Ünite 8: Adli Sosyal Hizmet Uygulama Alanları

Giriş

Adli sosyal hizmet ülkemizde henüz oluşum aşamasında olan bir uygulama olması nedeniyle hem adli sistem içinde tanınması hem de bu alanda görev alacak sosyal hizmet uzmanlarının yetiştirilmeleri ve aktif görev almaları, rehabilitasyon odaklı uygulamaların ve adli sitem içerisine giren bireylerin hak kaybına uğramamaları, kendilerini ifade etmeleri gibi çalışmaların sağlıklı bir şekilde yürütülmesinde etkili olmaktadır.

Farklı insanlarla, farklı gruplarla çalışan sosyal hizmet uzmanlarının adli sosyal hizmet alanında yürüttükleri çalışmalar suç ve suçluluk kavramları ile bağlantılı olarak ilerlemekte rehabilitasyon ve psiko-sosyal müdahale süreçlerini kapsamaktadır. Adli Sosyal Hizmet denilince her ne kadar akla ilk olarak suç ve suçluluk kavramları gelse de adli sosyal hizmet suç ve suçluluk ile bağlantılı pek çok kavramı ve mağdur, velayet, çocuk teslimi, cezai ehliyet gibi çalışma alanlarını kapsayarak disiplinlerarası bir yaklaşım ile hareket etmektedir. Adli sosyal hizmet uygulamaları ceza infaz kurumları başta olmak üzere, denetimli serbestlik müdürlüklerinde, aile ve çocuk mahkemelerinde, mağdur destek sistemlerinde yer almakta, sosyal hizmet uzmanları bu geniş çalışma ağı içerisinde bireylerle, gruplarla, ailelerle ve toplumla sosyal hizmet uygulamalarını gerçekleştirmektedirler.

Ceza İnfaz Kurumlarında Adli Sosyal Hizmet Uygulamaları

Türkiye’de ceza infaz kurumları ve denetimli serbestlik müdürlükleri ile ilgili görevleri Adalet Bakanlığı’na bağlı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğü yerine getirmektedir.

Ülkemizde ceza infaz kurumlarında sosyal hizmet uygulamaları psiko-sosyal yardım servislerinde yürütülmektedir. Bu servislerde psikolog ve sosyal hizmet uzmanları görev almakta, sağlık sınıfı çalışanları olarak her iki meslek grubu çağdaş infaz anlayışı temelinde tedavi ve rehabilitasyon çalışmalarını koordineli bir şekilde yürütmektedir. Ceza infaz kurumlarında yürütülen çalışmalar öncelikle bireysel ve grup çalışmaları şeklinde sonrasında ise aile ve toplumla çalışma şeklinde bir sıra izlemekte, bireyin tam bir iyilik hâline ulaşmasında kurum içi ve kurum dışı sosyal destek sistemleri harekete geçirilmektedir.

Ceza infaz kurumları özelinde sosyal hizmet müdahalelerini ele aldığımızda bir dezavantajlı grup olarak hükümlü-tutuklu bireyler, aynı zamanda sosyal hizmetlerin çalışma alanına giren pek çok diğer dezavantajlı grubu da içermektedir.

Ceza infaz kurumlarında psiko-sosyal yardım servisinin çalışma alanları hükümlü-tutukluların çocuk, genç, yetişkin, kadın ya da erkek olmasına göre değişebilmekte, yürütülen çalışmaların içeriği çocuk ve yetişkin hükümlütutuklulara göre gelişim dönemleri dikkate alınarak farklılaşabilmektedir.

Psikososyal Yardım Servisi Faaliyetleri

Suça ilişkin tarihsel süreç içerisinde cezalandırıcı yaklaşım yerine şimdilerde eğitim ve psiko-sosyal yardım faaliyetleri ile rehabilite edici, iyileştirici uygulamaların yürütüldüğünü görmekteyiz. Suç eylemine karışan kişilerin konulduğu ceza infaz kurumları da işte bu kapsamda toplumu suç ve suçludan korumak, suç işleyen kişinin bir daha suç işlemesini önleyecek tedbirleri almak, toplum vicdanını rahatlatarak kamuoyunda suç işleme davranışı üzerinde caydırıcı olmak amacını taşımaktadır. Bu amaç doğrultusunda çıkarılan yasalarda ceza infaz kurumlarında yürütülen çalışmalar bir tara an kişinin hürriyetinin kısıtlanarak infazının gerçekleştirilmesi, diğer taraftan da eğitim ve iyileştirme faaliyetlerine katılımını sağlayarak rehabilite etme amacını taşımaktadır.

