır ki kıyasi olarak elde edilirler. Bu tür çokluklara “cem‘-i sâlim” adı verilir. Diğeri ise tekil kelimeye zaid harfler ilave edip kelimenin veznini değiştirmek suretiyle yapılır. Bu tür çokluklara “cem‘-i mükesser” adı verilir. Salim olan çoğulların müzekker ve müennes olmak üzere iki şekli vardır. Müzekker olanlarına “cem‘-i müzekker-i sâlim”, müennes olanlarına “cem‘-i mü’ennes-i sâlim” denir.

Cem‘-i Sâlim

Cem‘-i Müzekker-i Sâlim: Salim müzekker cem‘ler iki şekilde yapılır. Birincisi, tekil kelimenin sonuna “ye ile nun” (-in); diğeri ise “vav ile nun” (-un) getirilerek yapılır. Arapçada her ikisi de eşit olarak kullanılsa da “-in” getirilerek yapılan cem‘ şekli Osmanlı Türkçesinde daha yaygındır. Gösterdikleri husus insanlarla ilgili olan (zevi’lukûl) sıfatların çokluğu salim müzekker olarak yapılır.

Cem‘-i Müennes-i Sâlim: Arapçada dişilik belirtisi taşıyan gerçek müennes kelimeler ve sonunda “te” ve “-e” sesi bulunan gerçek olmayan müenneslerin çokluğuna “cem‘-i müennes-i sâlim” adı verilir. Salim müennes çokluk, tekil kelimedeki dişilik alameti kaldırıldıktan sonra kelimenin sonuna “elif ile te” harfleri (-at) getirilerek yapılır. Ekleme harf alan bazı sülasi mücerred masdarlar ve bütün mezidünfih masdarların çokluğu bu şekilde yapılır. Gösterdikleri husus insanlarla ilgili olmayan isim ve sıfatlar bu ek getirilerek çoğul yapılır. İsm-i mensubların çokluklarının yapılması da yine bu ek ile olur. İsm-i mensublar ile bazı sülasi mücerred masdarların çokluğu yapılırken “-at” eki getirilmeden önce bir “şeddeli ye” harfi eklenir.

Cem‘-i Mükesser: Tekil kelimenin veznini değiştirerek elde edilir. Hem müzekker hem de müenneslerden “cem‘-i mükesser” yapılabilir. Tekil kelimelerin hangi vezinde çoğul yapılabileceği konusunda herhangi bir kural yoktur. Bu nedenle semaidirler. Yani kelimenin hangi vezinde çokluk yapılacağı ancak işitilerek veya sözlük vasıtasıyla öğrenilebilir.

Arapçada pek çok vezni mevcuttur. Osmanlı Türkçesinde sık kullanılan vezinler şunlardır:

Fu‘ûl, ef‘âl, fi‘âl, efâ‘il, efâ‘îl, fu‘ala, fa‘ale, fa‘âlâ, ef‘ilâ’, ef‘ile, fu‘âl, fe‘âil, fevâ‘il, fevâ‘îl, fe‘âlil, fe‘âlîl, mefâ‘il, mefâ‘îl, tefâ‘îl, fi‘al, efâ‘ile, ef‘ul, fu‘al.