Ünite 1: Aile Kavramı

Giriş

Her toplumda insanların toplum içerisinde rahat huzurlu mutlu güvenli refah içerisinde yaşamalarını mümkün kılan bazı kurumlar ortaya çıkmış ve gelişmiştir. Bu tür kurumlar genel bir tanımlama ile sosyolojide sosyal kurumlar olarak isimlendirilmektedir. Sosyologlar sosyal kurumları, sosyal norm sistemleri olarak nitelemektedirler. Çok genel olarak bir sosyal kurum örgütlenmiş bir bütün oluşturan düşünceler inançlar, gelenekler, görenekler ve maddi ögelerden kurulu sürekliliği olan bir bütün olarak tanımlanmaktadır. Bir sosyal kurumun en önemli özelliği öncelikle örgütlenmiş bir yapı olması ve sürekliliğinin bulunmasıdır. Sosyal kurum işte bu örgütlenmiş yapı içerisinde tanımda belirtilen diğer ögeleri uygulamakta ve üyelerine uygulatmaktadır. Aile kurumu, bu sosyal kurumlar içerisinde en önemlilerinden birisi ve nerede ise toplumun tamamı tarafından kabul gören düşünce ile de en önemlisidir. Bu gerekçelerin başında aile kurumunun diğer kurumlara temel teşkil etmesi, diğer kurumların kurulmasından, örgütlenmesine, gelişmesine, işleyişine kadar hemen her alanda yol göstermesi onlara rol model olması gelmektedir. Çünkü toplumların ilk gelişme aşamalarında din, yönetim, eğitim, ekonomi, vb. diğer sosyal kurumların tamamı aile sistemi içerisinde şekillenmiş ve gelişmiştir. Aile evlilik ile kurulan bir birliktir. Aileler toplumun örgütlü en küçük birimidir. Toplum, ailelerin bir araya gelmesi ile oluşur. Aile sosyal bir kavramdır. Aile, toplumu oluşturan bireylerinin yetişmesinde, bakımlarında, bedensel ve ruhsal gelişimlerinde, toplumsal ya da bireysel değerlerinin oluşmasında önemli bir rol oynar.

Bir Bakışta Aile

Aile evrenseldir. Aile doğum olaylarının gerçekleştiği, neslin devamının sağlandığı, çocukların eğitiminin başladığı, insanların sosyalleşme süreçlerinin başlayıp tamamlandığı bir kurumdur. Bireyin çevresi ile ilk etkileşimi doğumu ile birlikte artık bireyi olduğu ailesinde başlamaktadır. Çocuk ile ailesi arasında başlayan bu etkileşim süreci “sosyalleşme” olarak adlandırılmaktadır. Aile; bir yandan insanların toplumsal varlıklar olması nedeni ile oluşmuş doğal bir bağı, diğer yandan ise hukuk alanında düzenlenmiş olması nedeni ile hukuki bir bağı ifade etmektedir.

