Ünite 7: Açık Ekonomi Makro İktisadı

İç ve Dış Ekonomik Dengenin Sağlanması

1929 yılı ve devamındaki dönemi etkileyen Büyük Buhran’dan itibaren ülkelerin iç denge ile ilgili temel hedefi, tam istihdamda fiyat istikrarını sağlamak olmuştur. İç dengenin iki boyutu; ekonomiyi tam istihdama ulaştırma ve enflasyonu kabul edilebilir bir düzeyde tutmaktır. Dış ekonomik dengede ise temel amaç ödemeler dengesini sağlamaktır diğer bir deyişle ülkeye gelen döviz miktarıyla ülkeden çıkan döviz miktarını dengelemektir.

İktisat politikasının temel amacı; yukarıda bahsi geçen iç ve dış dengenin birlikte sağlanmasıdır, diğer bir deyişle genel dengeye ulaşmaktır. Genel dengenin sağlanması amacıyla uygulanabilecek politikalar, harcama kaydırıcı ve harcama değiştirici politikalar olmak üzere iki sınıfa ayrılabilir. Harcama kaydırıcı politika araçları toplam talebin yerli ve ithal mallar arasında kaydırılmasını sağlayan gümrük tarifeleri, kotalar, döviz kontrolleri, devalüasyon, revalüasyon, ithalat veya ihracat sübvansiyonları ya da vergileri olarak sıralanabilir. Harcama değiştirici politikalar ise merkez bankası tarafından yürütülen para ve hazine tarafından yürütülen maliye politikalarıdır. Bu politikaların temel amacı; toplam talebi artırmak veya azaltmak suretiyle toplam harcamalarda değişiklik yaratmaktır. Bir ekonomide para ve maliye politikası araçları kullanılarak iç ve dış denge üzerinde değişiklik meydana getirilebilir.

İç Ekonomik Dengenin Sağlanması

Bir ekonomide iç dengenin sağlanabilmesi için mal ve para piyasaları dengede olmalı, bu piyasalarda arz ve talep dengesizlikleri bulunmamalıdır.

Mal piyasası dengesi, toplam harcamaların yurt içi üretimle karşılanması yani toplam talebin toplam arza eşit olması durumunda sağlanır. Makro iktisadi analizde mal piyasasında denge IS eğrisi yardımıyla incelenir. IS eğrisi; faiz oranı ile üretim düzeyi arasındaki negatif yönlü ilişkiyi gösteren noktaların geometrik yeri olarak tanımlanabilir. IS eğrisi üzerindeki her noktada yatırımlar tasarruflara eşittir. Tasarruf-yatırım eşitliğinin sağlandığı her noktada mal piyasası dengededir. IS eğrisi analizinde faiz oranı ile reel üretim arasındaki negatif ilişki, yatırımlar aracılığıyla kurulmaktadır. IS eğrisinin konumunu değiştiren ve dolayısıyla iç dengenin değişmesini sağlayan faktörler şu şekilde sıralanabilir:

  • Otonom harcamalardaki değişimler
  • Ekonomide milli geliri azaltıcı veya artırıcı niteliklere sahip olan makroekonomik

değişkenlerdeki değişimler

  • Yatırımlar üzerinde artırıcı veya azaltıcı niteliğe sahip olan politika araçlarının kullanımı
  • Finansal sistemdeki değişimler

Para piyasası dengesi para arz ve talebi dengesini ifade eden LM eğrisi yardımıyla incelenmektedir. LM eğrisi; faiz oranı ile milli gelir arasındaki pozitif yönlü ilişkiyi gösteren noktaların geometrik yeri olarak tanımlanabilir.

Para piyasasında milli gelir ile faiz oranı arasındaki söz konusu pozitif ilişki, para talebi aracılığıyla kurulmaktadır. LM eğrisinin konumunu değiştiren ve dolayısıyla ekonomideki mevcut para piyasası dengesinin değişmesini sağlayan faktörler şu şekilde sıralanabilir:

  • Fiyatlar genel düzeyi sabitken, para arzının değişmesi
  • Para arzı sabitken, fiyatlar genel düzeyinin değişmesi
  • Fiyatlar genel düzeyi ve para arzı sabitken, para talebinin değişmesi.

Dışa kapalı bir ekonomide genel denge; mal piyasası dengesini gösteren IS eğrisi ile mal piyasası dengesini gösteren LM eğrisi dengeye geldiğinde sağlanmış olur.

Dış Dengenin Sağlanması

Bir ekonomide dış dengenin sağlanabilmesi için ödemeler dengesinin dengede olması gerekmektedir. Ödemeler dengesinde cari işlemler hesabı ile sermaye ve finans hesapları birbirini dengelediği zaman dış denge sağlanmaktadır. Bu durum, dış denge eğrisi adını alan ve döviz kuru veri iken bir ülkede faiz oranları ile reel üretim düzeyi arasındaki ilişkiyi açıklayan BP eğrisi yardımıyla incelenmektedir.

