Ünite 3: Anonim Halk Şiiri

ANONİM HALK ŞİİRİNDE MANİ

Maninin oluşumu üzerine farklı görüşler bulunmaktadır.

  • Bazıları mana kelimesinden geldiğini söyler.
  • Kimileri man kelimesine –i eki getirilerek oluşturulduğunu öne sürer.(türkü kelimesi Türk kelimesinden türemiştir.)

Mani türünün konusu hakkında farklı görüşler bulunmaktadır.

  • Mani tarzı şiirler bir görüşe göre eski dönemlerde de var olmuştur hatta Türk şiirlerinin ilk örneklerindendir
  • Diğerleri İran rubailerinin Türk şiirini etkilemesi sonucu maninin oluştuğunu söylerler. Ancak sözlü gelenekte bu kadar yaygın olan nazım şeklinin doğrudan İran’dan alındığını söylemek doğru olmayacaktır.

Mani türündeki şiilere en yakın örnekler, Uygur döneminden kalma şiirlerde ve Divanü Lügati’t –Türk’te yer almaktadır. Günümüzdeki manilere benzeyen ilk şiirler 13.yüzyılda yaşayan Şeyyad Hamza’ya aittir.

Maninin Şekil/Yapı ve Tür Özellikleri

Kafiye düzeni: Bilinen kafiye düzeninde birinci, ikinci, dördüncü mısralar kendi arasında kafiyeli, üçüncü mısra ise kafiyesizdir. Bu düzene aaxa düzeni denir. Azda olsa abcb ya da aaaa kafiye düzenine de rastlanabilir.

Ölçü ve durak: Yedili hece düzeninde söylenirler. Dört, beş, altı, sekiz, on, on bir ve on dört heceli manilerde bulunur. Durak genellikle 4+3 bazen ise 3+4 ve 5+2 şeklinde olabilir. Genellikle durak kullanılmaz çünkü mısraların hece sayısı çok azdır.

Mısra yapısı : Maniler dört mısradan oluşan şiirlerdir. Dört mısralık manilerin yanı sıra farkı sayılardaki mısralardan da oluşabilir. Asıl söylenmek istenen üçüncü, dördüncü mısrada söylenir. Manilerin ilk iki dizesine hazırlık veya giriş adı verilir. Bu mısralara doldurma ismi verip önemsiz kabul etmek doğru değildir.

Konu : Her konuda yazılabilirler.

Ezgi: Türkü ve ağıtta da olduğu gibi halk şiirindeki pek çok şiir, ezgiyle söylenir.

İşlev: Manilerin çok çeşitli söylenme ortamları vardır. Mani söyleyenlere manici, mani yakıcı adı verilir. Mani söylemeye mani yakmak, mani düzmek, mani atmak denir.

Manilerin Tasnifi

Yapılarına göre maniler:

  • Düz/Tam Mani: Manilerin pek çoğu bu mani tipiyle söylenmiştir. Yedi heceli, birinci, ikinci ve dördüncü mısraları kendi arasında kafiyeli, dört mısralık manilerdir.
  • Kesik /Cinaslı Mani: Dört veya beş mısradan oluşurlar. İlk dizesinde cinas yapmak için kullanılan hazırlık sözü vardır. Bu yapı manide ayak görevini üstlenir. Daha çok sanat gücünü ve şiir yeteneğini gösterebilmek için böyle bir yapıya başvururlar. Kullanımı kolay olmadığından düz maniler kadar yaygın değillerdir.
  • Yedekli /Artık Maniler: Mısra sayıları dörtten fazladır. Bu manileri cinaslı manilerden ayıran özellik, kafiyede cinasın bulunmamasıdır.

Konularına göre maniler: Maniler her konuda söylenebilen şiirlerdir. Bu sebeple konularına göre tasnif etmek oldukça güçtür.

Kullanım alanlarına göre maniler: Geniş bir kullanım alanı vardır. Hayatın çeşitli safhalarında maniler sıklıkla kullanılmıştır.

