Ünite 6: Anlamlarına Göre Cümleler

Giriş

Her anlatım temelde bir cümleler zinciridir. Yani anlatımın temel kalıbı cümledir. Bu bakımdan anlatımda cümle, büyük önem taşımaktadır. Her cümle; kendini oluşturan kelime gruplarının, kelimelerin ve eklerin yönlendirmesine göre çeşitli anlam özelliklerine sahiptir. Bazen bir işin yapılmasını isteriz, bazen yapılmamasını isteriz. Bazen isteklerimizi soruyla ifade etmeye çalışırken kimi zaman da düşüncelerimizi emir yoluyla dile getirmek isteriz. İşte bütün bu durumlar, anlam bakımından farklı nitelikte cümlelerin biçimlenmesine sebep olur.

Olumlu Cümle

Bir işin, bir oluşun, bir hareketin, bir düşüncenin gerçekleştiğini veya gerçekleşeceğini bildiren cümleler olumlu cümledir. Türkçe cümlelerin temel anlam özelliğidir. Türkçede bütün fiiller, isimler, isim soylu kelimeler; özel eklerle olumsuz şekle dönüştürülmedikleri sürece olumludur.

Yüklemi fiil olan ve yargının yapıldığını, olduğunu bildiren cümleler olumlu fiil cümlesidir:

  • Yalan söylüyor o falcı kadın, o Hintli parya!
  • Siz artık idareye yazarsınız bir sebep göstererek başka bir yere göndermelerini istersiniz .
  • Marmara’nın genişlediği noktada, dünyanın en güzel yerlerinden biri olan Sarayburnu, suyun kenarında, ağaçlarının kubbelerinin, kulesinin ve damlarının altında toplanır .

Bazı cümleler şekilce olumsuz olduğu hâlde anlamca olumludur. Olumsuzluk ifadesi taşıyan bir yüklemden sonra “değil” veya “yok” kelimesi getirilirse cümle, olumlu bir anlam ifade eder:

  • Hayatın bir felaketten sonra daima bir saadet verdiğini, o güzel darbımeselin söylediği gibi, ayın on beşi karanlıksa, on beşinin mutlaka aydınlık olacağını bilmiyor değilim .

Bazı cümleler yapı bakımından olumsuz olmalarına rağmen soru ile olumlu bir anlam kazanır:

  • Büyükler bunu duymasalar ve gülerek inkâr etseler de, biz, onların söylediklerini sanki duymuyor muyduk ?
  • Size güzel bir oda veririz, olmaz mı ?

Yüklemi isim ya da isim soylu bir kelime veya kelime grubundan meydana gelen ve olumlu yargı bildiren cümleye “olumlu isim cümlesi” denir:

  • Az zamanda çok ve büyük işler yaptık. Bu işlerin en büyüğü, temeli Türk kahramanlığı ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyetidir . Bundaki muvaffakiyeti, Türk milletinin ve onun değerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz .
  • İstanbul fethedildiği zaman çok harap bir şehirdi .
  • Muhitimiz bize karşı her an kör, sağır ve şuursuzdur .

Olumsuzluk ifadesi taşıyan bir yüklemden sonra “değil” veya “yok” kelimesi getirilirse cümle olumlu bir anlam ifade eder. Bu bakımdan bazı cümleler biçimce olumsuz olduğu hâlde anlamca olumludur:

  • Bana karşı fazla soğuk duranlar, odanın bir köşesinde yan yan bakarak benim için herhalde iyi olmayan şeyler fısıldaşanlar yok değil .

Olumsuz Cümle

Yüklemi olumsuz yargı bildiren, yani yargının gerçekleşmediğini bildiren cümle olumsuz cümledir.

Yüklemi fiil olan ve yargının yapılmadığını, olmadığını bildiren cümleler olumsuz fiil cümlesidir. Fiil cümlelerinde olumsuzluk, yükleme “-mA-” olumsuzluk ekinin getirilmesiyle yapılır. Bazen de olumsuzluk kavramı “değil” ve “ne… ne…” olumsuzluk sözleriyle sağlanır:

  • Her kuşun eti yenmez .
  • Mum dibine ışık vermez .

“Ne…ne…” olumsuzluk bağlacıyla birbirine bağlanan cümleler, biçim bakımından olumlu görünse bile anlamca olumsuzdur:

  • Ne hükûmetler kalır, ne ordular, ne bugünkü yaşayış, ne de bugünkü aile
  • Kabine üyesi olduktan sonra ne kıyafetlerini değiştirdi, ne tutumunu.
  • Nane satan su satan yetim çocuklar / Şarkı söylemediler, güneşe, aya… / Biliyorum ne masal dinlemeye doydular / Ne oyun oynamaya…

Bazen de çekimli fiillerden sonra “değil” olumsuzluk sözü getirilerek cümlelerde olumsuzluk sağlanır:

  • Hayat mecmualarını okuyor değilim . (Okumuyorum.)
  • Dilbesteyiz ahbaba esiriz yâre / Onlardır açan gönülde bin bir yâre / Bigânelerin kahrını görmüş değiliz / Ta’n ettiğimiz nâfiledir ağyâre

Bazen de cümlelerde olumsuzluk, soru biçimiyle sağlanır. Ancak böyle cümlelerde soru biçiminin soru mu, olumsuzluk mu olduğu metin bağlamından çıkarılır:

  • Devenin yükünü karınca çeker mi ?
  • Bilgili ile bilgisiz müsavi olur mu ?