Ülkemizde ceza infaz kurumları ile ilgili temel kanun 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun olmakta, bu Kanun ile birlikte değerlendirilen ilişkili kanun, hukuk, yönetmelik ve genelgeler bulunmaktadır. Ayrıca yine aynı Kanun’un 73. maddesinde ceza infaz kurumlarında eğitim ve psikososyal hizmet servislerinin oluşturulması ifade edilmiş, Ceza İnfaz Kurumlarının Yönetimi ile Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile psiko-sosyal yardım servisinin genel tanımı yapılarak serviste psikolog ve sosyal çalışmacının görev yapacağı belirtilmiştir.

Psiko-sosyal Yardım Servisinde Psikolog ve Sosyal Hizmet Uzmanı görev yapmaktadır. İlgili kanunda belirtildiği üzere hükümlü-tutuklu ve personelin psikolojik ve sosyal problemlerine çözüm sağlamak amacıyla ceza infaz kurumlarında psiko-sosyal yardım servisleri hizmet vermekte, bu servislerde psikolog ve/veya sosyal çalışmacılar görevlendirilmektedir. Psiko-sosyal yardım servisinde çalışan uzmanlar bireysel ya da grup çalışmaları yoluyla hükümlü ve tutukluların daha sağlıklı ve uyumlu bireyler olmaları yönünde onları destekleyecek çalışmalar yürütmekte, bu yöntemlerle içinde bulundukları koşullara yönelik farkındalıklarını artırmaya çalışmaktadırlar.

Bu tanımlardan ve kanunun ilgili diğer maddelerinden anlaşılacağı üzere ceza infaz kurumlarında görevli psikolog ve sosyal hizmet uzmanlarının hedef kitlesi; hükümlütutuklular, hükümlü-tutuklu aileleri, ceza infaz kurumlarında annesinin yanında kalan çocuklar ve kurumda görev yapan personelden oluşmaktadır. Hedef kitlenin kalabalıklığı ve ihtiyaçları göz önüne alındığında ceza infaz kurumunda görev yapan bir sosyal hizmet uzmanının yoğun bir iş yükü ile karşı karşıya kaldığı söylenebilir.

Hükümlü-Tutuklulara Yönelik Bireylerle Sosyal Hizmet Uygulaması

Bireylerle sosyal hizmet yönteminin kullanıldığı temel araç mesleki görüşmedir. Mesleki görüşmenin içeriği amacına, verilecek hizmete ve görüşülecek yetkili kişilere ya da kurumlara göre değişir. Ceza infaz kurumlarında gerçekleştirilen mesleki görüşmeler kuruma kabul aşaması ile başlar, tutuklu ya da hükümlünün salıverilmesine kadar olan süreçte devam eder. Bu görüşmeler genel olarak aşağıdaki gibi sınıflandırılmaktadır:

Ceza infaz kurumlarında görev yapan psikolog ve sosyal hizmet uzmanları kuruma yeni gelen tüm hükümlü ve tutuklularla ilk 3 gün içerisinde bireysel görüşme gerçekleştirirler. Kuruma kabul süreci ile başlayan bireysel görüşmede Araştırma ve Değerlendirme Formu (ARDEF) doldurulmakta bu formun doldurulması ise 3 aşamada gerçekleşmektedir. UYAP (Ulusal Yargı Ağı Projesi kapsamında geliştirilen bilgi-işlem sistemi) üzerinden öncelikle kurum kabul memuru sonra psikososyal yardım servisinde görevli infaz ve koruma memuru ve en son psiko-sosyal yardım servisi uzmanının ARDEF formunu doldurmasıyla sistem tamamlanmakta ve sonucunda her hükümlü tutuklu için bir bireysel psikososyal müdahale programı çıkmaktadır. Üç aşamalı bu sistem aslında Bireyselleştirilmiş İyileştirme Sisteminin (BİSİS) temel dinamiğini oluşturmaktadır. BİSİS, bireyselleştirilmiş İyileştirme Sisteminin kısa adıdır ve risk-ihtiyaç-uygunluk modeline göre yapılandırılmıştır.