ANONİM HALK ŞİİRİNDE TÜRKÜ

Türklere has anlamına gelen Türki kelimesi zamanla Türkü halini almıştır. Türküler, anonim şiirlerdir. Söyleyenleri belli değildir, ancak bazı türkülerin başlangıçta kim tarafından söylendiği bellidir. Özellikle aşıkların bazı şiirleri zamanla türküleşmiştir. Ezgili şiirler oluşturmaya türkü yakmak denir. Zamanla söyleyenleri unutulur geriye sadece türkünün kendisi kalır.

Türkünün Şekil /Yapı ve Tür Özellikleri

Türkünün nazım türü mü yoksa nazım şekli mi olduğu yönünde bazı farklı görüşler vardır.

Türkülerin Tasnifi

Konularına ve kullanım alanlarına göre türküler: Konularına göre türküler;

  • Lirik türküler
  • Taşlama
  • Anlatı türküleri

Kullanıldıkları yerler, gördükleri vazifeler ya da söylenmelerini şartlandıran vesilelere göre türküler;

  • İş türküleri
  • Tören türküleri
  • Oyun ve dans türküleri

Yapılarına göre türküler: İki yapı vardır. Bent/ana metin ve kavuştak/bağlantı kısımlarından oluşur. Bent bölümleri, kovuştağın dışında kalarak tekrarlanmayan asıl bölümlerdir. Kavuştak kısımları ise tekrarlanır.

Ezgilerine göre türküler: İkiye ayrılır;

  • Uzun havalar: Usulsüz ezgiler olarak bilinirler. Ezgi, ritim ve ölçü açısından serbesttir. Dizi ve dizi içindeki seyir bakımından bazı kalıplara bağlıdır. İsteğe göre ezgi uzatılıp kısaltılabilir.
  • Kırık havalar: Usullü, ölçü ve ritimleri belli ezgilerdir.

Türküler çok çeşitli kalıplarda yani şekil ve yapı özellikleriyle karşımıza çıkmaktadır.

ANONİM HALK ŞİİRİNDE AĞIT

Yaygın nazım türlerinden biridir. Üzüntüyü dile getirmek için söylenirler, bu işi yapana da ağıtçı denir.

  • Eski Türklerin yuğ törenlerinde söyledikleri ölüm şiirlerine sagu adı verilirken, zamanla bu kelimenin yerine mersiye ve ağıt kelimeleri almıştır.
  • Çin kaynaklarından alınan bilgilere göre Hun döneminde ağıt yakma geleneği vardır. Hun hükümdarı Attila’nın ölümünü anlatan kayıtlar buna örnektir.
  • Göktürk döneminde de ağıt geleneğiyle ilgili önemli kayıtlar vardır. Orhun Kitabeleri’nde Bilge Kağan yakın akrabasının ölümünden sonra her taraftan ağlayıcıların gelip yas tuttuğunu, ağlayıp sızladığını bildirir.

Ağıtların Şekil/Yapı ve Tür Özellikleri

Ağıtlar, söz ve ezgiyle birleştirilerek icra edilen şiirler olmakla birlikte, aynı zamanda hikayeli şiirlerdir. Ağıtların yapısal özelliklerine bakıldığında türkülerde olduğu gibi çok çeşitli durumların olduğu görülür. Ağıtın söyleyici kim olursa olsun, ağıtlar, belli karakterdeki ezgileriyle söylenirler. Bu ezgiler dinleyenleri hüzünlendiren ezgilerdir.