Yüklemi isim ya da isim soylu bir kelime veya kelime grubundan meydana gelen ve olumsuz yargı bildiren cümleye olumsuz isim cümlesi denir. İsim cümlelerinde olumsuzluk, “değil” ve “yok” olumsuzluk sözleriyle sağlanır:

  • Buzların soğuğu yok , alevler sıcak değil .
  • Şimdi bu dünyadan hiçbir haber yok ; / Yok bizi arayan, soran kimsemiz. / Öylesine karanlık ki gecemiz, / Ha olmuş ha olmamış penceremiz; / Akarsuda aksimizden eser yok .

Bazı cümleler, yapıca olumlu olsalar da soru ekiyle veya soru kelimesiyle olumsuz bir anlam ifade edebilmektedir:

  • O kadar uzak yere kim gider? (Kimse gitmez.)
  • Senin yaptığını kim yapar? (Kimse yapmaz.)

Soru Cümlesi

Soru cümlesi, soru yoluyla bilgi almayı amaçlayan cümledir. Soru cümlesi; bir işin olup olmadığını, bir düşüncenin kabul edilip edilmediğini soran cümledir. Olumlu veya olumsuz soru şeklinde kurulabilir. Soru anlamı; soru eki, soru sıfatı, soru zamiri, soru zarfı ve soru edatı yardımıyla sağlanır.

Soru yoluyla cümleye “ihtimal, yalanlama, küçümseme, beklenmezlik, beğenme, övme, şaşma, rica, yakınma üzüntü, küçümseme, kınama vb.” çok değişik anlamlar yüklenebilmektedir.

Soru kavramı veren “mi (mı, mu, mü)” ekine soru eki denir. Bu ek, ilgili olduğu kelimeden ayrı yazılır; fakat ünlü uyumuna girer. Soru biçimindeki yüklemlerde şahıs eklerini alabilir. Soru eki, yalnızca yüklemin değil onaylanması istenen ögenin sonuna getirilir. Soru eki, vurgusuz olup vurguyu kendinden önceki heceye aktarır:

  • Bir yaz günü, zerreleriniz saatlerce güneşi içtikten sonra bir ağaç altında hiç arka üstü uzandınız mı ?
  • Zulüm ve haksızlıktan bu kadar zevk duyan insanları ıslaha uğraşmak çocukça bir hayat değil miydi ?

Soru sıfatıyla kurulan cümleler şunlar örnek verilebilir:

  • Nasıl mektep bu?
  • Kaç kişinin lokması boğazında kalmıştı?

Soru zamiriyle kurulan cümleler şunlar örnek verilebilir:

  • Bir gün bile sormadım kendime: Kimim? Neyim? / Yalnız sanat aşkına tapan bir divaneyim!
  • İnsana mahsus bir şey olabileceğini zannetmek de gururumuzu memnun eden bir teselliden başka nedir ?

Soru zamiriyle kurulan cümleler şunlar örnek verilebilir:

  • Ben hazır olsam da, değişikliğe / Kalanları nasıl hazırlamalı?
  • Nasıl yaşayacağım ey deniz senden uzak!

Soru edatıyla kurulan cümleler şunlar örnek verilebilir:

  • Hani Yunus Emre ki, kıyında geziyordu; / Hani ardına çil çil kubbeler serpen ordu?
  • Aceb şu yerde var m’ola / Şöyle garib bencileyin?

Bazen soru eki ve soru sözü kullanılmadan “ya” , “ha” ve “demek” gibi sözlerle de cümlelere soru anlamı verilmektedir:

  • Ya bütün sözleri yalansa, Ayşe?

Emir Cümlesi

Fiil cümlelerinin yüklemi emir kipinde olanlarına “emir cümlesi” denir:

  • Haydi edebinle çık, git , çekil karşımdan!
  • Kendine iyi bak , zararlı eğlencelere gitme , yüzün gülsün .
  • Okuyun , ne bulursanız okuyun ; hiç olmazsa bir kere açın .
  • Ağlama diyorum sana! Ağlama !

Emir kipi ile kurulan bazı cümleler “dilek, istek, yalvarma, yakarma, üzüntü, beddua” gibi değişik anlam özelliklerine sahiptir:

  • Allah evlat acısı göstermesin .
  • Felek benden beter etsin hâlini / Ben ölürsem yâdlar sarsın belini
  • Ulu Tanrım, şu karanlık yolları, / Bizi sana ulaştıran yollar et! / İhtirasla kilitlenmiş kolları, / Birbirini kucaklayan kollar et!

Ünlem Cümlesi

İçinde ünlem bulunan veya ünlem kavramı veren cümleye “ünlem cümlesi” denir. Bu cümleler insanların sevinçlerini, mutluluklarını, özlemlerini, üzüntülerini, heyecanlarını, acılarını, kederlerini, coşkularını, hayretlerini vb. anlatan cümlelerdir. Bu bakımdan ünlem cümlelerinde mutlaka bir düşüncenin anlatılması gerekmez. Çünkü ünlem cümlelerinde bir duygunun dile getirilmesi esastır. Ünlem cümlelerinin sonuna, ünlem işareti ( ! ) konur; ancak her ünlem cümlesinin sonunda ünlem işareti bulunmayabilir:

  • Eyvah, ne yer ne yâr kaldı! / Gönlüm dolu âh u zâr kaldı.
  • Çalgı sesi bana kadar geliyordu, âh! / Ne uzunmuş gece, Rabbim, gelmiyor sabah!
  • Korkma! Sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak; / Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
  • Ordular! İlk hedefiniz Akdeniz’dir, ileri!
  • Nerede o, başımı alıp saatlerce kırlarda dolaştığım, bahçe kenarındaki çitlere değneklerle vurarak, sık yapraklı ağaçları taşlayarak kuş kaldırdığım günler!
  • Emsali dünyada bulunmaz! Gerçi onu takdir edemeyecekler çoktur ama, kezalik onun kadrini iyi bilenler de vardır! O, dünyanın en iyi kalpli adamlarından biridir; bir büyük adamdır vesselam!