ARDEF, Araştırma ve Değerlendirme Formunun kısa adıdır, yetişkin ve çocuk olmak üzere iki ayrı versiyonu bulunmaktadır. ARDEF sonucuna göre yetişkin hükümlütutuklular, çocuk hükümlü-tutuklulardan farklı olarak ayrı bir bireysel müdahale programına alınmaktadır. Bu program Yapılandırılmış Ruhsal Değerlendirme ve Müdahale Programı (YARDM) adını almaktadır.

Yapılandırılmış Ruhsal Değerlendirme ve Müdahale Programı (YARDM) yetişkin hükümlü-tutuklular için ruhsal ve davranışsal sorunların tespit edilerek bu sorunlara ilişkin mesleki görüşmelerde psiko-sosyal müdahale yapılmasını sağlayan uygulamaları içermektedir. YARDM kapsamında gerçekleştirilen görüşmeler ARDEF sonrası çıkan sonuçlara göre psikososyal yardım servisi tarafından yürütülen görüşmelerdir.

Ceza infaz kurumlarında yaşayan hükümlü tutuklu ya da başvurması hâlinde personelin kaygısını azaltmak, endişesine neden olan dinamikleri fark etmesini ve tanımlamasını sağlamak, başvuranın sorun çözme becerilerini kullanmasına olanak vermek, başvuranın sorununu gerçek yönleriyle görmesine ve yeni sorun çözme stratejileri geliştirmesine yardım etmek, başvuranı sorununu çözmede başarılı olacağı konusunda motive etmek, bireysel, çevresel olanakları ve alternatif çözüm yollarını farketmesini sağlamak, yalnızlık, çaresizlik, tükenmişlik vb. duygularının giderilmesini sağlamak amacıyla yapılan görüşmeler ‘destekleyici görüşme’ olarak adlandırılmaktadır.

Bireylerle sosyal hizmet uygulaması, hükümlü ve tutuklunun uzmana başvurduğu ya da herhangi bir sorunun tespit edildiği durumlarda başlatılır, sorun çözümlendiği ve gerçekleştirilmek istenen hedeflere ulaşıldığı zaman sona erer.

Sosyal hizmet uzmanları ceza infaz kurumlarında birlikte çalıştıkları ve sorunları çözüme ulaşan hükümlü ve tutuklularla elde edilen olumlu gelişmelerin kalıcı olması amacıyla aylık görüşme seanslarını bir süre devam ettirerek erişilen durumu değerlendirmekte ve erişilen durumu sürdürebilmek için danışmanlık vermektedir.

Hükümlü-Tutuklulara Yönelik Gruplarla Sosyal Hizmet Uygulaması

Ceza infaz kurumlarında yapılandırılmış grup çalışmaları yetişkin hükümlü-tutuklular için Psiko-Sosyal Yardım Servisi Programları, çocuk hükümlü-tutuklular için ARDIÇ Programları başlığıyla uygulanmaktadır.

Ceza infaz kurumlarında eğitimleri verilen ve yetişkin hükümlü-tutuklulara doğrudan ya da dolaylı uygulanan başlıca programlar;

  • Önce Düşün Programı
  • Salıverme Öncesi Mahkûm Gelişimi Programı
  • İntihar ve Kendine Zarar Vermeyi Önleme Konusunda Personele Farkındalık Yaratma Programı
  • Özel Gözetim ve Denetim Programı
  • Öfke Kontrolü Programı
  • Sigara Alkol ve Madde Bağımlılığı Programı
  • 0-18 Yaş Aile Eğitim Programı

Ceza infaz kurumlarında eğitimleri verilen ve çocuk hükümlü-tutuklulara uygulanan başlıca programlar, PsikoSosyal Yardım Servisi uzmanları tarafından kurumda bulunan çocuklar ve aileleri ile infaz ve koruma memurlarına uygulanmak üzere, 7 ayrı psiko-sosyal destek ve müdahale programı geliştirilmiştir. Kurumlarda bulunan çocukların psiko-sosyal gelişimlerine yardımcı olmak, davranış değişikliği yaratmak, kişilik gelişimlerini desteklemek, sorun yaşanan alanları güçlendirmek ve çocukları topluma dönüşe hazırlamak amacıyla bu programlar geliştirilmiştir. Bu programlar;

  • Genel Bilgiler ve Yaklaşım İlkeleri
  • Kişisel Gelişim Programı (Kısa Grup Çalışması)

