Ünite 3: Aile ve Ekonomi

Ailenin Ekonomik Teorideki Yeri

İnsan soyu varlığını sürdürmek zorunda olduğundan üç temel soruyu cevaplandırmak zorundadır: Hangi mal ve hizmetler üretilecek, nasıl üretilecek, kim için üretilecek.

Ekonomi, üretim, tüketim, mal ve hizmetlerin kullanımı ve dağılımı ile ilgili insan davranışlarını inceleyen sosyal bilim dallarından biridir.

Gelir, bireyler, aileler hatta ülkeler arasında eşit dağılmadığından (sayfa:46, tablo:3.1) gelir farklılıkları bireyler, aileler arasında farklı yaşam standartlarına yol açmakta ve insanların kaynak kullanma kapasitesini etkilemektedir.

Ülke içinde gelir dağılımının adil olup olmadığını ölçmek için en yaygın olarak kullanılan kişisel gelir dağılımından yola çıkarak sonuca ulaşılmasını sağlayan Lorenz eğrisi ve buna dayanılarak oluşturulan Gini katsayısıdır. Gini katsayısı sıfıra ne kadar yakınsa gelir dağılımı o kadar adil, bire ne kadar yakınsa gelir dağılımı o kadar bozuk demektir. Türkiye’nin 2010 yılına ilişkin gelir dağılımı anketi sonuçlarına göre Gini katsayısı 0.40 olarak hesaplanmıştır. Gelir dağılımı düzgün ülkelerde bu oran 0.30 dolaylarında hesaplanmakta olduğundan Türkiye gelir dağılımı bozuk ülkeler arasında yer almaktadır.

Gelir dağılımındaki adaletsizliği gidermenin bilinen en iyi yöntemi dolaysız vergilerin etkin biçimde kayıp ve kaçağa izin vermeksizin uygulanmasından geçmektedir.

Aile ekonomisi için önemli inceleme alanlarından biri elde edilen gelirin aile üyeleri arasında nasıl dağıldığını araştırmaktır. Gelir dağılımı ne, nasıl ve kim için soruları ile doğrudan doğruya ilgilidir.

Sahip olunan ve kontrol edilen kaynakların büyüklüğüne göre ülkelerin farklı üretim imkânları sınırı eğrisi bulunmaktadır. (Sayfa:47, Şekil:3.1)

Üretim imkânları eğrisinin eğimi fırsat maliyetini göstermektedir. Üretim imkânları eğrisi üzerinde yer alan mal bileşimleri hem ne üretileceğini hem de nasıl üretileceğini göstermektedir. Etkin üretimden söz edebilmek için bir malın üretimini düşürmeden diğer malın üretimi arttırmamak gerekir.

Tıpkı ülkeler gibi bireysel tüketiciler ne üreteceğini, elde ettiği geliri kullanım alanları arasında nasıl dağıtacağını, gelirini aile bireyleri arasında nasıl paylaştıracağını hesaplamak yani bir miktar iktisattan anlamak zorundadır.

Piyasalar mal ve hizmetleri satın almak ve satmak isteyenleri bir araya getirmekle birlikte arz ve talebin karşılaşması ile ortaya çıkan fiyatlar aracılığı ile ne, nasıl ve kim için üretilecek sorularını yanıtlamaktadır.

Kararların alınmasında piyasa fiyatlarına öncelik verilmesi ve devlet müdahalesinin bulunmamasına serbest piyasa ekonomisi denir. Kumanda ekonomisinde ise kararların çoğu merkezi hükümet tarafından alınmaktadır. Karma ekonomide ise devlet ve özel sektör birleşerek ekonomik problemleri birlikte çözmektedir.

Kaynak tahsisinde en önemli şey piyasalardır. Kaynak tahsisinde merkezi plânlama ve fiyat mekanizması arasındaki rekabet 1989 yılında Berlin Duvarı’nın yıkılması ve 1991 yılında S.S.C.B’nin dağılması ile sona ermiştir. 1990’dan sonra Sovyet Bloku Marksist merkezi planlama anlayışını terk etmiş ve piyasa ekonomisine geçiş sürecini başlatmıştır.

