Ünite 2: Aile ve Kadına Yönelik Sosyal Hizmet Kuruluşları

Konu ile İlgili Kavramlar

Aile bir beraber yaşama sistemidir. Dar anlamda aile ya da çekirdek aile, eşler ve onlara bağımlı çocuklardan oluşur. Geniş anlamda aile ya da geniş aile, birkaç kuşağın bir arada yaşadığı aile sistemidir.

Şiddet, kişi ya da bir grubun kendisine ya da bir başkasına yönelik olarak uyguladığı, bedensel ve ruhsal açıdan zarar verici her türlü baskı, suiistimal edici ve saldırgan davranış ve istismardır.

Aile içi şiddet bir kişi ya da aile veya akrabalar içinden bir grup tarafından yakınlara (örneğin eski eş, kız veya erkek arkadaş ya da nişanlı), eşe, çocuklara, ebeveynlere, kardeşlere ve/veya yakın akrabalara yönelik uygulanan her türlü baskı, suistimal edici ve saldırgan davranış ve istismardır.

Dünya genelindeki veriler kadınların en çok aile içi şiddete maruz kaldıklarını göstermektedir:

  • Dünya genelinde her üç kadından 1’i yaşamlarının bir döneminde aile içi şiddete uğramaktadır (Heise ve diğ., 1999).
  • Dünya Sağlık Örgütünün (WHO) 2002 yılı raporlarına göre, tüm dünyada üç kadından biri yaşamlarının bir döneminde dövülmekte, cinsel ilişkiye zorlanmakta ve diğer yollarla taciz edilmektedir. Tacizi yapan kişi genellikle kendi ailesinden biri ya da tanıdığı bir kişidir.
  • Dünya genelinde her 4 kadından 1’i hamilelik sırasında eşi tarafından isteği dışında cinsel ilişkiye zorlanmaktadır (WHO, 2002).

Cinsiyet bedenin biyolojik bir özelliğidir, anne karnında oluşur. Toplumsal cinsiyet, toplumun kadınlığa ve erkekliğe atfettiği anlamlardır (Atasü-Topcuoğlu, 2011). Toplumsal cinsiyet kavramı, kadın ve erkeklerin biyolojik farklılıkları değil, bu farklara atfedilen toplumsal anlamların bütününü ifade eder.

  • “Toplumsal cinsiyette eşitlik (gender equality); fırsatları kullanma, kaynakların ayrılması ve kullanımında, hizmetleri elde etmede bireyin cinsiyeti nedeniyle herhangi bir ayrımcılığa uğramaması demektir. Toplumsal cinsiyette hakkaniyet (gender equity) ise; kadın ve erkeğin farklı gereksinimi ve güçlerinin olduğu, bu farklılıkların belirlenerek iki cinsiyet arasındaki dengeyi düzeltecek şekilde gerekenlerin yapılması anlamına gelmektedir.
  • Sosyal hizmetlerin temel amaçlarından biri de, insan haklarını güvence altına almak, kadın veya erkek tüm yurttaşların insan haklarına erişimini sağlamaktır. İnsanların bedensel bütünlüğü ve insanlık onuru, güvenlik, özgürlük, temel ihtiyaçlara ve eğitime erişimde kadınlar ve erkekler arasında eşitlik sağlanmalıdır. Toplumsal cinsiyet eşitliğinin sağlanması, toplumda refah, huzur ve verimliliği artırır.

Türkiye’de Aile ve Kadına Yönelik Sosyal Hizmet Kuruluşlarının Genel Yapılanması

Türkiye’de aile ve kadın alanında hizmet veren sosyal hizmet kuruluşları dört başlık hâlinde sıralanabilir:

  • Kamu kurum ve kuruluşları
  • Yerel yönetimlere ait kuruluşlar
  • Özel girişime ait kuruluşlar
  • Sivil toplum örgütlerine ait kuruluşlar

Aile ve Kadına Yönelik Kamu Kurum ve Kuruluşları

Türkiye’de aile ve kadın alanında verilen hizmetleri örgütleyen ve kurum ve kuruluşlar arasında eşgüdümü sağlamakla yükümlü olan ana kurum Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığıdır.

Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı çatısı altında aile ve kadın alanındaki hizmetleri örgütleyen veya bu hizmetlere dolaylı katkı sağlayan genel müdürlükleri şöyle sıralayabiliriz:

  • Aile ve Toplum Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  • Kadının Statüsü Genel Müdürlüğü
  • Çocuk Hizmetleri Genel Müdürlüğü
  • Sosyal Yardımlar Genel Müdürlüğü

Geliştirici, Koruyucu ve Önleyici Kuruluşlar: Toplum veya Aile Danışma ve Rehabilitasyon Merkezleri (Sosyal Hizmet Merkezleri)

Ülkemizde toplum merkezleri denildiğinde akla ilk olarak eski Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumuna bağlı kurulan merkezler gelmektedir. Bu merkezlerin yanında sivil toplum kuruluşlarının (Çağdaş Kadın ve Gençlik Vakfı ve Çağdaş Yaşamı Destekleme Derneği gibi) kurduğu ve çalıştırdığı toplum merkezleri de bulunmaktadır.

“Toplum merkezleri hızlı toplumsal değişme, kentleşme ve göçün yarattığı sorunlar doğrultusunda, bireylerin, grupların, ailelerin ve toplumun sorunlarla baş edebilmeleri ve bireylerin katılımcı, üretken ve kendine yeterli hâle gelmesi amacıyla koruyucu-önleyici eğiticigeliştirici, rehberlik ve rehabilite edici işlevlerini, bir arada ve en kolay ulaşılabilir biçimde, kamu kurum ve kuruluşları, yerel yönetimler, üniversiteler, sivil toplum örgütleri ve gönüllüler ile iş birliği ve eşgüdüm içinde sunmakla görevli ve yükümlü bulunan gündüzlü sosyal hizmet kuruluşlarıdır” (SHÇEK, 2012).

Toplum Merkezinde yürütülen çalışmalar şöyledir:

  • Anne Çocuk Eğitim Programı (AÇEP)
  • Kadının İnsan Hakları Programı (KİHEP)
  • Baba Destek Eğitim Programı (BADEP)
  • Baba Eğitimi
  • Aile İçi Etkileşimi Güçlendirme Projesi
  • Ortak sorunları olan bireyler arasında dayanışma ve destek oluşturma çalışmaları
  • Çeşitli seminerler, konferanslar, paneller, söyleşiler
  • Yurttaşlık ve Çocuk Hakları Eğitim Programı
  • Her yaş için eğitimi destekleme programları
  • Gelir getirici çalışmalar
  • Rehberlik ve danışmanlık hizmetleri

Ekonomik Sorunlar: Aileye Yönelik Sosyal Yardımları Sağlayan Kuruluşlar, Meslek Edindirme Kursları

Aile içi sorunları tetikleyen en etkili unsurlardan birisi ekonomik sorundur, yani yoksulluktur. Yoksulluğun aile üzerindeki etkileri iki temel grupta toplanabilir: Birinci grup, temel ihtiyaçların karşılanamamasıyla ilgili sorunlardır. Yoksul aileler genelde, konut, altyapı, beslenme ve sağlıkla ilgili ihtiyaçlarını karşılayamamaktadırlar. İkinci grup sorunlarsa, yoksulluğun ve onun yarattığı temel ihtiyaçları karşılayamama durumunun ortaya çıkardığı psikolojik ve aile sistemindeki ilişkilerle ilgili sorunlardır.

Ülkemizde var olan sosyal yardım programları şöyledir:

  • 3294 sayılı Sosyal Yardımlaşma ve Dayanışmayı Teşvik Yasası (Tüm muhtaç vatandaşlar için)
  • 2022 sayılı 65 yaşını Doldurmuş Muhtaç, Güçsüz ve Kimsesiz Türk Vatandaşlarına Aylık Bağlanması Hakkında Yasa
  • 3257 sayılı Sinema Video ve Müzik Eserleri Yasası (Muhtaç sanatçılar için)
  • 4123 sayılı Tabii Afetlerden Zarar Gören Çiftçilere Yapılacak Yardımlar Hakkında Yasa ve aynı sayılı tabii afet nedeniyle meydana gelen hasar ve tahribata ilişkin hizmetlerin yürütülmesine dair yasalar (Doğal afetlerden zarar gören vatandaşlar için)
  • Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu AyniNakdi Yardım Yönetmeliği
  • 3816 sayılı Ödeme Gücü Olmayan Vatandaşların Tedavi Giderlerinin Yeşil Kart Verilerek Devlet Tarafından Karşılanması Hakkında Kanun (Bu yasa kapsamında, hiçbir sosyal güvenlik kurumunun güvencesi altında olmayan ve sağlık giderlerini karşılayacak durumda bulunmayan Türk vatandaşlarının sağlık giderleri devlet tarafından karşılanmaktaydı. Bu yasa 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu (2006) uyarınca yeşil kart sahiplerinin sağlık harcamalarının 1 Ocak 2012 günü itibariyle SGK’ya devredilerek ve yeni bir sosyal güvenlik sistemine geçilmesinden ötürü 1 Ocak 2012 tarihinden itibaren yürürlükten kaldırılmıştır).