Aile Eğitim Programı

Çocukların aileleri ile ilişkilerin kurulması ve/veya ilişkilerinin yeniden düzenlenmesi, kurum sürecinde ve sonrasında topluma uyum sağlamalarına yönelik, ailelere kurumda verilecek grup eğitimlerini içermektedir;

  • İyiye Doğru Öfke Kontrol Programı
  • Güvenli Davranış Programı (Buradayım)
  • Cinsel İstismar ve Yaklaşım İlkeleri
  • İnfaz ve Koruma Memuru Bilgi Paylaşım Programı

Hükümlü-Tutuklulara Yönelik Ailelerle Sosyal Hizmet Uygulaması

Ceza infaz kurumlarında görev yapan sosyal hizmet uzmanları kurumda bulunan hükümlü-tutukluların talepleri ve kurum idaresinin bilgisi dahilinde aileleriyle görüşmeler gerçekleştirirler. Bu görüşmeler çoğunlukla hükümlü-tutuklunun ailesinin telefon ile aranması ya da açık ve kapalı ziyarete geldiklerinde yapılan mesleki görüşmeler şeklinde gerçekleştirilir. Aile ile yapılan telefon görüşmelerinde; hükümlü-tutuklunun durumu, ihtiyaçları, ceza infaz kurumunun iletişim adresi hakkında gerekli bilgiler verilir. Talep hâlinde hükümlü-tutuklunun aileleriyle yaşadıkları sorunlar hakkında gereken danışmanlık ve yönlendirme hizmetlerini yerine getirirler.

Ceza infaz kurumunda bulunan hükümlü-tutuklunun açık ziyaret ya da kapalı ziyaretlerini gözlemleyerek gerektiğinde ailesi ile ziyaret öncesi ya da sonrası mesleki görüşme gerçekleştirirler. Yine ceza infaz süreci boyunca ailesinden ayrı kalmış hükümlüyü, salıverilmesine hazırlamak ve ailesiyle yaşayabileceği olası uyum problemlerinin çözümlenmesine yardımcı olmak amacıyla mesleki görüşmeler gerçekleştirirler.

Hükümlü-Tutuklulara Yönelik Toplumla Sosyal Hizmet Uygulaması

Toplumla sosyal hizmet uygulaması toplumun sağlık, sosyal refah gibi gereksinimlerinin karşılanması amacıyla harekete geçirilmesi ve toplumun çalışmalarını değerlendirme, planlama ve koordine etmesine yardımcı olma anlamına gelmektedir.

Ceza İnfaz Kurumlarında yürütülen eğitim ve iyileştirme faaliyetlerinde toplum kaynaklarını harekete geçirme ve hükümlü-tutuklunun yüksek yararına kullanma, sosyal hizmet uzmanlarının toplum organizasyonu görevinin bir parçasıdır. Ayrıca hükümlü-tutuklunun dışarıda bulunan ihtiyaç sahibi ailelerine, ayni ve nakdi yardımlar hakkında rehberlik ve danışmanlık hizmetleri verilerek ailelerin toplum kaynaklarından azami şekilde faydalanması konusunda yardımcı olur.

Psiko-Sosyal Yardım Servisinde görevli Sosyal Hizmet Uzmanları çalışmalarını yürütürken kurum içi ve kurum dışı destekleri alır, çalışmalarını mikro, mezzo ve makro boyutta yürütür.

Ceza infaz kurumlarında toplumla sosyal hizmet çalışmalarında sivil toplum kuruluşları önemli bir role sahiptir. Toplumla sosyal hizmet uygulamalarında özel bir öneme sahip sivil toplum kuruluşları ile ortak çalışmalar yürütürler. Sivil Toplum Kuruluşları ve çeşitli dernekler ile yürütülen ortak çalışmalarda, ulusal ya da Avrupa Birliği destekli projelerin geliştirilmesinde görev alırlar.

Diğer Çalışmalar

Kurumlarda psiko-sosyal yardım servislerinde görevli sosyal hizmet uzmanları mesleki çalışmaların yanısıra birtakım idari görevleri de yerine getirmektedir. Bu görevlerden biri kurumlarda yer alan kurullara katılmak, görüş bildirmek ve oy kullanmaktır. Psikososyal yardım servisinin kurullara katılımı ile ilgili düzenlemeler 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ve ilgili mevzuat hükümlerinde geçmektedir. Bu kapsamda kurumlarda oluşturulan;

  • İdare ve Gözlem Kurulu
  • Eğitim Kurulu
  • Disiplin Kurullarına katılım sağlamakta, hükümlü-tutuklular ile ilgili bu kurullara gerektiğinde sunulmak üzere sosyal inceleme raporları hazırlamakta, görüş bildirerek oy kullanmaktadır.