Ağıtların Tasnifi

Konularına ve söylenmesine vesile olan durumlara göre ağıtların genel olarak tasnifi şöyledir;

  • Kişiler için Yakılan Ağıtlar
  • Sosyal Olaylar Üzerine Yakılan Ağıtlar
  • Gelin Ağıtları • Asker Uğurlama Ağıtları
  • Hayvanlar için Yakılan Ağıtlar
  • Belde, Mekan ve Tabiat Parçaları için Yakılan Ağıtlar
  • Afet ve Felaket Ağıtları

ANONİM HALK ŞİİRİNDE TEKERLEME

Halk edebiyatının şekil, konu, muhteva ve işlevleri açısından sınırları tam olarak çizilmemiş türlerindendir. Bunun sebebi, tekerlemelerin müstakil olarak değil halk edebiyatının çeşitli türlerine bağımlı olarak kullanılmasıdır. Tekerleme kelimesinin en eski kullanımlarından birisi Niyazi Mısri’ye aittir.

Tekerleme kelimesinin kökeni konusunda iki görüş vardır:

  • Tek tek, teker teker ve müteakiben, sıra ile söylemek anlamına gelir.
  • Bir şeyi yuvarlayarak hareket ettirmek ile tekerlemeyi dilde çevirip hareket ettirmek arasında yakınlık vardır, dolayısıyla tekerleme tekerlek kelimesinden gelir. Tekerlemeler muhteva özelliklerinden çok, vezin, kafiye, aliterasyon gibi özellikleriyle öne çıkar.

Tekerleme Şekil/Yapı ve Tür Özellikleri

Tekerlemelerin çok çeşitli kaynakları vardır. Genellikle yalan ve uydurma sözlerden oluşan abartılı ifadelerdir. Tekerlemelerin oluşumunda Şamanizm’in de etkili olduğu görülmektedir. Pek çok tekerleme aslında bir Şaman duasıdır.

Tekerlemelerin kendine özgü bazı özellikleri şöyledir:

  • Belirli konuları yoktur.
  • Ses oyunları ve çağrışımlarıyla tutarsız hayaller ve düşüncelerin sıralanmasıdır.
  • Bazı düşünce ve hayaller bazı söz kalıpları içinde art arda tekrarlanır.
  • Muhteva diğer halk edebiyatı türlerine göre daha tutarsızdır.
  • Bir kısmı karşılıklı soru cevap ve zincirleme diyalog şeklinde söylenmiştir.
  • Muhteva anlatım özellikleri açısından bazı halklarla benzerlik gösterebilir.

Tekerlemelerin işlevleri:

  • Olmayacak düşünce ve hayalleri bir araya getirir ve dinleyenleri eğlendirirler.
  • Masal, hikaye ve halk oyunlarına giriş vazifesi görürler.
  • Oyunlarda ebe seçiminde oyuncuların taraflarını belirlemede ve oyunların yürütülmesinde kullanılır.
  • Törenlerde tabiat güçlerini etkilemek için kullanılır.
  • Çocukların zeka ve dil gelişimini geliştirir.

Tekerlemelerin Tasnifi

Birden fazla kritere göre yapılır.

1. Belirli bir oyun, tören veya metne bağlı tekerlemeler

  • Çocuk oyunları tekerlemeleri
  • Tören ve inanç tekerlemeleri
  • Halk edebiyatı ve türlerine bağlı tekerlemeler
  • Seyirlik oyunlar ve halk sporlarına bağlı tekerlemeler

2. Yazılı veya gelişmiş edebiyat tekerlemeleri

  • Aşık edebiyatı tekerlemeleri
  • Tekke-tasavvuf edebiyatı tekerlemeleri
  • Edebi metinlerin değiştirilmesiyle oluşmuş tekerlemeler

3. Diğer tekerlemeler

ANONİM HALK ŞİİRİNDE NİNNİ

Annelerin çocuğunu uyutmak veya teskin etmek amacıyla söylediği şiir anlamına gelir. Anonim halk şiiri kapsamında değerlendirilir ve nazım türüdür. İlk bilgilere Divanü Lügati’t-Türk’te rastlanır.