Aile ve Kadına Yönelik Yerel Yönetimlere Ait Kuruluşlar

Türkiye’de aile ve kadın alanında yerel yönetimlerin varlığı, diğer sosyal hizmetlere kıyasla daha görünürdür. Yerel yönetimler kadına ve aileye en yakın birimlerdir. Yerel yönetimler son yıllarda yalnızca sosyal yardım alanında değil, ayrıca geniş sosyal hizmet alanlarında kapsamlı hizmetler sunmaya başlamıştır. Başlarda bu hizmetler genellikle meslek edindirme kursları ve el sanatları kursları gibi etkinlikler biçiminde ortaya çıkmış olsa da son yıllarda anne-çocuk eğitimi, ebeveyn-çocuk iletişimi ve daha pek çok iletişimsel yetiye dönük çalışmalar artan bir hızla üretilmeye başlamıştır. Yerel yönetimler ayrıca aile danışma merkezleri de kurmaya başlamıştır. Bu merkezlerin yerelde ücretsiz bir biçimde halkın hizmetine sunulması yaşamsal bir öneme sahiptir.

Aile ve Kadına Yönelik Özel Girişime Ait Kuruluşlar

Son zamanlarda en sık karşılaştığımız ticari sosyal hizmet biçimlerinden biri aile danışmanlığı veya aile terapisidir. Genellikle psikoloji, rehberlik ve psikolojik danışmanlık ve sosyal hizmet gibi bölümlerden mezun olanların pek çok kuruluşun sunduğu aile terapisi sertifika programlarına büyük rağbet gösterdiğini gözlemliyoruz, çünkü aile terapisi veya danışmanlığı yalnızca kamu kurum ve kuruluşları ile yerel kuruluşların ücretsiz bir hizmeti olmaktan ziyade daha üst sosyo-ekonomik tabakalara mensup bireylerin ücret karşılığı ulaşabileceği bir hizmet biçimidir. Aile terapisinden başka, evlilik terapisi ve arabuluculuk gibi belirli başka alanlar da artan sorunlara koşut olarak hızla gelişmektedir.

Aile ve Kadına Yönelik Sivil Toplum Örgütlerine Ait Kuruluşlar

Sivil toplum örgütlerinin sosyal hizmet alanlarındaki varlığı Anglo-Sakson ve Kıta Avrupası gelenekleri için artık kanıksanmıştır ve hatta sivil toplum örgütleri bu alanların başat aktörlerinden biri hâline gelmiştir. Ülkemizde ise sivil toplum örgütlerinin sosyal hizmet alanlarındaki varlığı öncelikle sosyal yardım etkinlikleri gerçekleştirmek biçiminde ortaya çıkmıştır.

Kadın ve aile alanı ise sivil toplum örgütlerinin son yıllarda daha etkin olduğu bir alandır. Aile içi şiddetle mücadelenin kurumsallaşması ve kadın sığınma evlerinin yaygınlaşması 1980’lerden beri kadınların ve sivil toplum örgütlerinin sıklıkla dile getirdiği bir taleptir. Bugün sivil toplum alanında aile içi şiddete maruz kalmış kadınlara ve çocuklara hukuki yardım sağlamak amacıyla baroların kadın danışma merkezleri ve adli yardım kurulları ücretsiz hizmet sağlamaktadır. Yanı sıra kimi belediyelerin kadın danışma merkezleri bulunmaktadır. Gelecekte hem Aile, Çalışma ve Sosyal Hizmetler Bakanlığı genelinde hem de STÖ’ler ve belediyeler bazında açılacak yeni kadın sığınma evlerine olan ihtiyaç devam edecektir.

Sivil toplum örgütlerinin en fazla etkinlik gerçekleştirdiği alan ise kadın istihdamı çalışmalarıdır. Özellikle kırsal bölgelerde ve büyük kentlerin varoşlarında kadınların iktisadi ve toplumsal yaşama katılımı bakımından büyük katkılar sunan bu çalışmalar son derece yaygındır. Bundan başka, çok sayıda sivil toplum örgütü ayni ve nakdi yardım etkinlikleri düzenlemektedir.