Ünite 6: Anıların Belgeleyicisi Kamera

Yaşam Evreleri

Erikson, bir bireyin doğumundan ölümüne kadar geçirdiği sekiz evreyi şu aşamalarla tanımlamıştır:

  • Umut – Güven ya da Güvensizlik (0-1 yaş)
  • Özerklik ya da Utanç ve Kararsızlık (2-3 yaş)
  • Girişim ya da Suçluluk (3-5 yaş)
  • Beceri ya da Aşağılık Duygusu (6-11 yaş)
  • Ego kimliği ya da Rol Karmaşası (11-20 yaş)
  • Yakın ilişkiler ya da Soyutlanma (Genç yetişkinlik dönemi)
  • Üretkenlik ya da Kısırlık (Yetişkinlik dönemi)
  • Ego Bütünleşimi ya da Umutsuzluk (Yaşlılık dönemi)

Yüz elli yılı aşkın bir süredir fotoğrafın sihirli saptama gücüyle insanlık anılarını ölümsüzleştiriyor. Durağan görüntülerin yaşamımızı belgelemesinin yanında özellikle 1970’li yıllardan bu yana “ev video ve taşınabilir kamerayı keşfeden geniş kitleler daha ayrıntılı ve inandırıcı bir araçla video ile tanışmış oldular.

Temel olarak bir genelleme yapmak gerekirse insanın yaşam öyküsü şu olasılıklar dizisiyle karşılaşmaktadır:

  • Doğum
  • Bebeklik
  • Çocukluk
  • İlköğretim
  • İlköğretimin ikinci yarısı
  • Genç yetişkinlik dönemi
  • Üniversite ya da yetişkin-gençlik yılları
  • Meslek yılları
  • Olgunluk yılları
  • Geç olgunluk dönemi
  • Yaşlılık dönemi

Yaşam Evreleri Karşısında Kamera

Yaşamın belli anlarına tanıklık edecek kayıtların oluşturulması konusunu üç şekilde ele alabiliriz:

  1. Ev video ve amatör kameramanlık: Kamerayı kendimiz kullanırız. Aile ilişkileri, çocuğumuzun doğumu ve yaşam evreleri, gezilen yerler arşivimizi oluşturabilir.
  2. Kameranın nesnesi olmak: doğumumuzdan başlayarak farklı mekan ve zamanlarda kamera ile kayda alınırız. Bu kez kameranın nesnesi bizizdir.
  3. Profesyonel kameramanlık: İnsanlar önemli gün ve aşamalarda kendi çektikleriyle yetinmezler. Hem fotoğraf hem de video alanında profesyonel çekilmiş görüntüler görmek isterler.

İnsanın sosyal yaşamı doğumla başlar ve bir bebeğin doğumu, aileye yeni bir bireyin katılımı çoğu kez anne babayla birlikte yakın akrabaları da heyecanlandırır. Hemen herkesin çekilmiş bebeklik fotoğrafları vardır. Filmlerin ortaya çıkışı her ne kadar uzun süre olsa da doğum videoları yeni yeni yaygınlaşmaktadır. Bu nedenle çok azımızda vardır. Ancak gelişen teknoloji gelecek kuşakları hep daha şanslı yapmaktadır.Doğum videosu çekmek emek, sabır ve yetenek isteyen zorlu bir iştir.

Doğum videosu süresinde öncelikle bir planlama yapılmalıdır. Videonun adı, türü ve süresi belirlenmelidir. Ayrıca jenerik için kısa dolgu görüntülerde gerekecektir. Örneklenen başlık yazıları bu bölümde yer alacaktır. Bu görüntüler daha çok doğum öncesinde çekilmiş, kısa ve hızlı kurgulanmış görüntüler olmalıdır. Giriş görüntüleri çekimin tümünden planlar içerebilir. O nedenle jenerik kurgusu genellikle çekimler tamamlandıktan sonra yapılır.

Doğum saati her an olabileceğinden sürekli hazırlıklı olmalısınız. Doğum gibi tıbbi bir ortamda gerçekleşeceğinden gerekli izinlerin anne-baba eşliğinde ilgili yerlerden alınmış olması gerekmektedir. Personelin hazırlıkları, babanın bekleyişi, güzel sahneler yaratabilir. Çekimler süresince kendinizi herkese unutturmalı, sessiz ve sınırları bilerek çalışmalısınız. Video çekimlerinde doğum sırasında çekilen annenin acılı yüzü ilerde tatlı gülümsemelerle izlenir. Babanın annenin elini tutuşu, tıbbi ayrıntılar, doktorlar ve ters bir şekilde havaya kaldırılan bebek, anne babanın doktorun elindeki bebeğe bakışı kaçırılmamalıdır.