Ceza İnfaz Kurumlarında Adli Sosyal Hizmet Uygulamaları Kapsamında Yurt Dışı Uygulama Örnekleri

Tarihsel süreç içerisinde ceza infaz kurumları ile ilgili kaydedilen gelişme ve değişimler kurumlarda yürütülen faaliyetleri de etkilemiş, cezalandırma odaklı anlayıştan uzaklaşarak rehabilite etme üzerine kurulu sistemde sosyal hizmet uygulamalarının rolü ve önemi giderek artmıştır. Ülkeler arası imzalanan uluslararası anlaşmalar, asgari cezaevi standart kurallarının belirlenmesi, uluslararası metinler her ne kadar dünya genelinde rehabilitasyon, dinamik güvenlik, eğitim, topluma yeniden kazandırma gibi kavramlar ekseninde buluşsa da ülkelerin bu kavramlara ilişkin yaklaşım ve önem dereceleri değişmekte, bu değişim uygulamalarda da kendini göstermektedir.

Hollanda’da ceza infaz kurumları ile belediyeler ve iş kurumları arasında yapılan protokoller gereği maddi suçlardan ceza infaz kurumunda bulunan ihtiyaç sahibi hükümlülere iş kazandırma faaliyeti sosyal hizmet uzmanının görevleri arasındadır. Avustrulya’da bulunan ceza infaz kurumlarında uygulanan temel rehabilitasyon programı bulunmaktadır. Avustralya’da, hükümlülere yönelik çok sayıda iyileştirme programları oluşturulmuş, ayrıca kadınlar ve çocuklar için ayrı programlar hazırlanmıştır. Ayrıca hükümlünün ihtiyacına göre birden fazla programın birlikte uygulanabileceği “birleştirilmiş programlar” oluşturulmuştur. Japon Ceza İnfaz Sisteminde “değişim için rehberlik” (müdahale/rehabilitasyon programları) uygulaması ile; hükümlülerin işlediği suç nedeniyle sorumluluk duygusunu geliştirmeleri, salıverilme sonrası sosyal hayata uyum için gerekli olan bilgi ve hayat tarzını kazanmalarını sağlamaya yardımcı olunmaktadır. Yine “Mağdur empatisi ile ilgili eğitim” ile ceza infaz kurumlarına suç mağdurları olan kişiler davet edilerek hükümlülerin doğrudan mağdurların düşüncelerini ve hislerini dinlemeleri, işledikleri suç ile yüzleşmelerini, tekrar suç işlememeleri hedeflenmektedir.

Gerek ülkemizde gerek yurt dışı örneklerinde görüldüğü üzere ceza infaz kurumlarında sosyal hizmet uygulamaları hükümlülerin topluma yeniden kazandırılması, risk ve ihtiyaçların belirlenmesi ve buna uygun bireyselleştirilmiş müdahalelerin yapılması, aile ve toplumla iletişim ve etkileşim dinamikleri üzerinde şekillenmektedir.

Denetimli Serbestlik Müdürlüklerinde Adli Sosyal Hizmet Uygulamaları

Denetimli Serbestlik Sistemi ülkemizde 2005 yılında 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanunu yürürlüğe girmesi ile başlamıştır. Kanunun 27. Maddesine dayanılarak Denetimli Serbestlik Hizmetleri Yönetmeliği hazırlanmıştır. Denetimli Serbestlik, İngilizce’de “probation” olarak tanımlanır. Denetimli serbestlik (DS), “mahkemece belirtilen koşullar ve süre içinde, denetim ve denetleme planı doğrultusunda şüpheli, sanık veya hükümlünün toplumla bütünleşmesi açısından ihtiyaç duyduğu her türlü hizmet, program ve kaynakların sağlandığı toplum temelli bir uygulamayı” ifade etmektedir. Denetimli serbestlik ceza infaz kurumuna alternatif seçenekler sunmakta, toplum içi adalet ve destek mekanizmalarını harekete geçirmektedir diyebiliriz.