Ülkedeki sermaye hareketlerine göre BP eğrisinin eğimi de değişmektedir. Eğer ülke tam sermaye hareketsizliği politikası yürütüyorsa BP eğrisinin eğimi sonsuz, sınırlı sermaye hareketliliği politikası yürütüyorsa BP eğrisinin eğimi pozitif, tam sermaye hareketliliği politikası uyguluyorsa BP eğrisinin eğimi sıfır olmaktadır. BP eğrisinin eğimi, dış dengeyi etkileyen unsurların önemine göre değişmektedir. Bilindiği gibi, dış ticaret ve sermaye hareketleri dış dengeyi etkileyen iki temel kalemdir. Bu nedenle BP eğrisinin eğimi;

  • Marjinal ithalat eğilimine (dış ticaret ve ithalat açısından) ve
  • Ülkelerarası sermaye hareketlerinin faiz oranına duyarlılığına (sermaye hareketleri açısından) bağlı olmaktadır.

BP eğrisinin altında kalan her nokta dış açık durumunu gösterirken, üzerinde yer alan her nokta dış fazla durumunu gösterir.

Dışa Açık Ekonomide Genel Denge: İç ve Dış Denge

Dışa açık ekonomide genel denge, iç ve dış dengenin eş anlı olarak birlikte sağlanması durumudur. Bu durum mal ve para piyasasının dengede olmasının yanı sıra dış açık sorununun da olmadığı ideal bir dengeyi ifade etmektedir.

Dışa açık bir ekonomide izlenecek ekonomi politikaları, kapalı ekonomi durumuna göre daha geniş etkiler oluşturmakta, iç ekonomik göstergelerin yanı sıra dış ekonomik göstergeleri de etkilemektedir.

Açık ekonomide genişletici para politikası uygulanırsa millî gelir artışı ile ithalat artar, faiz oranı düşüşü ile ülkeden sermaye çıkışı yaşanır ve sonuçta dış açık oluşur. Para politikasının daraltıcı yönde kullanılması ile de ters yönlü olarak dış fazla meydana gelecektir.

Açık ekonomide maliye politikasının dış dengeye etkisi belirsizdir. Genişletici maliye politikası ile millî gelir artınca ithalat artar, faiz yükselişi ile ülkeye sermaye girişi olur. Ters yönlü bu iki etki nedeniyle dış denge üzerindeki etki belirsiz olur.

Para ve maliye politikalarının uygulanması sonucu ortaya çıkan dış açık veya dış fazla karşısında göstergeler uygulanan döviz kuru sistemine göre değişiklik gösterecektir. Sabit kur sisteminde dış açık veya dış fazla durumunda döviz kurunun değişmesine izin verilmez; merkez bankası döviz kurunu değiştirmemek için piyasaya müdahale eder. Esnek kur sisteminde ise dış denge kendiliğinden sağlanır. Dış açık varsa döviz kuru artar. İhracat artar, ithalat azalır, dış açık otomatik olarak giderilir.

Sermaye Hareketliliği ve Döviz Kuru Sistemlerine Göre İktisat Politikaları: Mundell-Fleming Modeli

Ekonomide izlenecek iktisat politikaları belirlenirken ülkenin sermaye hareketliliğinin durumu ve uygulanan döviz kuru sistemi birlikte ele alınmalıdır. İzlenecek politikaların uygulanan döviz kuru ve sermaye hareketliliği rejimlerine göre farklı sonuçlar vermesi bu durumun temel nedenidir.

Mundell-Fleming Modeli; tam sermaye hareketliliği koşullarında para ve maliye politikalarının etkilerini sabit ve esnek kur sistemlerinde inceleyen bir yaklaşımdır.

Tam Sermaye Hareketliliği Durumunda Döviz Kuru Sistemlerine Göre Para ve Maliye Politikaları

Ekonomide tam sermaye hareketliliği ve sabit döviz kuru rejimi geçerli iken merkez bankalarınca uygulanan para ve hükümetlerce uygulanan maliye politikaları farklı sonuçlar doğurmaktadır.

IS-LM-BP eğrilerinin bir arada kullanılmasıyla geliştirilen modele göre sabit döviz kuru sisteminde para politikasının hiçbir etki gösteremeyeceği, reel üretimi etkileyemeyeceği anlaşılmaktadır. Tam sermaye hareketliliği durumunda sabit kur sisteminde maliye politikası ise tam etkilidir.

Tam sermaye hareketliliği durumunda esnek kur sisteminde para politikası tam etkilidir. Tam sermaye hareketliliği durumunda esnek kur sisteminde maliye politikası ise tamamen etkisizdir.