Doğumdan hemen sonra bebeklerin hızla büyüyerek şekil değiştirdikleri kolayca gözlenir. Profesyonel olarak bebeklerin çekimleri yapılacaksa bu periyodlar halinde gerçekleştirilmelidir. Bebek videoları çekerken olabildiğince doğal ışıktan faydalanılarak yapılmalıdır. Sert ve yapay ışıklar bebekleri rahatsız eder.

Anlamsız da olsa çıkartılan ilk seslerin ve bir yaşın sonuna doğru emekleme ve atılan ilk adımların mutlaka görüntülenmesi gerekir.

Çocukların öğrenime başladığı ilk gün, ilk öğretmeni, hangi sınıfta ders yapacağı gibi ayrıntılar merak edilir. Eğer olanaklıysa izin alınarak sınıf ortamında da çekim yapılabilmektedir. Erikson’un betimlemesiyle dışadönük çocuklarda becerilerini gösterme, aktiflik; içedönük çocuklarda aşağılık duygusu, çekingenlik v kendini saklama gibi davranışlar gözlenebilir. Burada amaç çocukların doğal davranışlarıyla görüntülenmesidir.

Erikson’a göre benlik kimliğinin oluşumu ve toplumsal rollerin oluşmaya başladığı evre ilköğretimin ikinci yarısında başlar. Bu yaşlarda gençler görüntü vermeyi çok sevmezler. Başka unsurları çekerek paylaşmayı tercih ederler. Olayın nesnesi değil öznesi olmak gibi bir durum gelişir. Çekilen görüntüler elektronik mecralarda paylaşılarak, yorumlanır, değerlendirilir. İlköğretim yılları kameranın hem önünde hem de arkasında olabileceğiniz, yeteneklerini göstermek istediğiniz bir dönemdir.

Lise yıllarında olgunluğa bir adım daha atarız. Bütçemizin el verdiği ölçüde kamera ve görüntü cihazlarıyla çekebileceğimiz malzeme eskisinden daha çoktur. Okul gezileri, kamplar, tatiller gibi anlar belgelenmek açısından bulunmaz yerlerdir. Olanaklar içinde kısa filmler çekmeli ve bu tür çalışmalara dahil olmaya çalışılmalıdır.

Üniversite yılları hayata hazırlandığımız yıllardır. Okuduğumuz bölümler dahilinde kimi zaman fotoğraf ve video ile ilişkimiz olabilir. Erikson’un “Üretkenlik ya da Kısırlık”la betimlediği bu dönem, gerçekten de en verimli yıllarınız olacaktır. Her açıdan aktif olduğunuz, yeni bilgilerle donandığınız bu bölüm, yaşlılığınıza dek uzanacaktır.

Olgunluğun ilk yıllarında yine de aktifizdir. Yurt içinde ve dışında daha çok yere gitmişizdir. Gidilen tatiller ve iş gezileri görüntü almak için ideal fırsatlardır.

Teknik ve Estetik Kurallar

Kuralları bozarak başarılı bir video ortaya koymanın yolu, kuralları iyi bilmekten geçer. Bir şeyi öncelikle en doğru, biçimsel ve yerli yerinde yapmayı öğrenmeden kuralların dışına çıkmanın sonu çoğu kez hüsrandır.

Video çekmek amacıyla fotoğraf makinesi veya kamera da kullansanız mutlaka üzerlerinde çekim ortamlarına göre ayar yapmanız gereken birçok denetleme noktası göreceksiniz. İlerleme kaydettiğimizde bu tür ayarların otomatik konumlardaki sonuçlarının her zaman istediğimiz gibi olmadığını da anlamaya başlarız.

El kameraları temel olarak iki üniteden oluşurlar. Bunlar; kamera ve kayıt bölümleridir. El kameralarında teknik açıdan iki konu özellikle öne çıkar, bunlar: pozlama ve netliktir.

Pozlama konusu fotoğraf bilgilerinizden de anımsanacağı gibi görüntünün aydınlığı ile ilgilidir. Fotoğraf veya video olsun bir görüntü içinde aydınlığın ve karanlığın eşit şekillerde dağılmadığını görürüz. Bu farklılık hem nesnelerin algılanmasını hem de üç boyutluluğu sağlayan gerekli bir durumdur. Fotoğrafta pozlamayı etkileyen en önemli iki etmenin diyafram ve örtücü hızı olduğunu anımsayacaksınız. Video da ise genellikle örtücü hızı değiştirilmez. Bu nedenle burada en önemli etmen diyaframdır.