Tüketici talebi ve emek arzı ile ilgili ekonomik modeller bireysel kararlardan yola çıkarak tüketiciyi ve tüketimi açıklamaya çalışan bireyci teorilerdir. Ancak bu teoriler kime tüketici denileceği sorusunu yanıtlamada tartışmalara yol açmıştır. Çünkü bireyler doğası gereği ortak tüketimi gerektiren mallar ile hane halkı tüketiminin bir bileşenidir. Aynı zamanda kamusal malların var olması bireysel tüketici kavramının sınırlılığını ortaya koymaktadır. Bu nedenle aile ekonomistleri aile içinde yer alan çok sayıda karar alıcının varlığı karşısında iki yaklaşım izlemişlerdir. İlk yaklaşım, 1950’lerden 1980’lere kadar üstünlüğünü korumuş olan ortak tercih yaklaşımıdır. Bu yaklaşımda karar alıcı birim ailedir. İkinci yaklaşım ise1980lerin başında aile talebini pazarlık oyununun sonucu olarak modelleştiren yaklaşımdır. Pazarlık oyunu modelinde baba ya da anne olmak üzere iki karar alıcı birim yer almaktadır ve çocuklar kakar alıcı değillerdir.

Aile Davranışı

Ailelerin gelir ve servet yönetimi, harcama, tasarruf ve yatırım kararları ülke ekonomilerinin dengelerinin belirlenmesinde rol oynadığından aile davranışının incelenmesi ekonomi açısından çok önemlidir.

Üretici birim olarak aileyi ele alacak olursak, kapitalizm öncesi kendi kendine yeten ev ekonomilerinin geleneksel ailesi, kentleşme sonucunda çekirdek aileye dönüşmüştür. Bu dönüşüm ailenin üretici rolünün azalmasına ve aileye özgü pek çok mal ve hizmetin üretimi piyasalar ya da devlet tarafından ikame edilir olmuştur.

Tüketici birim olarak aileyi ele alacak olursak, ailenin üretici rolü azalırken tüketici rolü hızla artmaktadır. Bu mal ve hizmet bolluğu karşısında doğru ve bilinçli tüketim kararları almak zorunda olmak tüketicinin korunması fikrini doğurmuştur. Bu fikirle tüketici hakları dört grupta toplanmıştır;

  • Güvenlik hakkı
  • Bilgi edinme hakkı
  • Seçme hakkı
  • Sesini duyurma ve temsil edilme hakkı

1985 yılında Birleşmiş Milletler Genel Kurulunda, Uluslararası Tüketici Birlikleri Örgütü’nün önerisi ve oy birliği ile “Tüketicilerin Korunması İlkeleri Rehberi” kabul edilmiştir. Bu ilkeler;

  • Temel ihtiyaçların karşılanması hakkı
  • Sağlık ve güvenlik hakkı
  • Bilgi edinme hakkı
  • Örgütlenme, sesini duyurma ve temsil edilme hakkı
  • Eğitilme hakkı
  • Seçme hakkı
  • Tazmin edilme hakkı
  • Ekonomik çıkarların korunması hakkı
  • Sağlıklı bir çevrede yaşama hakkı

1995 tarihinde yürürlüğe giren 4077 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun çıkarılmıştır. Bu kanunla ülkemizde tüketici hakları güvence altına alınmış bulunmaktadır.

Tüketici hareketinin bireysel amacı, tüketiciye gerçek ihtiyaçlarının ne olduğunu anlama, buna bağlı olarak doğru seçim yapma becerisi kazandırmayı hedeflemektedir. Genel amaç ise ekonomik yaşamda tüketiciyi daha etkin kılmaktır.