Denetimli Serbestlik Hizmetleri Adalet Bakanlığı Ceza ve Tevkifevleri Genel Müdürlüğüne bağlı Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı ve taşrada denetimli serbestlik müdürlükleri tarafından yürütülmektedir. Denetimli Serbestlik Daire Başkanlığı; Değerlendirme ve Planlama Şube Müdürlüğü, İnfaz ve İyileştirme Şube Müdürlüğü, Çocuk Hizmetleri Şube Müdürlüğü, Elektronik İzleme Şube Müdürlüğü ve Koruma Kurulları ve Mağdur Destek Hizmetleri Şube Müdürlüğü olmak üzere beş şubeden oluşmaktadır. Taşrada kurulan denetimli serbestlik müdürlüklerinde ise Gelen Evrak Bürosu, Kayıt Kabul Bürosu, Değerlendirme ve Planlama Bürosu, İnfaz Bürosu, Eğitim ve İyileştirme Bürosu, Denetim Bürosu, Mağdur Destek Hizmetleri Bürosu, Koruma Kurulları Bürosu ve İdari ve Mali İşler Bürosu olmak üzere dokuz büro bulunmaktadır.

Denetimli serbestlik müdürlüklerinde müdür, müdür yardımcısı, denetimli serbestlik uzmanı ve denetimli serbestlik memuru ünvanlarında personel çalışmaktadır. Denetimli serbestlik uzmanı ile psikolog, sosyal hizmet uzmanı, sosyolog ve öğretmen kadroları kastedilmektedir. Bu ünvandaki görevlilerin tamamı aynı işi yapmaktadır. Denetimli Serbestlik Müdürlüklerinde Sosyal Hizmet Uzmanları Değerlendirme ve Planlama Bürosu, Eğitim ve İyileştirme Bürosu, Mağdur Destek Hizmetleri Bürosu ve Koruma Kurulları Bürosunda görev yapmaktadır.

Denetimli Serbestlik Sürecinde Bireylerle Sosyal Hizmet Uygulaması

Hakkında Denetimli Serbestlik tedbiri alınan kişinin mahkeme tarafından Denetimli Serbestlik Müdürlüğüne sevk edilmesiyle birlikte başlayan hizmet aşamaları ders kitabının 190. sayfasında belirtilmektedir.

Denetimli Serbestlik Müdürlüklerinde yürütülen çalışmalar ağırlıklı olarak bireysel ve grup çalışmaları şeklinde gerçekleşmekte, toplumla çalışma uygulamaları daha çok koruma kurulları aracılığı ile olmaktadır.

Denetimli Serbestlik Sürecinde Gruplarla Sosyal Hizmet Uygulaması

Denetimli serbestlik birimlerinde çocuklar ve yetişkinler için ayrı hazırlanmış grup çalışmaları bulunmakta, bu çalışmalar grup oturumları şeklinde ya da seminerler şeklinde yürütülmektedir.

Denetimli serbestlik hizmetlerinde, çocuk ve yetişkin hükümlülere yönelik rehberlik ve iyileştirme faaliyetleri kapsamında: Yetişkin hükümlüler için;

  • Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı Programı (SAMBA)
  • Öfke Kontrol Programı
  • Hayat İçin Değişim Programı (HAYDE)
  • Bireysel Öfke Kontrol Programı (ÖFKESİZ)

Çocuk hükümlüler için;

  • Çocuklar İçin Temel Yaklaşım Müdahale Programı
  • Çocuklar İçin Alkol ve Madde Bağımlılığı Müdahale Programı
  • Çocuklar İçin Genel Suçlu Davranışı Müdahale Programı
  • Çocuklar İçin Saldırganlığı Önleme Müdahale Programı
  • Sigara, Alkol ve Madde Bağımlılığı Müdahale Programı (Genç SAMBA)

geliştirilmiş olup bu programlar aktif olarak uygulanmaktadır.

Elektronik İzleme

11 Nisan 2012 tarihinde 5402 sayılı Denetimli Serbestlik Hizmetleri Kanununa 15/A maddesi eklenmiştir. Bu madde “Şüpheli, sanık ve hükümlülerin toplum içinde izlenmesi, gözetimi ve denetimi elektronik cihazların kullanılması suretiyle de yerine getirilebilir.” hükmünü içermektedir ( www.cte-ds.adalet.gov.tr ). Mevcut mevzuatımızda yer alan dört karar türünün elektronik izleme yöntemleriyle denetlenmesi mümkündür. Bunlar;

  • Konutun terk edilmesinin yasaklanmasına ilişkin kararlar,
  • Belirlenen yer veya bölgelere gitmeme şeklinde verilen kararlar,
  • Belirli bir yerleşim bölgesinin terk edilmesinin yasaklanmasına ilişkin kararlar,
  • Alkol kullanımının yasaklanmasına ilişkin kararlardır.