Ailenin Tanımı

Aile kurumunun; yapısı ve işlevi, zamana ve yere bağlı olarak sürekli değişir. En yaygın tanımı ile aile; aralarında gerçek bir uzlaşma ve akrabalık bağı olan ve bütün sosyal ilişkileri bir soy etrafında olan gruplardır. Aileyi, toplum içerisinde yerine getirdiği fonksiyonlarına ve sorumluluklarına göre de tanımlamak mümkündür. Bu açıdan aile, genellikle karı-koca ve çocukların oluşturduğu biyolojik, ekonomik ve psikolojik ve toplumsal görevleri olan sosyal kurumdur. Sosyoloji bilimi, aileyi en sade biçimde karı koca ve çocuklardan oluşan birlik olarak kabul etmekte ve bu birliği “çekirdek aile” olarak tanımlamaktadır. Öte yandan aile ilkel toplumlarda bir akrabalık sistemi olarak tanımlanmaktadır. Bu tanımlamaya göre, akrabalığa dayalı topluluklarda bu sistemler aynı zamanda üretim ve mülkiyet ilişkilerini tanımlamaktadır. Ailenin ise ekonomik sistemlerden soyutlanamayacağı fikri geçerlidir. Aile biyolojik olarak kısaca neslin üretildiği ve sürdürüldüğü küçük bir grup olarak tanımlanabilir. Aileyi bir toplumun oluşmasında önemli bir faktör olan nüfusun kaynağı olarak görmek ve bu bakış açısı ile de tanım yapmak mümkündür. Buna göre aile, bir toplumun nüfusunu oluşturan kurumsal yapının bir parçasıdır. Geniş anlamda aile, içinde inşa türünün belli bir biçimde üretildiği, topluma hazırlanma sürecinin belli bir ölçüde, ilk ve etkili biçimde cereyan ettiği, cinsel ilişkilerin belli bir biçimde düzenlendiği, anababa ve çocuklar (aile biçimine göre başka yakınlar) arasında belirli bir ölçüde içten sıcak ve güven verici ilişkilerin kurulduğu, yine içinde bulunulan toplumsal düzene göre ekonomik etkinliklerin az yada çok ölçüde yer aldığı toplumsal bir kurumdur. Sonuç olarak aile, gelecekte toplumda erkekler ve kadınlar gibi davranabilen, diğer erkekler ve kadınlar gibi evlenebilen çocuklar yetiştiren ve onları, iyi bir insan olarak topluma kazandıran, kısaca insanlığımızı borçlu olduğumuz kuvvetli bir sosyal kurumdur.

Türk Hukuk Sisteminde Aile

Medeni Kanunda Aile

Aile, medeni Kanunumuzda “Aile Hukuku” kitabında aile, birbirinden farklı üç anlamda düzenlenmiştir.

  • Dar anlamda aile: Sadece eşlerden oluşan birlikten meydana gelir. Bu birliğe “evlilik birliği” de denir.
  • Geniş anlamda aile: Geniş anlamda aile; dar anlamda aileye çocukların dahil olması ile meydana gelir. Geniş anlamda aileye “velayet ailesi” de denilmektedir. En geniş anlamda aile:
  • En geniş anlamda aile ise; eşler ve çocuklardan başka gerek kayın hısımları gerekse sözleşme ilişkisi nedeni ile işçi, çırak, hizmetçi veya benzeri sebeplerle ev halkı olarak bir çatı altında yaşayanlardan meydana gelir.

Ceza Kanununda Aile

Ceza hukuku, aileyi oluşturan kişilerin birbirlerine karşı sahip oldukları ailevi haklarla birlikte, aile topluluğunun aileye dahil olmayan kişiler karşısında sahip oldukları varlıkları da korumaktadır. Ayrıca yeni bir düzenleme ile Kanunun 233. maddesinde, “Aile hukukundan kaynaklanan yükümlülüğün ihlali” başlığı altında “aile hukukundan doğan bakım, eğitim veya destek olma yükümlülüğü” nün ihlali de suç olarak tanımlanmış ve ailenin ceza hukuku bağlamında korunması kapsamı genişletilmiştir.

Ailenin Kökeni

Ailenin ortaya çıkışı ve şekillenişi hakkında öne sürülen görüşleri dört grupta toplamak mümkündür.