Sınırlı Sermaye Hareketliliği Durumunda Döviz Kuru Sistemlerine Göre Para ve Maliye Politikaları

Sınırlı sermaye hareketliliği durumunda dış dengeyi gösteren BP eğrisinin eğimi, sermaye hareketlerinin faize duyarlılığına bağlı olarak dikeye yakın veya yataya yakın olabilir. Bu nedenle sınırlı sermaye hareketliliği durumunda politikaların etkinliği incelenirken BP ve LM eğrilerinin birbirlerine göre farklı eğim durumları ayrı ayrı ele alınmalıdır. Diğer bir deyişle;

  • BP eğrisi eğimi < LM eğrisi eğimi
  • BP eğrisi eğimi > LM eğrisi eğimi şeklinde iki alternatif eğim durumu incelemede dikkate alınmalıdır.

BP eğrisinin eğimi LM eğrisinin eğimine kıyasla yatık olduğunda sermaye hareketlerinin faize duyarlılığı yüksektir. Bu durumda sabit döviz kuru sisteminde maliye politikası kısmen etkilidir. BP eğrisinin eğimi arttıkça sabit döviz kuru sisteminde maliye politikasının etkinliği azalır. Sınırlı sermaye hareketliliği durumunda BP eğimi ne olursa olsun sabit döviz kuru sisteminde para politikası tamamen etkisizdir.

BP eğrisinin eğimi LM eğrisinin eğimine kıyasla yatık olduğunda esnek kur sisteminde maliye politikası kısmen etkilidir. BP eğrisinin eğimi artıp dikeyleştikçe esnek kur sisteminde maliye politikasının etkinliği artar. Yatık BP eğrisi söz konusu olduğunda esnek kur sisteminde para politikası kısmen etkili olmaktadır. BP eğrisi eğimi artıp dikeyleştikçe esnek kur sisteminde izlenen para politikasının etkinliği artar.

Tam Sermaye Hareketsizliği Durumunda Döviz Kuru Sistemlerine Göre Para ve Maliye Politikaları

Tam sermaye hareketsizliği geçerli iken sabit kur sisteminde para ve maliye politikası tamamen etkisizdir. Tam sermaye hareketsizliği durumunda ve esnek kur sisteminde para politikası kısmen etkiliyken, maliye politikası ekonomi üzerinde önemli ölçüde etkilidir.

Politika Açmazları: İç ve Dış Denge

Ülkeler ekonomide var olan bir sorunu çözmek amacıyla uyguladıkları politikalar sonucu başka bir surunla karşılaşabilmektedir. Bu durum genellikle iç ve dışş dengenin sağlanması amaçlarının çelişmesi sonucunda ortaya çıkar. Ekonomistler genel olarak bir ülkedeki iç denge sorunlarının çözülebilmesi için maliye politikası, dış dengenin sağlanması için ise para politikası uygulanmasının daha etkin sonuçlar vereceğini ileri sürmektedir. Bu yaklaşım, Robert Mundell tarafından ileri sürüldüğü için “Mundell’in Tahsisler Kuralı” adını alır. Mundell’in Tahsisler Kuralı’na göre ekonomide enflasyon ve dış açık sorunları bulunuyorsa, daraltıcı maliye ve daraltıcı para politikası enflasyon ve dış fazla sorunları mevcutsa daraltıcı maliye ve genişletici para politikası uygulanmalıdır. Ekonomide işsizlik ve dış açık sorunları bulunuyorsa, genişletici maliye ve daraltıcı para politikası işsizlik ve dış fazla sorunları mevcutsa genişletici maliye ve genişletici para politikası uygulanmalıdır.

İmkânsız Üçlü Hipotezi

İmkânsız Üçlü Hipotezi’ne göre, bir ekonomide tam sermaye hareketliliği, sabit kur sistemi ve bağımsız para politikasının birlikte izlenmesi başarılı sonuç vermez. Alternatif politikalar ise şu şekilde sıralanabilir:

  • Tam sermaye hareketliliği, esnek kur sistemi ve bağımsız para politikası,
  • Sabit kur sistemi, sermaye kontrolü ve bağımsız para politikası,
  • Tam sermaye hareketliliği, para kurulu ve sabit kur sistemi.

Bu görüşe göre, döviz kuru istikrarının ve enflasyon hedeflemesinin bir arada yürütülebilmesi için sermaye hareketlerine kontrol getirilmelidir.

İki Kutup Hipotezi

İmkânsız üçlü hipotezine dayanılarak S. Fischer tarafından geliştirilen bu hipoteze göre; sermaye hareketlerini serbestleştiren gelişen piyasa ekonomilerinin ya tam sabit ya da tam esnek döviz kuru politikalarını seçmeleri, ara kur sistemlerinden vazgeçmeleri gerekmektedir.