Bir şeyi satın almak arzusu talep olarak isimlendirilmektedir. Arz ise piyasada satışa sunulmak üzere üretilen mal ve hizmetleri ifade etmektedir. Bir malın fiyatının belirlenmesinde arz talep kanunları etkili olur. Bir malın piyasa talebi malın piyasa arzını aştığında malın fiyatı yükselir. Bir malın talebi piyasa arzından düşük seviyede kalırsa o malın fiyatı düşer.

Tam rekabet piyasasından daha sık karşılaşılan piyasa yapısı aksak rekabet piyasalarıdır. Bu piyasalarda, malı arz edenlerin, malın üretim miktarını ve fiyatını belirleme konusunda bir miktar etkileme gücü bulunmaktadır.

Aile Ekonomisi

Aile ekonomisi üzerinde yapılan araştırmalar sayesinde ekonomik analiz, aşağıda sıralanan kararları alma nedenlerini anlamakta giderek daha açıklayıcı hale gelmektedir;

  • Evlilik kararı
  • Boşanma kararı
  • Çocuk sahibi olma kararı ve her bir çocuk için alınan insani yatırım kararı
  • Evli kadınların emek gücüne katılım kararı, katılım düzeyi ve katılım zamanı
  • Yaşlı ana babanın çocuklarından destek alma kararı ve zamanı vb.

Makro ekonomi, ekonomiye bütünsel bakış olarak tanımlanmaktadır. Makro ekonomi, uzun dönem ekonomik büyüme, ekonomik faaliyette kısa ve uzun dönem dalgalanmalar, sosyal güvenlik nedeni ile jenerasyonlar arasında kurulan ilişki, eşitsizliğin kalıtımsal aktarımı gibi makro ekonomi konularında ulaşılan sonuçların aile kurumuna hak ettiği önem verildiğinde nasıl radikal bir değişim geçirdiğini açıklamaya çalışmaktadır.

Aile Ekonomisi Modelleri

Aile ekonomisinde, birinci kuşak modeller, “ortak tercih” modelleridir. Ortak tercih modeli, aile üyelerinin tüketiminin, hane halkının toplam gelirine bağlı olduğunu savunur. Ancak aile üyelerinin tercihleri farklı ise hane halkı davranışının incelenmesinde oyun teorisi gerçek hayatı daha iyi açıklayan modellerden biridir. Oyun teorisi kadın ve erkeğin aile içinde bağımsız oyuncular olarak yer almasına izin vermektedir. Ekonomi literatüründe oyun teorisine dayanan aile ekonomisi modellerinin ilki “işbirlikçi pazarlık” modelleridir. İşbirlikçi pazarlık; ailenin hiçbir ferdinin refah durumu diğer aile fertlerinin durumu bozmaksızın daha iyi bir hale gelecek şekilde kaynakların yeniden dağıtılamamasıdır.

İkinci jenerasyon oyun teorisine dayalı aile modellerinin ikinci versiyonu ise “işbirliksiz pazarlık” modeli olarak isimlendirilmektedir. İşbirliksiz pazarlık modelleri aile hukuku, sosyal normlar ve gelenekler de resme dâhil edilebilmektedir. Normlar ve gelenekler aile içi pazarlığın yapıldığı ana yapıyı ve çevreyi belirlemekte ve dolayısı ile pazarlığın olası sonuçlarını etkilemektedir.

Cinsiyet eşitliğinin elde edilmesine yönelik artan baskılar acilen ortak tercih modellerine alternatif olabilecek modellerin geliştirilmesini talep etmektedir. Ancak henüz ortak tercih modelinin alternatifi olarak genel kabul görmüş yeni bir teorik yaklaşım geliştirilememiştir. Aile davranışı ile ilgili ortak tercih modellerinin iki teorik düşünce kaynağı bulunmaktadır;

  1. Samuelson’un (1956) ittifak (consensus) modeli
  2. Becker’in (1974, 1981) özgeci (başkalarını düşünen kimse) modeli

İttifak modeli, Her bir aile üyesinin kendi mal tüketimine dayanan bireysel fayda fonksiyonları bulunmaktadır fakat aralarında kurdukları ittifak ilişkisine bağlı olarak her ikisinin gelirinin toplamından oluşan ortak aile bütçesi kısıtına göre bireysel faydalarının bileşimi olan sosyal refah fonksiyonunu maksimize etmeye razı olmaktadırlar.