  • Ailenin ortaya çıkmasını cinsel içgüdü ile açıklayan görüş: Bu görüşü savunanların başında Hans Bluer ve Thomas Westernmark gelmektedir. Hans Bluer, insanların birbirlerine yaklaşarak birlikte yaşamalarının temel nedeninin ekonomik zorluklar ya da korunma ihtiyacı olmadığını savunmaktadır. Hans Bluer’ e göre insanları birbirlerine yaklaştıran tek güç cinsel çekim gücüdür.
  • Ailenin ortaya çıkmasını mutlak cinsi serbestlik ile açıklayan görüş: Bu görüşe bazı ilkel gruplarda, grubun erkekleri ile kadınları arasında serbestlik bulunmaktadır. Yani bu gruplarda ailenin olmadığı bir durum sözkonusudur. Bu görüşü savunanlara göre insanlar başlangıçta mülkiyetin ve otoritenin farklılaşmadığı bir “sürü” içerisinde yaşamaktadır. Bu nedenle insanlığın başlangıcında aile kavramı yoktur. Bu görüşe göre aile ancak bazı erkeklerin bazı kadınlar üzerinde hak sahibi olduklarını iddia etmeleri ve sürü halindeki grubun içerisinde mülkiyet ve kudret tesis etmelerinden doğan kültür farklılaşmasının bir sonucu olarak aile ortaya çıkmıştır.
  • Ailenin bir gelişme sonucunda ortaya çıktığını savunan görüş: Bu görüşü savunanların başında Lewis Henry Morgan gelmektedir. Morgan’ a göre toplumlar, yabanilik, barbarlık dönemlerinden geçerek uygarlık aşamasına geçmişlerdir. Morgan, kan yakınları arasında ortaya çıkan erkek kardeşler ile kız kardeşlerin karşılıklı olarak birlikte aralarında evlenmelerine dayanan ilk aile biçiminden sonra, gruplar olarak evlenilen fakat bir grup içerisinde bütün erkek kardeşlerin karılarını ayrı grup içerisinde kız kardeşlerin de kocalarını kolektif olarak paylaşmadıkları Avustralya’daki sınıflara benzeyen yeni bir toplumsal sistemin ürünü ve ikinci bir aile biçimi olan “punaluan” aileye geçildiğini ve başlangıçta cinsiyete dayalı sınıflar biçimindeki örgütlenmeden daha üst nitelikteki kan yakınlığına dayanan sosyal örgütlenmesine geçişin büyük toplumsal aşamalar sonunda gerçekleştiğini ifade etmektedir.
  • İnsanlığın başlangıcında aile vardır tezini savunan görüş: Ailenin kökeni konusunda çalışan bazı bilim adamları ise buraya kadar anlatılan tezleri reddetmektedirler. Bu yazarlara göre aile kurumu insanlığın başlangıcından beri vardır. Bu görüşü savunan yazarlara göre ilkel toplumlarda daha fazla gelişmiş olan akrabalık unvanları rastgele verilmemiştir. Tam aksine bu unvanlar son derece bilinçli olarak verilmiş ve kullanılmıştır. Bu unvanlar içerisinde içinde bulunulan kültür çevresine farklı bulunan aile ilişkilerinin bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu bilgilerden toplumsal gelişimin ilk zamanlarında aile kurumunun göründüğü kadar basit olmadığını göstermektedir.

Aile Çeşitleri

Aileler öncelikle dört ana gruba ayrılmaktadır. Bunlar:

  • Hane sayısına göre aileler
  • Otorite durumuna göre aileler
  • Evlilik biçimlerine göre aileler
  • Yerleşim yerlerine göre aileler şeklinde gruplanmaktadır.

Hane Sayısına Göre Aileler

Bir hanede yaşayan birey sayısı dikkate alınarak aileleri iki şekilde gruplamak mümkündür.

  • Büyük aile: ana baba ve evli oğullarının eşi ve çocukları dahil olmak üzere en az iki neslin bir arada yaşadığı ailelerdir.
  • Küçük aile ya da çekirdek aile: ana baba ile evlenmemiş çocuklardan oluşur.

Otorite Durumuna Göre Aileler

Bir ailede otorite erkek ya da kadında toplanabilir. Otoriteye sahip olan kişiye göre ana ailesi, baba ailesi, eşitlikçi aile, çocuk ailesi olarak adlandırılan değişik aile tipleri ortaya çıkmaktadır.