Denetimli Serbestlik Adli Sosyal Hizmet Uygulamaları Kapsamında Yurt Dışı Uygulama Örnekleri

Denetimli Serbestlik ilk kez İngiltere’de 1842 yılında hafif suç işlemiş kişiler hakkında uygulanmış, bu konuda ilk düzenleme 1869 yılında ABD’de yapılmıştır. 1869 yılında ABD’nin Massachussets eyaletinde 17 yaşından küçükler hakkında uygulanan denetimli serbestlik, 1878 yılında yetişkinler hakkında da uygulanmış, 1880 yılında çıkarılan bir yasa ile kurumun bütün ülkeye uygulanması sağlanmıştır.

Aile Mahkemelerinde Adli Sosyal Hizmet Uygulamaları

Aile Mahkemeleri uygulamalarına Türkiye’de 2003 yılında başlanılmasına rağmen yurt dışındaki uygulamaların çok daha önceye dayandığı görülmektedir. 4787 sayılı Kanunun 5. maddesi ile aile mahkemelerinde psikolog, pedagog ve sosyal çalışmacı atanması öngörülmüştür. İlgili Kanun, tüm meslek elemanlarının görevlerini; mahkemenin gerekli gördüğü hâllerde duruşmada hazır bulunmak, mahkemece istenilen konular hakkında çalışmalar yapmak, görüş bildirmek ve mahkemece verilecek diğer görevleri yapmak şeklinde sıralamıştır.

Aile mahkemelerinde görevli uzmanlar yaptıkları görüşmeler ile pek çok rol ve sorumluluğu da üstlenirler. Örneğin görülen davalarda her iki taraf ile yaptıkları görüşmelerle tara arın içinde bulundukları psikolojik, sosyal, ekonomik durumları tespit ederek hazırladıkları sosyal inceleme raporlarına yansıtırlar.

Aile Mahkemeleri Adli Sosyal Hizmet Uygulamaları Kapsamında Yurt Dışı Uygulama Örnekleri

ABD: Aile mahkemeleri uygulamalarının ilk örneği Amerika Birleşik Devletleri’ndedir. Amerika Birleşik Devletleri’nde 1899 yılında kurulan ve 1999’da yüzüncü yılını kutlayan aile mahkemeleri “Devlet ana babadır, ebeveyndir.” özdeyişine dayanmaktadır. Anne babanın yetersiz kaldığı durumlarda devletin ebeveyn yerine geçerek çocuğun çıkarlarını gözetmesi için kurulmuştur (Baktır, 2003, s. 40).

Japonya: Japonya’da aile mahkemeleri, 1949 yılında yeni anayasayla kurulmuştur. Japonya’da aile mahkemeleri tek ihtisas mahkemeleridir ve aile içi sorunlar ve çocuklarla ilgili her türlü konunun yargılamasına bakar (Terrill, 1999’dan Akt. Filiz, 2009, s. 23).

Almanya: Almanya’da aile mahkemesi fikri ise daha I. Dünya Savaşı sonrasında özellikle boşanma hukukundaki yoğun tartışmalar “kusur ilkesi”nden “şiddetli geçimsizlik ilkesi”ne geçişle ilgili olarak gerçekleşmiştir (Özel ve Tatar, 2008, s. 51’den Akt. Atamtürk, 2010, s.5).

Çocuk Mahkemelerinde Sosyal Hizmet Uygulamaları

Çocuk mahkemeleri, suça sürüklenen çocuk kavramını kontrol altına almakla yükümlü çocuk adalet sisteminin en önemli basamaklarından biridir. Çocuk mahkemeleri, genel olarak çocuğun korunması, sosyalleşmesi, tedavisi ve rehabilite edilmesi gibi amaçlara hizmet eder. Türk Ceza Adalet Sistemine göre suça sürüklenen çocuk, bir ceza hukuku kuralını ihlal etmiş 18 yaşından küçük kimsedir.