Becker’in modelinde aile bencil fakat rasyonel bir grup küçük çocuk ve ailenin diğer üyelerinin iyiliği ile ilgili düşüncesini kendi fayda fonksiyonuna yansıtan özgeci bir ebeveynden oluşmaktadır.

Her iki yaklaşımın ileri sürdüğü ortak tercih modeli talep fonksiyonlarının elde edilmesinde ve kıyaslamalı statik analiz yardımı ile problemlerin çözümünde kullanılan güçlü ve basit bir mekanizmadır.

Evlilik ve boşanma üzerine çalışan ekonomistler ortak tercih yaklaşımını sorgulamaktadırlar. Ortak tercih modelini, gelirin aile üyelerinin gelirlerinden oluşan bir havuz olarak kabul ederler. Ortak tercih modeline alternatif olarak geliştirilmesi düşünülen yeni modellerde, gelirin bir havuzda toplanarak ortak kullanımı varsayımına dayanmaması ve ailenin tüketim davranışının belirlenmesinde en az iki ya da daha fazla farklı tercihlere sahip aile üyesinin kararlarının modele dâhil edilmesi gerekmektedir. Oyun teorisinin, işbirlikçi pazarlık modelleri bu koşulları sağlamaktadır.

Nash pazarlık modeli, evlilikle ilgili pazarlık modellerinde çözümün kavramsallaştırılmasında kullanılan temel yaklaşımdır. Nash pazarlık modelleri, aile taleplerinin sadece mal fiyatlarına ve ailenin toplam gelir düzeyine bağlı olmadığını aynı zamanda boşanma ya da işbirliği içinde olmama halini ifade eden tehdit noktasının koordinatlarına da bağlı olduğunu ima etmektedir.

Aile Ekonomisinin Artan Önemi

Aile ekonomisinin öneminin artışına yol açan nedenlerden ilki kadınların piyasa için çalışma kararı almalarındaki artış ve aynı ölçüde erkeklerin ev işlerine eskisinden daha fazla katılmasıdır.

Hane halkı sektörü ve piyasa sektörü arasındaki etkileşimin artışında rol oynayan diğer bir gelişme kadın çalışmayı tercih etmesine bağlı olarak, çocuk bakımı, okul yemekleri, yaşlıların bakımı gibi hane halkı üretiminin yakın ikamesi pek çok üretimin ortaya çıkmasıdır.

Üçüncü bir neden ise piyasa işlerine ve piyasa dışı işlere aynı şekilde uygulanmayan çok sayıda ve büyüklükte kamu politikalarının ve programlarının uygulamaya konmasındaki artıştır.

Aileye Ekonomik Yaklaşım ve Amerika Örneği

Becker’ın aile ile ilgili bilimsel çalışmalarını başlangıç noktası alan Shelly Lundberg ve Robert A. Pollak 2007 yılında yayınladıkları bilimsel çalışmada Becker’in yaklaşımı ile Amerikan ailesini ve aile ekonomisini yeniden incelemişlerdir. Çalışmalarına son yıllarda aile kurumunun nasıl değiştiğini aşağıdaki değişimler üzerinden incelemiştir;

  • Cinsiyet ayrımı, evlilik ve çocuk doğurma
  • Daha az çocuk ve daha küçük aileler
  • Kadınlar ve erkekler için değişen iş ve eğitim kalıpları
  • Eş ve ebeveyn olma stratejilerinde sınıf farklılıklarının etkisi
  • Bir zamanlar ailenin sağladığı fonksiyonların ve evde yapılan üretimin yerini devlet
  • Programlarının ve piyasa işlemlerinin alması.