  • Baba ailesi: Patriarchal aile de denilmektedir. Baba ailesinde en yaşlı erkek sözü ge- çer. Ailenin en yaşlı erkeği aile içerisinde ailenin nerede yaşayacağı, aile üyelerinin ne şekilde gelir elde edeceklerine, çocuklara kimin bakacağına, çocukların nasıl bir eğitim alacağına kadar bir aileyi ilgilendiren her türlü yaşamsal kararları alır.
  • Ana ailesi: Matriarchal aile de denilmektedir. Baba ailesinin tam tersine olarak otorite ailenin en yaşlı kadınına aittir. Baba ailesinde ailenin en yaşlı erkeğinin sahip olduğu otoriteyi burada ailenin en yaşlı kadını kullanmaktadır.
  • Eşitlikçi aile: Toplumlarda görülen gelişmeye dayalı olarak yeni aile modelleri de ortaya çıkmıştır. Eşitlikçi aile bu yeni modellerden birisidir. Günümüzde ailede kadın ve erkek ekonomik otoriteye sahiptirler. Çünkü her ikisi de gelir getirici bir işte çalışmaktadırlar. Bu durumun sonucu olarak ailede otorite bölüşülmektedir.
  • Çocuk ailesi: Son zamanlarda ortaya çıkan ve ailede otoritenin çocukta olduğu bir aile tipidir. Bu aile tipine modern toplumlarda ve özellikle tek çocuklu ailelerde sıkça rastlanmaktadır. Böyle ailelerde çocuk ailenin odağına konmakta ve ailenin her türlü etkinliği çocuğa göre planlanıp daha ötesi çocuğun isteğine göre yapılmaktadır. Çocuk egemen aile günümüzde birçok yazar tarafından olumlu ve olumsuz yönleri ile tartışılmaktadır.

Evlilik Biçimlerine Göre Aileler

Evlilik biçimlerine göre ortaya çıkan aile tiplerini aşağıdaki şekilde sıralamak mümkündür.

  • Monogami evlilik sonucu ortaya çıkan aileler: Tek eşli aile anlamındadır. Bu tip ailelere conjugal aileler ya da karı-koca ailesi de denmektedir.
  • Poligami evlilik sonucu ortaya çıkan aileler: Çok eşli aile anlamındadır. Poligami evlilikler, polijini ve poliandri olmak üzere iki farklı şekilde gerçekleşmektedir. Polijini bir erkeğin birden çok kadın ile evlenmesi şeklinde gerçekleşen evliliktir. Poliandri ise bir kadının birden çok erkek ile evlenmesi şeklinde ortaya çıkan bir evliliktir.

Bu anlatılanlardan başka toplumun kültür yapısının şekillendirdiği, temeli sosyo- ekonomik kaygılara dayanan iki farklı evlilik biçimi daha bulunmaktadır. Bunlar sorarat evlilik ve levirat evlilik olarak bilinir. Sorarat evlilik karısı vefat etmiş olan erkeğin, karısının kız kardeşi ile evlenmesi şeklinde gerçekleşen evliliktir. Levirat evlilikte ise kocası vefat eden bir kadının, kocasının erkek kardeşi ile evlenmesi şeklinde gerçekleşen evliliktir.

Yerleşim Yerlerine Göre Aileler

Toplum içerisinde yeni evlilerin oturacakları yer toplumun yerleşik kalıplarına göre şekillenir. Buna göre aileleri şu şekilde gruplamak mümkün olur.

  • Patrilokal aileler: Bu tip ailelerde yeni evliler damadın ailesi ile birlikte ya da damadın ailesine yakın bir yerde otururlar.
  • Matrilokal aileler: Bu tip ailelerde yeni evliler gelinin ailesi ile birlikte ya da gelinin ailesine yakın bir yerde otururlar.
  • Neolokal aileler: Bu tip ailelerde yeni evliler her iki tarafın ailesinden de uzakta, bağımsız, yeni bir yerleşim yerinde otururlar.