Pozlamaya el ile müdahale etmenin yani diyafram değerlerini otomatik pozlama değerine göre bir miktar açmanın veya kısmanın birkaç nedeni olabilir. Bunlar:

  • Ortamın ışık şiddeti, kameranın normal pozlama yapabileceği değerlerin üstündedir. Bu durumda seçenek örtücü hızını yükseltmektir.
  • Ortamın toplam ışık şiddeti, kameranın normal pozlama yapabileceği değerlerin altındadır. Böyle durumlarda en iyi seçenek ortamın ışık şiddetini arttırmaktır.
  • Işık kameraya tam karşıdan gelmektedir ve bizim için önemli olan nesneler üzerinde kararmaya yol açmaktadır. Siluet çekim yapmak gibi bir amacımız yoksa diyafram açmalıyız.
  • Çekim yaptığımız sahnenin normalden daha koyu görünmesini istiyoruz. Bunu yaratmak istiyorsak diyaframı kısabiliriz.
  • Özellikle aydınlık bölgelerdeki nesneler üzerindeki ayrıntıları yok etmek, biraz daha pürüzsüz, düşsel bir sahne istiyorsak diyaframı biraz açmalıyız.

Netlik kamerada, fotoğraf çekimlerinde olduğu kadar yoğun şekilde kullanılan bir öğe olmamakla birlikte; ustaca kullanıldığında çekimleri daha sanatsal görüntüler haline getirir. Fotoğraf makineleri ve video kameralarda görüntünün oluşumu optik yolla sağlanacağı için alan derinliğinden söz etmemiz gerekir. Alan derinliği, bize çerçeve içinde derinlemesine yer alan nesnelerin ne kadarının net ya da netsiz olduğu konusunda bilgi verir. Netlemeyi yaptığınız nokta sizin için en fazla net olan noktadır. Nesneler bu noktadan uzaklaştıkça veya yakınlaştıkça netliği bozulmaya başlar.

Bir el kamerasının otomatik netleme konumu bazı ortamlarda istediğiniz gibi çalışmaz, kararsızlıklara ve bulanıklaşmaya yol açar:

  • Üzerinde belirgin hatları olmayan, geniş yüzeyleri görüntülerken,
  • Yetersiz ışık altında, belirginliğini yitiren nesneleri çekerken,
  • Çok güçlü spot ışık kaynaklarının çerçeveye girip çıkmaları durumunda,
  • Bizim için net olması gereken nesnenin az bir bölümünün çerçeve içinde veya kenarda olması durumunda,
  • Nesne ile kamera arasında yarı saydam veya ızgara biçimli maskeleme yapan yüzeylerin olması durumunda,
  • Kayıt sırasında çok yakından çerçeveye giren nesneler olması durumunda,
  • Bilinçli olarak belirli nesneleri netlemek istememiz veya netliği çeşitli nesneler üzerinde taşımak istememiz durumunda kameranızın otomatik netleme düzeneği çoğu kez istediğiniz sonucu vermez.

El kameraları kullanan amatör kameramanların çektikleri görüntülerde göze çarpan ilk bozukluk, sarsıntılı görüntülerdir. Kameraların sarsıntılı çekim yapmasının çeşitli nedenleri vardır:

  • Elde kullanılan kamera, kameraman tarafından sabitlenemediği için sallanır;
  • Arttırılan odak uzunluğu sarsıntılara yol açar;
  • Bulunduğumuz yerde sarsıntılar varsa bu, görüntüye yansır;
  • Özellikle dar açıda yapılan hızlı çevirmeler hem sarsıntılı görüntü oluşturur hem de izleyiciyi rahatsız eder.
  • Çekim sırasında kameramanın göz bakacı yerine monitör kullanması görüntüyü iyi görmemesine ve kameranın sallanmasına yol açar.

Bu sarsıntıları önlemenin basit yolları vardır:

  • Objektifin odak uzunluğunu kısaltarak geniş açıda çalışmak sallantıyı azaltır;
  • Çevrinmeleri ağır ve kararlı yapmak izleyicinin algılanmasını ve görüntüde durağanlığı arttırır;
  • Çekim sırasında bir yerden destek almak veya en iyisi bir üçayak kullanmak sallantıları önler;
  • Odak uzunluğunu değiştirirken aynı anda çevrinme yapmamak ve hareketi ağır yapmak hem ani bulanıklaşmayı hem de sallanmayı önleyecektir.

Ayrıca kamera ölçeklerini ve kamera hareketlerini doğru bir şekilde uygulamak çekimlerinize estetik zenginlikler katacaktır.