Çocukların içinde bulundukları dönemin özellikleri ve sosyalleşme süreçleri nedeniyle suça sürüklenen çocuklar için özel bir yargılama sürecinin gerekli olduğu düşünülerek çocuk mahkemeleri kurulmuştur. Ülkemizde ise çocuk mahkemelerinin kurulmasına ilişkin çalışmalar 1940 yılından itibaren başlamış 1945 yılında bir kanun teklifi ve yasası sunulmasına rağmen kabul edilmemiştir. 1979 tarih ve 2253 sayılı Çocuk Mahkemelerinin Kuruluşu, Görev ve Yargılama Usulleri Hakkında Kanun 1979 yılında kabul edilmiş ve ilk çocuk mahkemeleri 1987 yılında Ankara’da kurulmuş, bir yıl sonra İstanbul, İzmir ve Trabzon illerinde olmak üzere dört ilde faaliyete geçmiştir.

Sosyal çalışma görevlilerinin çocuk adalet sistemi içerisindeki birinci görevi; gerek talep makamı olan Cumhuriyet Savcılığına gerekse karar makamı olan çocuk hâkimi ve mahkemelerine çocukla ilgili alınacak kararda yol gösterici olmak üzere inceleme yapmak ve rapor hazırlamaktır. Bir diğer görevi ise savcılık veya mahkemede dinlenen çocuğun yanında bulunmaktır. Son olarak da çocuk hakkında verilen kararların denetiminde yol gösterici olan denetim planlarının hazırlanmasında görevlendirilebilirler.

Çocuk mahkemelerinde sosyal hizmet uzmanının temel görevlerinden biri, çocukla ilgili olarak sosyal inceleme raporu hazırlamaktır. Çocuk Mahkemelerinde sosyal inceleme raporu hazırlanırken sosyal hizmet uzmanının suça sürüklenen çocuk ile kurduğu ilişki çok önemlidir. Sosyal inceleme raporları aracılığıyla sosyal hizmet uzmanı çocuk mahkemesi ile toplumdaki diğer kaynaklar arasında bir köprü görevi üstlenir.

Çocuk Mahkemeleri Adli Sosyal Hizmet Uygulamaları Kapsamında Yurt Dışı Uygulama Örnekleri

Dünya’da ilk çocuk mahkemesi 1878 yılında Amerikan Masscahusets’te, diğeri de Chicago’da 1899’da kurulmuştur. İtalya’da ise 1934’te faaliyete geçmiştir ( www.icdenetim.adalet.gov.tr ).

Mağdur Hakları ve Mağdurlara Yönelik PsikoSosyal Destek Mekanizmaları

Ceza hukuku bakımından mağdur, “kanunların, eylem veya ihmal yoluyla ihlal edilmesi nedeniyle, bireysel veya toplu olarak, fiziksel veya ruhsal biçimde yaralanma da dâhil olmak üzere manevi acılar çeken, ekonomik kayba uğrayan veya temel hakları esaslı bir biçimde zayıflayan ve bu suretle zarar gören kimse” olarak tanımlanmaktadır.

İstanbul Sözleşmesi olarak anılan “Kadınlara Yönelik Şiddet ve Aile İçi Şiddetin Önlenmesi ve Bunlarla Mücadeleye İlişkin Avrupa Konseyi Sözleşmesi”nin etkin yerine getirilmesi için Adalet Bakanlığı merkezinde sosyal politikalar geliştirmek ve adliyelerde uygulama yaparak koordinasyon sağlayacak birime ihtiyaç duyulmuştur. Türk ceza adalet sisteminde mağdur haklarının korunmasına yönelik temel düzenlemeler 2004 yılında hazırlanan ve 1 Haziran 2005 tarihinde yürürlüğe giren 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu, 5271 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ve 5275 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile girmiştir. 18 Kasım 2013 tarihinde Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde Mağdur Hakları Daire Başkanlığı kurulmuştur.

Adalet Bakanlığı Ceza İşleri Genel Müdürlüğü bünyesinde kurulan Mağdur Hakları Daire Başkanlığında Adalet Uzmanları, Psikolog ve Sosyal Hizmet Uzmanları görev yapmaktadır. 2013 yılından bugüne kadar ulusal ve uluslararası sempozyumlar düzenlenmiş, “Mağdura Yaklaşım Kılavuzu” hazırlanmış, çeşitli eylem planları ve raporlar yayımlanmıştır.