Ninni Şekil/Yapı ve Tür Özellikleri

  • Her türlü konu ninniye girebilir veya her türlü konuda söylenmiş şiir ninni olarak kullanılabilir. Bu bakımdan diğer türlerden ayrılmaz.
  • Ninni söyleyenler mutlaka ezgili bir söyleyiş kullanırlar.
  • Sadece ninnide kullanılan bir ezgiden söz edemeyiz.
  • Bir şiiri ninni yapan büyük oranda işlevidir. Çocuğu uyutmak veya teskin etmek için söylenirse ninni adını alır.
  • Genellikle mani nazım şekliyle söylenir. Genelinde ölçü ve mısra kümelenmesinde düzenli bir yapı yoktur.

Ninnilerin Tasnifi

Konularına göre ninniler

  • Dini, kutsi ve fikri mahiyette ninniler
  • Efsane ve ağıt türünden ninniler
  • Dilek ve temenni mahiyetinde ninniler
  • Sevgi ve alaka ifade eden ninniler
  • Övgü ve yergi mahiyetinde ninniler
  • Şikayet ve teessür ifade eden ninniler
  • Ayrılık ve gurbet ifade eden ninniler
  • Vaat mahiyetinde ninniler
  • Tehdit ve korkutma mahiyetinde ninniler

Yapılarına göre ninniler: Genellikler mani nazım şeklinde söylenirler. Çok çeşitli yapı ve şekil özellikleri bulunmaktadır.

ANONİM HALK ŞİİRİNDE BİLMECE

İlk bilgilere Dinavü Lügati’t-Türk’te rastlıyoruz. Tekerlemelere rastlanan bir diğer eser ise Codex Cumanicus’tur. Kıpçak Türklerine ait olan bu Kumanca sözlükte 46 bilmece yer alır.

Bilmecelerin Şekil/Yapı ve Tür Özellikleri

Eğlence amacıyla kullanılan bir halk edebiyatı türüdür.

Kökeni hakkında iki farklı görüş vardır:

  • Birincisine göre, halkın korktuğu şeylerin ismini anmaması tabu haline gelmiştir ve böylece ismini anmak yerinde özelliklerini söyleyerek karşıdakinin tahmin etmesi beklenmiştir.
  • İkincisine göre, bilmecelerin geçmiş dönemlerde insanların bilgisini ölçmek için yapılan sınavlardan kaynaklandığını söyler.

Somut veya soyut fark etmez, insan hayatını etkileyen hemen her şey bilmecelerde yer alır. Mani tarzında olmayan, manzum bilmecelerde ölçü ve kafiyede bazı aksaklıklar olabilmektedir. Mensur bilmeceler cümle yapısına sahiptir ve kısmen de olsa ahenklidir. Bilmeceler geleneksel bir düzen içinde sorulur ve cevaplanır. Bir bilmecenin doğru cevabı, ortak bir kabul haline gelmiş olmalıdır.

Bilmecelerin Tasnifi

Konularına göre bilmeceler:

  • Dini, kutsi ve bazı manevi hususlarla ilgili bilmeceler
  • Gökyüzü, yeryüzü ve madenlerle ilgili bilmeceler
  • Bitkilerle ilgili bilmeceler
  • Hayvanlarla ilgili bilmeceler
  • İnsanlarla ilgili bilmeceler
  • Giyim-kuşam ve süsle ilgili bilmeceler
  • Yiyecek ve içeceklerle ilgili bilmeceler
  • Yakacak ve aydınlatmayla ilgili bilmeceler
  • İnşai hususiyet ve malzemelerle ilgili bilmeceler
  • Ev içi eşyasıyla ilgili bilmeceler
  • Alet ve edevatla ilgili bilmeceler
  • Çeşitli bilmeceler

Yapılarına göre bilmeceler: Hem manzum hem de mensur şekilleri vardır. Cümle yapısına sahip mensur bilmecelerin sayıları oldukça azdır. Ölçü açısından belli bir düzene kavuşmamış çok sayıda bilmeceye de rastlamak mümkündür.